Ana ruhruhsallıKVaroluşumuzdaki “Baba”

Varoluşumuzdaki “Baba”

Yazar: Hasan Sonsuz
Uzun yıllar boyu Mevlana’nın birbirine zıtmış gibi görünen iki sözünün arasında kalıp anlamaya çalıştım ve bir türlü işin içinden çıkamadım. Diyordu ki Hz. Pir hepimizin de bildiği üzere: “Ne olursan ol yine gel.” Fakat bir başka dizisinde de “Benim gönlüm geniş ama giriş kapısı dar. Oradan yalnız ‘Sen’ olarak giriş var.” dökülmüştü ondan.
Nasıl oluyordu ki bir yandan ne olursan ol yine gel derken, diğer dizelerinde içeri giriş için bir ölçüt koyuyordu. Burada nasıl bir hikmet vardı?
Bu sözlerin manasını ancak üstadımdan eril ve dişil yanlarımızın doğalarını dinleyince idrak edebildim: “Ne olursan ol yine gel” diyen dişil doğamızdı, o Rahimdi, o anaydı, her ne olursa olsun kabul edici olandı. Ama bir de eril, Rahmani, baba doğamız vardı ki işte o seçiciydi, koruyucuydu, dur bakalım diyendi.
Doğamızın her iki yanına da ihtiyacımız var. Hem seçen hem de kucaklayan yanlarımıza…
Fakat hele ki spiritüel bilgilerin içinde isek “Baba” tarafımıza bir başka ihtiyacımız var. Çünkü bu bilgilerin şefkatli yönünü, hele ki yolculuğun başlarında her gelene geç demek olarak algılıyoruz. Ne hududumuz kalıyor ne de sınırlarımız. “Sen spiritüel değil misin, o zaman senin bahçende istediğim gibi oynar, canımın istediğini yaparım.” diyen arsızlara katlanmaya çalışıp, bunu da “sevgi” zannediyoruz. “Giremezsin hadsizce buraya çık dışarı” netliğinde bir baba enerjisinin yoksunluğunu çok hissediyoruz, hatta öyle bir enerjinin gerekliliğinin bile farkında bile değiliz.
Halbuki düşünün bedenimizin bağışıklık sistemidış dünyadaki onca virüse, bakteriye dur demese, gelene geç dese ne hale geliriz. İşte dünyadaki var oluşumuzun da bir seçen, sınır çizen, gerektiğinde dışarı diyen bir tarafına ihtiyacı var.
Size bir şey söyleyeyim mi: Hakiki gelişim, varlığımızın her iki doğasını tanıyıp, onların uyum içinde dansına şahit olduğumuzda geliyor. Toksik olanlara dur dediğimiz, hakikatte olanları gönlümüzde ağırladığımızda muhabbet açılıyor.  Ama burada öyle bir direncimiz de var ki eee toksik olan da biz değil miyiz de geliyorlar karşımıza, hem onlar ne yapacak diyor zihinlerimiz.
Bizler -her ne kadar bu role bayılsak da- kurtarıcı kahramanlar değiliz!!! Elimizden geleni geldiği kadar yaparız, ötesi bu işin profesyonelleri ve daha da ötesi Yaradan’ın elindedir. Herkesin hizmeti vardır elbet, fakat hizmetlerini gördüysek, teşekkür edip onlarla vedalaşma vakitleri gelmiştir. Çünkü oradan ötesi artık bizi oyalar, engeller, aynı döngüyü tekrarlatır. İşte buradan çıkışın yolu, varlığımızın “Baba” yönünün yol göstericiliğinde alınır.
Varlığımızın eril doğasına bizi şahit etmiş, fiziksel olarak çocuğu olsun olmasın, “Baba”lığı yaşayan ve yaşatan tüm güzel ruhlara hürmetler olsun. Onlara ettiğimiz şahitlik, hayatlarımıza deneyimlerimiz olarak dolsun ve bizlere şahit olanların hayatlarını doldursun… 🙏
”Gönlümün bütün kapılarını kapattım Ey Yâr!
Yalnız sana açık bıraktığım tek bir kapı var
Soruyorlar ‘Neden kapattın tüm kapıları,
Gönül geniş olmaz mı?’
Gönlüm geniş Ey Yâr,
Yalnız giriş kapısı dar!
Sen-ben olarak girilmiyor kapıdan
Yalnızca ‘Sen’ olarak giriş var..!”
Mevlânâ

Yazı hakkında düşünceniz nedir?

Share your reaction or leave a quick response — we’d love to hear what you think!

Yorum Yap

Benzer Yazılar