Aralık ayı içinde sevgili amcamızı uğurladık. Naaşının yıkanmasını beklerken birden yıkayan kişi “Gelip su dökmek ister misin?” diye sordu. İçeri girdim. Amcam masanın üzerinde yatıyordu. Suyu döktüm ve izlemeye başladım yıkanmasını. Tıpkı bir bebek yıkanıyor gibiydi. Sadece ses çıkmıyordu ve hareket yoktu. İçerisi mis gibi hamam sabunu kokuyordu. Süngerle sabunladı önce, sonra elindeki tas ile bol bol su döktü. Sonra meşhur pamuk olayı geldi tıpkı bir bebeği bezler gibi. Ardından da kundağa sardı. Tıpkı geldiğimiz gibi gidiyoruz diye düşündüm o anda. Artık toprak annenin kucağına bir bebek gibi gitmeye hazırdı amcam…
Sonra yıkayan kişiyi düşündüm. Nasıl bir hayatı vardı acaba? Sürekli cenazeler ve yakınları arasında nasıl sağlıklı kalabiliyordu. Merak ettim ve biraz muhabbet ettik: “Biz neler neler görüyoruz, alıştık artık.” dedi sakince. Üzerindeki önlüğü çıkartmıştı, günlük kıyafetleri içinde senin benim gibiydi işte…
Cenazeden birkaç gün sonra “Ölünce beni kim yıkayacak” ilanlarını gördüm. “Allah Allah gerçekten kendi simülasyonunda yaşıyorsun sen Hasan, baksana ne yaşadın, şimdi ne geliyor karşında evreninde…” dedim. Ardından da amcamı yıkayan kişinin mesleğinin Gassallık olduğunu öğrendim…
Dizi de, şahit olduğum sahnenin birebir aynısıyla başladı. Mekan, yıkanma, süngerler hatta sabunlar bile aynıydı… Sonrası ise çok güzel geldi.
“Gassal” çok ama çok güzel bir dizi. Netflix’te falan olsa gündemi şimdinin mislisi olurdu de bu haliyle bile nasıl konuşuluyor. Ama değer biliyor musunuz? Dün 3. Bölümün final sahnesinde (düdüklü şeker) nasıl ağladım. Hadi filmlerde olur da bir dizinin böyle ağlattığını hatırlamıyorum. Ama bir yandan da kahkahalar attırıyor. Tiplemeler, oyunculuklar çok iyi.
Gerçekten güzel, halden hale sokan, düşündüren bir dizi “Gassal”.
Bu vesileyle sevgili Amcamın ve de onun ardından 20 gün sonra da ebediyete intikal eden Halamın ruhları şad olsun, Allah rahmet eylesin. 🙏

