Yazar: Deniz Yalım Kadıoğlu


Yaşam

Bir İş Görüşmesi 

Neredeyse bir saat oldu. Girişteki bekleme odasının her ayrıntısını gözüm kapalı anlatabilirim. Koltuklar biraz eskimiş, duvarlar ve döşemeler pırıl pırıl. Belli ki yeni taşınmışlar, eski ofis mobilyalarıyla. Sağ elimle belli etmeden kenardan çıkan küçük iplikleri koparıyorum, sonra avcumun içinde yuvarlayarak koltuğun altına atıyorum. Avuçlarımın terlediğini…

GünlüK

Kumdan Kaleler 

Kumdan bir kale düşünün. Çevresine güzel su kanalları yapmış, düşmanlara karşı hendekler kazmışsınız. Yalnız öyle bir yere inşa etmişsiniz ki kalenizi, dalgalar güçlendikçe önce su kanalları dolup taşıyor, sonra da heybetli surlarınız, tuzlu suyun parmakları arasında giderek erimeye başlıyor.   Sizse elinizde küçük plastik kovanız,…

anne-baba-çocuK

Küçük Prensler 

Seneler önce, bir otobüs yolculuğunda arkama iki küçük çocuk düştü. Kendimi yeterince büyümüş ve “yetişmiş” zannettiğim dönemlerdi. Öyle ya, daha neye yetişecektim ki? Dünya üzerinde anlaşılmayacak hiçbir şey yoktu. Yalnızca dünyaya, beni anlaması için biraz zaman vermem gerekiyordu. Ama hiç vaktim yoktu. Hayat tekdüze, insanlar…

mistiK

Cadıların Bayramı Olsa 

Oyuk gözlerinden süzülen mum ışığıyla hınzırca gülen bal kabakları, ruhlar âleminden gelmiş gibi görünen süslerle dolu vitrinler. Kandillerin aydınlattığı vampir yüzleri. Birbirinden korkunç kostümlerin içinde kıkırdayan çocuklar, minik ellerinde elma şekerleri. Ve bu minik ellerin çaldığı her kapıda aynı soru: Oyun mu ikram mı? Cadılar…

Send this to a friend