Ana ruhruhsallıKİdrak Yolculuğu (Bölüm 2) | Ruhsal Rehberinizi Nasıl Tanırsınız?

İdrak Yolculuğu (Bölüm 2) | Ruhsal Rehberinizi Nasıl Tanırsınız?

Gerçek rehber, bilgiyi hal edinmiş, zirveyi yaşamış olandır. Yol gösterir ama sizin yerinize yürümez; sizi özgünlüğünüze ve hakikate taşır.

Yazar: Hasan Sonsuz

Bölüm 3: Kendini Tanıma Yolu Tek Başına Gidilir mi?

Kendini tanıma yolu tek başına gidilir mi?

Gidilir elbette. Sonuçta Everest orada duruyor.
Kimse de sana “çıkamazsın” ya da “çıkma” demiyor.
Ama tek başına çıkmak?..

Burada birkaç senaryo var.

Birincisi:
“İlla ben yapacağım, kimseye ihtiyacım yok” inadı.
Böyle çok insan var.
Kime neyi ispat etmeye çalışıyorsun diye sorası geliyor insanın.
Üstelik, gidilmiyor da…
Gittiğini sanıyorsun ama hep aynı yerde dönüp duruyorsun.

İnadı bırakıp kendini bir rehbere ve dostlara açtığında ise farkı görüyorsun.
Benim kişisel hikâyem böyleydi.
Yıllarca “kimseye ihtiyacım yok” dedim durdum.
En sonunda, artık gidemez olduğum bir noktada bir rehbere talip oldum.
O geldikten sonra her şey bambaşka oldu.
Hâlâ, o rehbere…
Kendimdeki direnci bırakıp teslimiyete geçtiğim o güne…
Ve yolumu o rehberle kesiştiren kudrete defalarca şükrederim.

İkinci senaryo:
“Açmak istiyorum kendimi ama çevremde kimse yok.”
Henüz yok…
Sen aç bakalım kendini, nasıl kesişmeye başlıyor yolların…
Hiç kimsenin olmadığı bir yerde bile gelir seni bulur.
Hele ki iletişim kanallarının bu kadar gelişmiş olduğu bu çağda…

Yeter ki kendini aç.

Tabii bu noktada akla şu soru gelir:
“Peki rehberimin doğru kişi olduğunu nasıl anlarım?”

Çünkü karşına farklı isimler çıkabilir.
Bunların arasından kendin mi seçeceksin?
Nasıl güveneceksin?

 

Bölüm 4: Ruhsal Rehberinizi Nasıl Tanırsınız?

Öncelikle onu ne zihninizle ne de duygularınızla değil, kalbinizle hissedersiniz. Her ne kadar çoğu zaman duygularla kalbi aynı zannetsek de, aslında onlar farklı boyutlardır. Ve o kavuşma anı geldiğinde kalbiniz bir başka atar. Çünkü çıkacağınız yol, “Aşkınlık” yolculuğudur ve aşk ile başlar.

O rehber sizden ruhsal yaş ve olgunluk olarak büyüktür. Siz okul sıralarındasınızdır, o ise o sıralardan çoktan geçmiş, öğretmen olmuştur. Siz Everest yolunda 3.000 metrede yürüyorsunuzdur henüz; o ise bir ya da defalarca zirve yapmıştır.

Sözde değildir, özde yapmıştır o zirveyi. Bazıları sözde zirve yaparlar, ama o zirveye çıkma cesaretleri aslında hiç olmamıştır. Dağın eteğinde kamp kurmuş, sanki çıkmışçasına anlatıp duranlar vardır; bir de sizi orada meşgul ederek yolunuzdan alıkoyarlar. Zaten çekinilip uzak durulası olanlar böyleleridir. Onlar cesur değillerdir, ama ağızları iyi laf yapar, tek dertleri bir mevki sahibi olmaktır. Kendileri gibi cesur olmayanlarla dağın eteğinde yaşar giderler. Hatta size de “Gel dinle” derler ama hakiki zirvenin peşindeki ruhu tutmaya güçleri yetmez. Çünkü ruh, orada özün değil sadece boş sözün olduğunu bilir.

