Yazar: Deniz Yalım Kadıoğlu


ruhsallıK

Gerçek Eylem 

En büyük cehaletmiş ruhsal cehalet. İnsan istediği kadar okusun, kendi “gerçek doğası”nı bilmedikçe cahil kalırmış. O yüzdenmiş bu dinmek bilmeyen öfke, bitmeyen kibir, hırs, korkular… Ölüleri bile ayırması işte bu cehaletten; toprağın altında da, üstünde de tüm canların bir olduğunu idrak edememesindenmiş. Başkasının ölüsüne, kederine…

GünlüK

Aslında Kalbin Tertemiz 

“Aa!” demiştim coşkuyla, “kalbim temizse demek!” “Temiz tabii,” demişti, “sen bilsen de, bilmesen de kalbin tertemiz.” Özümüz bir. Her bebek masumiyetin en güzel ifadesi. Kalbindeki arılığı yansıtır bir bebeğin gözleri. Sonra büyüdükçe, bizden önce büyüyenlerden öğrendikçe değişiriz. “Gelişiriz”. Önceleri belki farkında olmadan, en yakınlarımızdan, doğup…

şifacılıK

Güzel Yoga Yapmak 

Uzunca bir süre, yoganın birtakım fiziksel duruşları kusursuzca becerebilmek ile ilgili olduğu gibi, aslında içten içe inanmadığım bir sanıyla kendimi yıprattım. Pek çok dersten “Bugün de başaramadım, yapamadım…” diye çıktığım oldu. Bu düşünceyi pekiştiren durumlar da yaşadım. Örneğin bir gün dersin birinde, hayatında ilk kez…

ruhsallıK

Derinlik Korkusu 

Niyetlerimizle aramıza giren, bizi “biz olmaktan” alıkoyan bir şey var: derinlik korkusu. Niyet etmek, dilemek…  “Şöyle bir insan olmak istiyorum! Şunu yapmak istiyorum!” Tamam, iste ve olsun. Peki, aslında “olmak, yapmak” istiyor musun? Derinlik; geçici heveslere, yüzeysel bilgilere alışmış zihnimizin en büyük korkusu. Oysa “yeni”,…

ilişKiler

“Evli Değildin Herhalde?” 

 “Ne kadar kaldın Hindistan’da?” “İki ay.” “Evli değildin herhalde?” “Evliydim?” “Şanslıymışsın o zaman…” Şimdiye kadar karşılaştığım bu türden ilk tepki değil. Zamanında, başka başka “gezmelere” giderken, sözümü, duruşumu sakınmazken ya da öylesine susarken… Kaynağını anlıyorum. Yalnızca, niyesini kavramakta zorlanıyorum. Çok eskiden, çocukken de anlamazdım. Bu,…

ilişKiler

Aşk Sandıklarımız 

Hiç düşündün mü, başımıza gelen ya da gelmeyen, bizi bulan ya da bulmayan her şey istek ve arzularımızla değil de kendimize bakışımızla, şu kısacık hayattaki var oluşumuzla, duruşumuzla ilgili. Bence aşk, buna dâhil. Bir şeyi çok istersek sahip olacağımıza inandırıldık. Yıllar boyu. “İstemek,” dediler, “birinci…

ruhsallıK

Denge, Yogadır! 

Önce röportajın öyküsü: Yogaya başlayalı bir yılı geçmişti. Bir yogi nasıl yaşar, hayata nasıl bakar pek bilmeden, yalnızca haftanın birkaç günü hocalarımdan aldığım güzel enerjiyle düşünce şeklimin, algılarımın değiştiğini fark ediyordum. Bu iç değişimin yanında, dışarıdan görünense duruşumdaki değişimdi. Omuzlarım açılıyor, sırtım dikleşiyor, yürüyüşümden bakışıma…

ruhsallıK

Kıvrık Burunlar Müessesesi 

Evet, var böyle bir müessese. Hepimizin ucundan kıyısından üye olduğu.    Geçenlerde arkadaşlarla toplanmış yemek yiyoruz. Mekân güzel, yemekler leziz, üstelik mecburiyetten değil birlikte iyi vakit geçirmek istediğimiz için toplanmışız. Daha ne olsun?   Sohbetlerin biri bitip öbürü başlarken, bir an geri çekildim ve neşeli…

Yaşam

Artık Et Yemiyorum. Neden mi? 

Istırap ile besleniyoruz artık. Biri bize etimizin nasıl üretildiğiyle ilgili bir film göstermeye yeltenecek olsa, bir korku filmi izleyeceğimizden eminiz. Belki de içten içe fazlasını biliyor, bildiklerimizi hafızalarımızın karanlık köşelerinde zapt ediyoruz. Sınaî çiftliklerde işlenmiş etler yediğimizde karnımızı gerçek anlamda işkence görmüş etle doyuruyoruz. İşkence…

GünlüK

Köpükten Baloncuklar 

Görücüye çıktığımız zamanlar vardır. Bazılarımız için bu, hayatın her anıdır. İçimizi, dışımızı, becerdiklerimizi ve beceremediklerimizi sergileriz. Bakarlar. Kimisi sonsuz iyi niyetle, çabayı takdir edip kusuru hoşgörerek, sıcak. Kimisi her baktığında bir kusur arayarak, kem gözünü kırpmadan, dik dik. Bizi sevsinler isteriz. Bizi beğensinler. Övsünler, hayran…

ruhsallıK

Sessizliğin Hazinendir 

Bunu bana kimse demedi. Bir gün durup dururken kendi kendime söyledim, içimden: “Sessizliğin hazinendir. Sessizliğine sahip çık.” Maun. Düşün ki bir okyanussun. Yüzeyinde kıpır kıpır balıklar, martılar, irili ufaklı dalgalar. Dışarıda ne olursa olsun, ister güneş açsın ister fırtınayla dünya yıkılsın, sen dipte ve derindesin….

ruhsallıK

Zehirliyor musun, Besliyor musun? 

