Bugün 18 Temmuz 2015. 2015 yılının 199. günü. 14.434 gündür bu gezegendeyim. 60 yaşıma 7466 gün kaldı. 90 yaşımda ise 18.416. Göz açıp kapayıncaya kadar 14.434 günü geçirmişim. Hani kaza, hastalık falan olmaz da 90’ı görürsem harika. Sonrasında ise 100’e doğru ilerledikçe, eğer tıpta gelişmeler falan olmazsa, “maşallah dedecim” ile başlayıp “gebermedi gitti pezevenk”e uzanan lafları işitiriz artık. Neyse kısaca sonsuza kadar yaşamayacağım. Bu bedenle bu seferki hayatımı da tamamlayacağım, tıpkı daha önce defalarca yaptığım gibi…

Sayılı gün çabuk geçer derler, yine tıpkı bizim Mısır yolculuklarımız gibi. 9 gün çok uzun gelir önce, ama bir bakarsın ki bitmiş ve tadı damağında kalmış… Son yolculuğumuzdan beri şunu düşünüyorum hep: Neden hayatımın kalan günleri de Mısır yolculuğu gibi geçmesin ki? Evet, bir plan program var o yolculuklarda, ama işin aslı kendimi hiç kasmıyorum gelenler bilirler benle, akışına bırakıyorum. Zaten oradaki tur firması süreci o kadar güzel organize ediyor ki bana o keyfi ya da bu keyfi seçmek kalıyor yol arkadaşlarımla birlikte. Eee böyle harika bir organizasyon yok mu evrende? Hem de ne organizasyon… Koca koca galaksileri dört döndürüyor. Bir de her kanaldan “Yahu sen işi bana havale et, tadını çıkart, bak neler oluyor…” diyor… Bunu fark ettiğimden beri işlerimi hep o büyük organizasyona havale ettim. Evet, elbette ki ben seçimler yapıyorum, ama o keyif mi bu keyif mi arası oluyor. Aslında baktığınızda başka bir bakışla çokça şikayetçi olunabilecek, lanet okunabilecek, küfredilebilecek bir sürü olay da yaşıyorum. Ama tüm bunları o günün gezi programına dahil sayıyorum. Her geceyi de çok şükür bugünü de böyle bitirdik yarına hayırlısı olsun diye tamamlıyorum. Ayrıntılara takılma yok. Akışında o kadar harika halloluyor ki her şey benim naciz zihnimin planlayabileceğinden daha ötelerinde… Hatta şu anda Eylül ayım, o kadar belirsiz ki ne yapacağım edeceğim, ama hiç aldırmıyorum. Bugünüm harika geçsin, dolu dolu, o gün gelince nasılsa bulunur bir yol modundayım. Bilmiyorum, göremiyorum, bilmek için de kasmıyorum…

Mısır yolculuklarımızın birisinde birisi otobüse giderken, “Yarının programı ne?” diye sormuştu. Ben de bugünü yaşadık mı da yarını merak ediyorsun, boşver, yarını yarın yaşarız dedim. Bundan 2 ay sonrasını merak etmek 2. günden 8. günü merak edip kasmaya benziyor. Ne gerek var? Gün gün yaşa, nasılsa 8. gün gelecek. Ama kafayı oraya takarsan, aradaki günleri heba etmiş olursun…

60 yaş durağına 7.466 gün 90’a ise 18.416 günlük yolculuk var önümde. Sonrası Allah kerim. Ben artık “felekten bir gece çalmanın” değil, hayatımın her gününü kazanarak yaşama yolunda yürümeyi öğreniyorum artık. Hayallerim, projelerim, misyonlarım, gezilerim, aşklarım, deneyimlerim ve daha nicesi için sayılı günüm var aslında ve bu günleri dolu dolu yaşayarak yaratabilirim hayatımı veya günler akıp gider ve ben Mısır’a kadar gidip de otobüsten inmeyi reddedip o güzelim harikaları kaçıran turistler gibi yaşayabilirim de bu günlerimi… Organizasyon emrime amade, seçim ise bana ait…

Seçim size ait… 🙂

Buyrun bakalım…

Hasan 'Sonsuz' Çeliktaş

18 Kasım 1976'da Mersin'de doğdu. Toros Koleji'ni bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü'ne girdi. Fakültesini çok sevdiğinden mezuniyeti sonrasında oradan ayrılamadı ve asistan kadrosunda eğitim hayatına devam etti. 2005'te ise İzmir'e yerleşti. 2001 yılında "Sonsuzlukotesi" mail grubunu kurmasıyla başlayan yazarlık hayatı, önce 2002'de sonsuzlukotesi.com'u, daha sonra da 2004'de derKi.com'u kurmasıyla devam etti. Bir yandan da Cosmopolitan, Esquire, Yeni Aktüel, Zodiac, Akşam Brunch gibi dergilerde ve Akşam Gazetesi'nde serbest yazar olarak yazıları yayınlandı. 2011'de ise Anadolu topraklarından doğup Amazon.com'da yayınlanan ilk Türk Spiritüel dergisi "The Wise"ı oluşturdu. Halen yazmaya devam ediyor. Duru Sonsuz ile Özün Dünya'nın babası sıfatıyla onlara rehberlik yapmaya çalışıyor...