Bacaklarınızdaki Uyuşma ve Şişliği Hafife Almayın: Venöz Yetmezliği Deneyimim
Yaşadığım bu tecrübeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Belki benim gibi benzer şikâyetleri yaşayan birine yol gösterir, belki de gözden kaçan önemli bir hastalığın fark edilmesine katkı sağlar. Yaklaşık iki hafta önce 4. evre venöz yetmezliği nedeniyle lazer operasyonu geçirdim. İlk duyduğunuzda “Venöz yetmezliği mi? Basit bir varis ameliyatı işte.” diyebilirsiniz. Aslında operasyon gerçekten kısa, konforlu ve başarılı geçen bir işlem. Aynı gün birkaç saat sonra taburcu olabiliyor, ilk iki gün biraz dikkat ettikten sonra günlük hayatınıza dönebiliyorsunuz. Ancak benim anlatmak istediğim operasyon değil, o noktaya gelene kadar yaşadığım süreç.
Herhalde Sorun Buydu?
Geçtiğimiz aralık ve ocak aylarında evde televizyon izlerken mutfağa gitmek için ayağa kalktığımda ayaklarımın üzerine basmakta zorlandığımı fark etmeye başladım. Otoparktan merdiven çıkarken canım yanıyor, birkaç basamak bile beni zorluyordu. Daha önce dizlerimde ödem problemi yaşadığım için ilk olarak ortopediye başvurdum. Kasım ayında geçirdiğim akciğer hastalığı ve kullandığım antibiyotiklerin ödem yapabileceği, bağışıklık sistemimin zayıflamasına bağlı olarak da D vitamini eksikliği yaşayabileceğim söylendi. D vitamini kullanmaya başladım. Bir süre kendimi biraz daha iyi hissettim ve “Herhalde sorun buydu.” diye düşündüm. Fakat mart ayında şikâyetlerim belirgin şekilde arttı. Ayağa kalktığımda birkaç saniye yürümekte zorlanıyor, ayaklarım uyuşuyor ve karıncalanıyordu. Tam o dönemde Sağlıklı Toplum Hayatı Derneği’nin yardım koşusuna hazırlanıyordum. Antrenmanlar sırasında özellikle sağ bacağımda diz altından başlayıp ayak tabanıma kadar uzanan uyuşma, karıncalanma, sertlik ve şişlik oluşuyordu. Durup topuk-burun egzersizleri yapıyor, eve geldiğimde bacağımı yukarı kaldırıyor ve masaj yapıyordum. Geçici olarak rahatlıyordum ama sorun her geçen gün biraz daha artıyordu. İşin ilginç yanı, bunlar günlük hayatımın bir parçası hâline geldiği için normalleşmişti. Oysa hiçbirisi normal değildi.
Doppler Ultrason Sonucu Beni Şaşırttı
Sonunda Kalp ve Damar Cerrahisi bölümüne başvurdum. İlk muayenede başlangıç seviyesinde varisler görüldü ve Doppler ultrason istendi. Sonuç beni gerçekten şaşırttı. 4. evre venöz yetmezliği. Doktorum, en uygun tedavinin ameliyathane ortamında yapılacak lazer operasyonu olduğunu söyledi.
Venöz Yetmezliği Nedir, Belirtileri Nelerle Karıştırılır?
Peki venöz yetmezliği nedir? Bacaklarımızdaki toplardamarlar kirli kanı kalbe geri taşır. Damarların içinde bulunan küçük kapakçıklar kanın geriye kaçmasını engeller. Bu kapakçıklar görevini yapamadığında kan aşağı doğru geri kaçar ve özellikle bacaklarda birikmeye başlar. İşte buna venöz yetmezliği denir. Bu hastalığın risk faktörleri arasında uzun süre ayakta kalmak, fazla kilo, hamilelik, ileri yaş, ailede varis veya venöz yetmezliği öyküsü, hareketsiz yaşam ve hormonal değişiklikler yer alıyor. Belirtileri ise oldukça tanıdık: Gün sonunda artan bacak ağrısı, Ağırlık hissi, Yanma, Ayak bileklerinde şişlik, Gece krampları, Varisler, Uyuşma ve karıncalanma. İşte özellikle bu noktaya dikkat çekmek istiyorum. Bu belirtiler çoğu zaman D vitamini, magnezyum veya B12 eksikliğine, bel fıtığına, sinir sıkışmasına ya da şeker hastalığına bağlanabiliyor. Elbette bunların hepsi olası nedenler. Ancak bazen asıl sebep venöz yetmezliği olabiliyor ve bu ihtimal gözden kaçabiliyor.
Tedavi Edilmezse Neler Olabilir?
Tedavi edilmediğinde ise hastalık ilerleyebiliyor. Varisler büyüyor, şişlik kalıcı hâle geliyor, ciltte bozulmalar ve iyileşmeyen yaralar oluşabiliyor. Nadir de olsa pıhtı gelişme riski de bulunuyor. Benim muayene olduğum gün acile, venöz yetmezliğine bağlı gelişen pıhtı nedeniyle bir hasta başvurmuştu. O gün bu hastalığın ne kadar önemli olabileceğini çok daha iyi anladım.
2.800 Metrede Bir Kanıt: Avusor Yaylası Tırmanışı
Operasyondan sonra ilk iki gün dikkat ettim. Bir hafta boyunca kendimi biraz daha korudum ve iki hafta varis çorabı kullandım. Sonrasında Karadeniz’de, Avusor Yaylası’nda yaklaşık 2.800 metre rakımdaki Büyük Göl’e iki saat süren bir tırmanış yaptım. Evet, yanlış okumadınız. Operasyondan önce merdiven çıkarken zorlanan ben, operasyon sonrasında bu parkuru hiçbir ağrı, karıncalanma veya ağırlık hissi yaşamadan tamamladım. Ertesi gün de aynı rahatlıkla güne başladım. Şimdi bacaklarımın ne kadar hafiflediğini hissediyorum. Hareket etmekten korkmuyor, günlük yaşamımı çok daha konforlu sürdürüyorum.
Bedeninizin Sinyallerini Görmezden Gelmeyin
Bu yazıyı paylaşmaktaki amacım kimseyi korkutmak değil. Sadece şunu söylemek istiyorum: Vücudumuz bize sürekli sinyaller verir. Bazen bu sinyalleri “yorgunluktandır”, “vitamin eksikliğidir”, “yaş ilerledi” diyerek geçiştiriyoruz. Oysa altta yatan neden çok farklı olabiliyor. Eğer uzun süredir devam eden bacak ağrınız, uyuşmanız, karıncalanmanız veya şişlik şikâyetiniz varsa ve yapılan tedavilere rağmen düzelmiyorsa, farklı branşlardan da görüş almaktan çekinmeyin. Çünkü doğru tanı, doğru tedaviyle birleştiğinde hayat kaliteniz sandığınızdan çok daha fazla değişebiliyor. Sağlığınızı ertelemeyin. Bacaklarınız sizi hayat boyunca taşıyor; onların verdiği sinyalleri de ihmal etmeyin.



