Ana ruhruhsallıKSelamlar Olsun Atalarımıza…

Selamlar Olsun Atalarımıza…

Yazar: Hasan Sonsuz

Kalbinizin tam orta yerinde, belki sizin bile fark etmediğiniz bir taş oturuyor. Ağlamak istiyorsunuz, “Ben zaten ağlayabilirim” diyorsunuz… Ama olmuyor işte, olmuyor.

Hayatlarımızda ifade bulmamış nice şeyler var. Ama bu… bu başka bir şey.

Dostlarınız, eşiniz görüyor, söylüyor: “Donmuşsun.” Sen de biliyorsun bir şeyler ters, ama ne?

Ve birden fark ediyorsun: O, yas.
Yaşanamamış yas…

“Ağladım, sızladım, aylarca boş gözlerle dolaştım, yasımı yaşadım” diyorsun. Ama bu sadece bir zan… Çünkü yasın da katmanları var.

Belki duygusal olarak gideni bırakmışsın; belki beş duyunla artık algılayamayacak olmanın acısını kabullenmişsin. Ama ya onun hakikati? Onun varoluşundaki o derin gerçek ile temas edebildin mi? Kalpten kalbe konuşabildin mi? En derinlerinden teşekkür edebildin mi?

Belki de bu eksiklik, kendinle de böyle derin bir bağ kuramamış olmandan… Kendini görememekten, kendi hakikatini bilmemekten…

Gözler körleşmiş. Ne kendini görüyor, ne hayatı, ne varlığı. Henüz açılmamış; zanların evreninde otomatik hareket ediyor ve buna “yaşamak” diyor.

Ama kalbinin o orta yeri var ya… Hissetmek isteyip bir türlü hissedemediğin o yer… İşte o yas ertelenmiş, derin bağ kurulamamış, üzeri örtülmüş büyük bir nokta kalmış: O güzel atanın varlığındaki hakikati görmek. Ondaki Hak ile bağ kurmak.

Biz nice anılara, inançlara, suretlere, kıyafetlere takılıp kalmışız. Vefayı orada sanıp, oralarda gezinmişiz. Ama ondaki hakikati görmek söz konusu olunca, tıpkı kendi hakikatimizi ihmal ettiğimiz gibi, onu da ihmal etmişiz. Bu ihmal öyle kazalar yaratmış ki, kendi hakikatimizle buluşmamıza; anın içindeki en yüce ihtimalleri hayatımıza çekmemize engel olmuş.

Böylece sayısız potansiyel arasından, hakikatimize uygun olanı değil; ortalama, vasat seçimleri yapmışız. Ve buna da “hayat” deyip hüküm kesmişiz.

Bunu fark ettiğin an, harcadığın, heba ettiğin, israf ettiğin zamanın mahcubiyeti doluyor içine.

Belki de şimdi, buna “dur” deme zamanı. Kaptırdığımız bu akıştan çıkma ve yüceliklere açılma zamanı…

İlk adım olarak, atalarımıza selam vererek başlayabiliriz.

Sevgili babam Mahmut Çeliktaş… Adında taşıdığın o ada selam olsun.
Sevgili amcam Mehmet Çeliktaş… O güzel Mehmet’e selam olsun.

Daha nice atalarımız var gönlümüzde. Bugün bu satırların altına, sizin de içinize düşen isimleri yazabilirsiniz.

Yazı hakkında düşünceniz nedir?

Share your reaction or leave a quick response — we’d love to hear what you think!

Yorum Yap

Benzer Yazılar