Ana bedenanne baba çocuKArtık Anne Babalarımızın Yakasını Bıraksak mı?

Artık Anne Babalarımızın Yakasını Bıraksak mı?

Bir Fark Ediş Notu (Bölüm 1)

Yazar: Hasan Sonsuz

Az önce “Seni Bana Katsam”ı dinliyordum.
Neco’nun o şarkısı…
O kadar güzel bir aranjman ki… Bugün dinlediğinizde de hâlâ insanın içine işliyor.

Sonra birden bu şarkıyı dinleyen anne babalarımız geldi gözümün önüne.
Onlar da bizim geçtiğimiz yaşlardan geçtiler; hayalleri vardı, kırgınlıkları vardı, mutlulukları, korkuları vardı. Yaşadıkları döneme uygun davranışları, inanışları, tavırları vardı. Bildikleri vardı, bilmedikleri vardı, bilemedikleri vardı.

Ardından şu düştü içime:
Biz onlara biraz fazla mı yüklendik ne?
Artık rahat bıraksak mı yakalarını…

Onca kitap okuduk, çalışmalar yaptık, eğitimlere katıldık… da biz de hâlâ neler yapıyoruz neler.

Onların ne bu kitaplara, ne bu çalışmalara, ne de bu eğitimlere erişimi vardı. Bildikleriyle, ellerinden geldiği kadarını yaptılar. Onlar da bizim gibi birer insandı hep.

Ama hani küçük bir çocuk için anne-baba gözümüzde Tanrı gibi görünür ya…
Sorun tam da burada başlıyor.

Büyüyoruz.
Sonra fark ediyoruz ki onların da sevapları var, hataları var, kusurları var…

Ama bunu kabul edemeyen çocuk bilinçaltımız diyor ki:
“Sen kusursuz olmalısın. Çünkü sen Tanrı’ydın benim gözümde. Sen kocamandın.”

Böyle düşünen çocuk bilincimiz karşısındakinin insani boyutlarını görünce bu sefer Tanrı ile ilişkisinde bağlantı hataları, kopukluklar, parazitler yaşamaya başlıyor. Güveni sarsılıyor ya da kibre savruluyor:
“O benim Tanrı’mdı;
ama şimdi görüyorum ki ondan daha fazlasını biliyorum.
O hâlde Tanrı olan ben olmalıyım.”

Bunlar sağlıksız ilişki ve iletişim modelleri.

Oysa şu gerçeğin altını bir daha çizelim:
Onlar da senin benim gibi insanlar.
Ellerinden geleni yaptılar.
Bu sana yetti ya da yetmedi…
Ama onların kapasitesi buydu. Daha fazlası değil.

O yüzden önce anne babalarımızın yakasını bir bırakalım.

Sonra mı?

Kulağa hemen sesler geliyor:
“Peki bu kadar toksik bir anneyle ne yapacağım?”
“Şimdi babamı affetmem mi gerekiyor? İstemiyorum!” 🙂

O seslere de yanıtı ikinci bölümde verelim.

Yazı hakkında düşünceniz nedir?

Share your reaction or leave a quick response — we’d love to hear what you think!

Yorum Yap

Benzer Yazılar