Hakikatin rehberi anlatmaz, yaşar. Yaşamadığını asla anlatmaz. Zaten kendisine sorulmadıkça anlatma ihtiyacı da duymaz. O yaşar ve siz sadece onu seyrederek o kadar çok şey öğrenirsiniz ki, bir süre sonra siz de onunla ritim tutarsınız.

O, sizin, kendisinin bir taklidi olarak kalmanıza da izin vermez. Elbette taklit öğrenme yollarından biridir. Çocuk büyükleri taklit ederek öğrenir; ama bir süre sonra öğrendiklerini kendi özgünlüğü ile yansıtmaya başlar. Rehber, size kendi özgünlüğünüzü keşfettiren ve o özgünlüğünüzle zirve ekibindeki yerinizi bulmanız için yol gösterendir.

Rehber size yolu gösterir, attığınız adımlarda onarılması gereken yerleri size hatırlatır; ama sizin yerinize o yolu yürümez, sırtınıza yüklenip taşımaz, problemlerinizi çözmez. Yolu gösterir ve yoluna gider, siz de onu takip edersiniz. Bazen derin uçurumlar olur, yanınızdadır, elinizden de tutar; ama sürekli elinizden tutan bir anne-baba değildir ki, anne-babalar bile bir yerden sonra elinizi bırakır, kendi yolunuza gidin diye.

Rehber, bilgiyi “hal” edinmiştir. Hal, bilginin manasına açılıp yaşamaktır. Yaşanan bu haller, ona doğal olarak bir makam getirir. Çünkü o, artık o dağdaki yolculukta tecrübelidir; yolu bilen, yürüyen ve yürütendir. Ama makamı sırtında ve bedeninde taşıyandır. Makam sahibi olup bir yere çökeyim de millet çevreme toplansın beni dinlesin derdinde değildir. Zaten öylesi, dağın eteğinde duyduklarını anlatır. Hakiki rehber ise şahit olur, şahit eder, yaşar ve yaşatır.

Size, dağa, yola, yolculuğa ve tüm oluşa derin bir hürmet içindedir. Sizin amacınızın zirveye erişmek olduğunu, kendisinin ise bu yolculuğun refakatçisi olduğunu bilir. Siz dağ için oradasınızdır, yolculuk için. Sizin doğrudan ona yönelik övgülerinizi gülümseyerek kabul eder ve orada bırakır. Çünkü bilir ki, üzerine alması hem yük eder hem de yoldan eder.

Dağ ve yolculuk hepimizden çok daha büyüktür ve bizler bu yolculuğun birer parçalarıyızdır. Zaten o parça olabilmek bile ne büyük bir onurdur. Her yolculuk ve zirvede şahit olunanlar, insanı öyle doyurur ki, sonrasında yürekten gelen teşekkür paylaşılır.

Böyledir işte rehber. Büyüdükçe küçülür, küçüldükçe daha da büyür; ama o her ne kadar büyürse büyüsün, dağın yüceliğinin ve büyüklüğünün her daim farkında olandır.

Daha nice şeyler var anlatılabilecek de, siz zaten böylesini hissettiren ile yolunuz kesiştiğinde anlarsınız. Anlamakla kalmaz, yaşar; siz de onunla yürürsünüz. Sonra bir bakmışsınız, siz de dağın refakatçilerinden olmuşsunuz… Çünkü iyi bir rehber, aynı zamanda iyi rehberler yetiştirendir. 🙂

Sizi sizle tanıştırır, sizin de kendisiyle kavuşma, zirveyi görme peşinde olan yolculara yol gösteren rehberler olmanız için sizi yetiştiren, yüreklerinden ve yola düşmenize vesile olandır.

Sonrası mı? Birlikte yolculuğun doyumsuz lezzeti…

 

Yazı hakkında düşünceniz nedir?

Share your reaction or leave a quick response — we’d love to hear what you think!

Yorum Yap

Benzer Yazılar