Dün akşam Sath Bilinç Okulu’nun Bilgelik Yolu portalında “İnanmaktan Bilmeye Geçiş ve Yüksek Telkinler” sohbetine katıldım. Anlatıcı sevgili dostum Sonat Bağcan Taneri dedi ki: “Küçük bir çocukken ebeveynlerin sana telkinlerde bulunuyor. Bilinçaltı bakıyor: Onlar hayatta kalmışlar, bu şekilde yaşamışlar, o zaman doğrudur, deyip kaydediyor…”
Bu kısmı çok etkiledi beni çünkü yıllar boyu aslında bilinçaltımıza yazılmış bu telkinlerle uğraşıp duruyoruz. Elbette bir zamanlar işimize yaramış olanlar var ama artık nicesinin güncellenme vakti gelmiş; hatta bazıları tamamen endişeden, değersizlik ve yetersizlik duygusundan doğmuş düşünceler olarak orada duruyor.
Derken gözümün önüne ChatGPT geldi. Ona sorular soruyoruz ama bir yandan da nasıl davranmasını istediğimize dair komutlar veriyoruz. O da “hafızama kaydettim” diyor ve sonrasında bu komutlara göre yanıtlar üretmeye başlıyor.
İşte bizim nefsimiz de bir nevi ChatGPT gibi; nice nice komutlar verilmiş, hem de bebeklikten itibaren ve hâlâ almaya devam ediyor. (Propaganda ve reklam teknikleri zaten kitlesel telkinler vermek için oluşturulmuş sistemlerdir.)
Biz de bu telkinleri alıp duruyoruz. Bilinçaltı kaydediyor, onay veriyor: “Tamam, kaydedildi.”
Mesela “Bu ürüne sahip olursanız, diğerlerinden daha özel ve farklı olacaksınız.” mesajını alıyor insan. O ürünü alınca kendini gerçekten farklı hissetmeye başlıyor ve bu yüzden sürekli o ürünün peşinden gidiyor. Tamam, ürünün gerçekten faydası olabilir ama marka bağımlılığı dediğimiz şey tam da böyle oluşuyor.
Hayatımızda karşımıza çıkan pek çok duruma da bilinçaltımıza yazılmış bu kodlarla cevap veriyoruz. Buna “kendim” diyoruz ama aslında bunun bir program olduğunun farkında bile değiliz.
İşte dünya illüzyonu da böyle ortaya çıkıyor. Zannediyoruz ki dünyada var olmak bir illüzyon. Ama değil. Tüm bu komutlar ve yönlendirmeler aradan çekildiğinde, göreceğimiz şey varoluşun enfes bir yaratımı olan bir dünya olurdu ve şahit olduğumuz bu yaratımın ardındaki hakikat bizi daha ötelerine taşıyabilirdi.
Ama şu anda bilinçaltımıza atılmış kodlar tarafından o kadar çekiştiriliyoruz ki… Buna “Hayatım” diyoruz.
Ne yediğin, ne içtiğin, ne gördüğün, nasıl gördüğün, nasıl tat aldığın, nasıl dokunduğun, nasıl kokladığın, düşüncelerin, inanışların… Hepsi ama hepsi sana öğretilmiş, sana yazılmış. Sen de bu komutlarla şekillenmiş bir dünyanın içinde yaşıyor ve buna “Hayatım” diyorsun. Sonra da “Özgürüm” şarkıları söylüyoruz. Ama belki de sabah akşam dinlediğimiz “Kafa nereye ben oraya” sözleriyle programlanmış bir zihin, istediği yere gidebilmeyi özgürlük zannediyor. Bu, mevcut sistemin içinde bir özgürlük olabilir ama hâlâ o sistemin içindesin ve oradan oraya gidip sosyal medyanı dolduruyorsun #ozgurkız etiketiyle…
Bunu hepimiz farklı şekillerde yaptık ve yapmaya da devam ediyoruz.
Hatta şunu da söyleyeyim: Spiritüellik bile bazen yeni bir illüzyon dünyası yaratabiliyor. Eğer bu yolda, hakikate yaklaşmak için yürüyorsan ne âlâ. Ama sana yeni bir kimlik, bir farklılık, diğerlerinden üstünlük hissi vermeye başladıysa, hoş geldin yeni illüzyonuna… 🙂
Alem içinde alem, illüzyon içinde illüzyon var bu dünyada…
Öyle muazzam kurgulanmış bir oyun ki bu…
Peki bu illüzyondan nasıl çıkacağız ve hayatlarımızı nasıl yeniden düzenleyebileceğiz?
Birincisi, illüzyonda olduğunu fark etmek ya da bunun sana fark ettirilmesiyle başlıyor her şey.
Bu noktada sana sadece sözleriyle değil, hâliyle ve tavrıyla hatırlatan bir rehberle yürümek süreci çok kolaylaştırıyor. Hele bir de birlikte yürüdüğün dostların varsa ve birbirinize düştüğünüz yanılgıları hatırlatıyorsanız, bu gerçekten çok kıymetli bir yol arkadaşlığına dönüşüyor.
İkincisi, içimizdeki ChatGPT’ye daha yüksek promptlar, yani daha yüksek komutlar vermek. Dün geceki sohbetimizde Sonat Hocamız bunu yaptırdı. Çok derin ve güçlü komutları bir teknikle bilinçaltımıza yazdırdı. Yeni komutlar girildi.
Bunları kendi başımıza da yapabiliriz elbette ama bir de ortamın ve birlikte olmanın ayrı bir gücü var. Zaten 11 sene önce üstadımızla başlayan yolculukta, sonra da Sath Bilinç Okulu ile devam etmemizin nice sebeplerinden biri de bu. Saflığından, niyetinden, yönünden emin olduğun insanlarla aynı yolda yürümek gerçekten çok dönüştürücü oluyor.
Dün gece bir kere daha buna şahitlik ettim ve sizlerle de paylaşmak istedim.
Bilinçaltlarımıza en yüce komutları girebilip bu dünyayı hakikat gözüyle görebilmemiz dileğiyle… 🙂
Kodlanmış bir İllüzyondan Varoluşun Hakikatine
34

