Bırak da Olsun!
Bu satırları yazarken çok açım, eşim içeride güzel bir yemek pişiriyor, kokuları geliyor ve bir an önce kaşıklamak istiyorum. Ama bana diyor ki daha pişmesine var. Hem de kırk dakika var. Şimdi bu durumda dakika başı gidip o yemeği pişti mi diye kontrol edersem ve de hatta her seferinde tencerenin kapağını açıp içine bakarsam ne olur? Ne yemek pişer doğru düzgün ne o dakikalar biter…
İşte bu, bizim, hayatımızda yapabildiğimiz bir şey: Bir dua ediyoruz ya da derin bir çalışmaya katılıyoruz ve sonuçlarını hemen görmek istiyoruz. Neden olmadı, neden gelmedi, neden düzelmedi, neden sonuçlanmadı??? Neden! Neden! Neden!
Böyle anlarda kızımla birlikte küçükken seyrettiğimiz Garfield filminden bir sahne aklıma geliyor: Bir yerden bir yere gidiyorlar ve Garfield aralıksız “Gelmedik mi, gelmedik mi, gelmedik mi?” diye soruyor.
Kuantum Zeno Etkisi
Biliyor musunuz bunun Kuantum Fiziğinde bir karşılığı da var: Zeno Etkisi deniyor. Kuantum Zeno Etkisi’nde, bir kuantum sistemini çok sık ölçtüğünüzde, uygun koşullarda sistemin başlangıç durumundan başka bir duruma geçme olasılığı baskılanabiliyor. Yani sık sık “Ne oldu, geçti mi, olmadı mı?” diye kontrol etmek, bazı kuantum sistemlerinde geçişi gerçekten yavaşlatabiliyor. Adeta sistemi donduruyorsunuz. (Tanıdık geldi mi? :)) Sonra neden olmadı, neden ilerlemiyor?…
Halbuki yapılması gereken yapılmış, ekilmesi gereken ekilmiş. Şimdi bekleme vakti. Çünkü niyet ile sonuç arasında bir oluş süreci var. Tohumu ektikten sonra sürekli toprağı açıp “Çıktı mı, büyüdü mü?” diye bakarsak, o tohumun kendi oluş sürecine de müdahale etmiş oluruz.
Kıtlatma O Beli!
Belim incindiğinde nedense bir kıtlatırsam geçecekmiş ve çözülecekmiş gibi geliyordu. Fizyoterapistim dedi ki şimdi gerekli müdahaleyi yaptık, 2-3 gün dinlenmeniz gerekiyor ki içeride iyileşme olsun. Halbuki iyileşir umuduyla belimi bir oraya bir buraya döndürüyordum öncesinde. Sonrasında rahat bıraktım ve baktım iyileşiyor. Yani iyileşmesi için gereken müdahaleyi yaptıktan sonra, iyileşme sürecine de izin vermek gerekiyordu.
Ama tadından yenmiyor di mi oldu mu olacak mı diye sürekli kontrol altında tutmaya çalışmak?
Ne zaman olacak, istediğim gibi olacak mı, hızla çözülecek mi, ay nolur hemen çözülsün, hatta daha da mı fazla dua edeyim, çalışma yapayım…
Zeno’nun Paradoksu
Neden adına Zeno deniyor? Çünkü burada işin içinde MÖ 5. yüzyılda yaşamış Yunan filozofu Elealı Zeno’nun meşhur paradoksu var. Zeno’nun en bilinen paradokslarından birinde, bir ok hedefe doğru ilerlerken önce yolun yarısını, sonra kalan yolun yarısını, sonra onun da yarısını geçmek zorundadır. Bu böyle sonsuza kadar bölünebildiği için, sanki okun hedefe hiçbir zaman ulaşamaması gerekir. Oysa ok gayet güzel gider ve hedefe ulaşır. ![]()
Kuantum Zeno Etkisi’ne bu ismin verilmesinin nedeni de Zeno’nun paradoksundaki hareketi sürekli bölme fikrine yapılan bir gönderme. Elbette kuantum fiziğindeki mekanizma, paradoksun ya da verdiğim dua örneğinin birebir aynısı değil; ama benzer bir sezgi var: Sürece sürekli müdahale ettiğinizde, doğal akış değişebiliyor. Kuantum dünyasında sistemi çok sık ölçtüğünüzde, bazı koşullarda onun doğal evrimini kesintiye uğratıp geçişini baskılayabilirsiniz. Yani bir bakıma, Garfield gibi “Gelmedik mi?” diye diye yolculuğun kendisine müdahale ediyorsunuz.
Süreç Hızlanabilir mi?
Peki süreç hızlanmıyor mu? Evet, hızlanabiliyor. Ama belli koşullarda…
Mesela ben şimdi gidip içerideki yemek daha hızlı pişsin diye ocağın altını açabilirim, ama bu sefer de yemek ya taşar ya yanar ya da pişmesi gerektiği gibi pişmez. Yani her müdahale süreci hızlandırmıyor. Bazen doğru koşullar oluştuğunda süreç hızlanıyor, bazen de fazla müdahale tam tersine süreci bozuyor.
Peki nasıl örneklendirebiliriz bu durumu?
Mesela çok sıkıştınız bir konuda ve gönülden dua ettiniz. Gerçi zaten gönülden dua ettiyseniz, sonrasında vesvese, endişe zor girer ama… Diyelim güzel bir dua ettiniz. Ertesi sabah oldu mu, olacak mı, ay olmuyor, zaten dualarım tutmaz gibi düşünceler; sonrasında yine ve yine… Akışı engelleyebilir.
Fakat siz duanızı ettiniz ve gönlünüz de gerçekten kabulde… Kabul olduğunu hissediyorsunuz ama yine de biliyorsunuz olabilecek en ama en uygun vakitte gerçekleşecek. Siz hayatınıza devam ediyorsunuz ve de bir bakıyorsunuz ki bir telefon gelmiş ve dualarınız yanıtını bulmaya başlamış. Hem de beklediğinizden daha hızlı biçimde. İşte buna da Kuantum Fiziğinde Anti Zeno Etkisi diyorlar. Anti-Zeno Etkisi. Bazı koşullarda tekrarlanan ölçümler, bir kuantum sisteminin geçişini baskılamak yerine hızlandırabiliyor. Yani aynı “ölçme” mekanizması, koşullara bağlı olarak süreci yavaşlatabildiği gibi hızlandırabiliyor da.
İşte bu noktada zihinler hemen “Acaba hızlandırmak için ne yapabiliriz?” diye düşünmeye başlar fırsattan istifade. Sistem böyle işlemiyor maalesef. Tam da burada yeniden kontrol etme dürtüsü devreye giriyor. Bir şeyi hızlandırmak isterken, onu sürekli hızlandırmaya çalışmak bazen tam tersine sürece müdahale etmek oluyor.
En güzeli yürekten duamızı edip vaktini beklemek… Bunun da güzel bir adı var zaten: Sabır.
Duayı etmek bizim işimiz. Oluş sürecine güvenmek ise sabır. Sabır, hiçbir şey yapmadan beklemek değil; üzerine düşeni yaptıktan sonra oluşanı sürekli kurcalamamak.
Şimdi baktım da yemeğin pişmesine 26 dakika var.
Ya Sabır Ya Hasan…