Fransa’nın Bretagne bölgesindeki balıkçı kasabası Cancale’dayım. Deniz susmuş, çekilmiş. Geriye midyelerle örtülü parlak bir düzlük kalmış. Göz alabildiğine boşluk. Islak zeminde yansıyan insan bedenleri, köpekler, kırmızı yağmurluklar, sarı kafalı çocukların koşan ayakları. Ne tuhaf, bu manzara bana Harran Ovası’nı anımsatıyor. Yıllar önce ovaya bakıp, “Hiçliğin…

ruhsallıK

Ahimsa, Şiddet ve Büyük Acımasızlığımız 

Hafta sonlarına özgü geç ve uzun kahvaltılardan birindeyiz. Nobel Barış Ödülü’nü alan Leymah Gbowee’nin konuşmasını dinliyoruz. Bu sene Nobel Barış Ödülü üç kadın arasında paylaştırıldı. Bu kişilerden Leymah Gbowee, Liberya’da barış ve kadın hakları için şiddet içermeyen direnişin temsilcisi. Şiddet gören, tecavüze uğrayan kadınları anlatırken…

GünlüK

O da Sevmeyiversin! 

“Seni sevmeyen ölsün!” Bu şarkıyı bilmeyen var mı? Ben onunla büyüdüm. Ve bir gün ne oldu biliyor musunuz, beni artık sevmeyen öldü. Yemin ederim ölümüyle bir ilgim yok, gazeteden öğrendim. Üzülmez miyim, üzüldüm elbet. Ama bu, sevilmeyişimi kabullenme sürecindeki üzüntüden fazla mıydı, işte ondan emin…

GünlüK

Yeter ki İsteyin… 

Yaz uçarı, bahar âşık. Sonbahar melankolik, kış depresif. Pazartesi sendromlu, pazar akşamları sıkıntılı. Cuma neşeli, çarşamba yorgun. Paris’te güneş yüzü görmek için daha aylarca beklemek lazım, diyordu geçen gün biri. Ne sıkıcı! Ayları bekleyerek geçecek. Düşük suratlıların koyu renkli giysileri caddeleri sarıyordu. Bunlar pazartesi sabahları…

ruhsallıK

Oysa Tek Kişilik Bir Yolculuktur Öğrenmek 

Elini nereye atsan bir sertifika programı, bir kurs, bir seminer. “Kişisel gelişim”, “yaşam boyu öğrenme”, “sürekli eğitim” sözcükleri gazetelerin reklam sayfalarından, internet sitelerinden, makale başlıklarından seni çağırıyor. Başını uzatıp da pencereden aşağıda akıp giden hayata bakmasan, muhteşem bir dünyanın varlığına neredeyse inanacaksın. Öyle bir dünya…

Renkler Bizi Çağırıyor
incelediK

Renkler Bizi Çağırıyor 

Renklerle yaşarız hayatı. Duvarlarımızın, eşyalarımızın, çantamızın ya da kahve kupamızın bizi yansıtsın isteriz. O günkü ruh hâlimize göre giyiniriz fıstık yeşillerini, koyu kahveleri, vişne çürüklerini. Tatil düşlerimiz turkuaz mavisi, aşkımız pembedir. İş yerini canlı renklerle tasvir edenimiz çok azdır. Peki, başımızı çevirdiğimiz her şeyle bu…

şifacılıK

Güzellik İçimizde 

30’lu yaşlarda başlar. Bir sabah uyanırsın, aynaya bakarsın ve o da ne, dudaklarının iki yanına yerleşmiş çizgiler, göz altlarında kendini gösteren kaz ayakları. Onlarca mimik yapar, gözlerindeki kırışıklıkları tartarsın. Kaşların çatılır, alnında beliren izler canını sıkar. Kozmetik şirketlerine tonlarca para dökersin, o da yetmez bir…

Sokaklar Kimin?
incelediK

Sokaklar Kimin? 

Otomobilsiz bir hayat düşünemeyiz. Ama her gün en az iki saatimizi egzoz, korna sesleri ve  gergin sürücüler arasında geçirmek bizi mutlu etmez. Yürüyüşe çıktığımızda, zaten geniş olmayan kaldırımların dört tekerlekli makineler tarafından işgal edilmiş olmasından hoşlanmayız. Ama park edecek yer bulamadığımızda, apartman girişlerini ve aynı…

Haydi Gönüllüler Tatile
incelediK

Haydi Gönüllüler Tatile 

Bir tatil düşünün: Doğal afetle evleri ve yaşamları yerle bir olanların evlerini inşa ettiğiniz… Afrika’daki AIDS’li çocukların bakımına yardımcı olduğunuz… Kenya’da defteri kalemi bile olmayan küçük çocuklara İngilizce, müzik, beden eğitimi dersleri verdiğiniz… Hindistan’daki bir yetimhanede bakıcılık yaptığınız… Ya da çevreci bir sivil toplum kuruluşunun faaliyetlerine…

Send this to a friend