Aikido, (Ai: uyum, Ki: enerji, ruh, soluk, Do: yol) 1920’lerde, Morihei Ueshiba tarafından yaratılmış, bir Japon Savaş Sanatı’dır.

ENERJİYLE UYUMUN YOLU

Aikido, (Ai: uyum, Ki: enerji, ruh, soluk, Do: yol) 1920’lerde, Morihei Ueshiba tarafından yaratılmış, bir Japon Savaş Sanatı’dır. Aikido dünyasının O’Sensei (Büyük Usta) unvanıyla tanıdığı, Morihei Ueshiba’nın bulup geliştirdiği Aikido, Japon Hükümeti tarafından 1940 yılında resmi olarak tanındı. “The Aikikai Foundation”, Aikikai Vakfı, Aikido’nun geliştirilmesi, dünyaya tanıtılması, yayılması ve standartlarını koruması amacıyla kuruldu. Günümüzde Moriteru Ueshiba Doshu (Doshu, Yolun Ustası) önderliğinde, ırk, milliyet, cinsiyet, din gibi farkların olmadığı ortamlar sağlayan Aikido’yu bugün dünyada elliyi aşkın ülkede 1.2 milyon kişi severek çalışıyor. 

Hayatımızda stresin ve uyumsuzluğun etkisi arttıkça, Aikido, Japon Savaş Sanatları arasında yükselen bir değer olarak giderek daha çok dikkat çekmeye başlıyor. Aikido artık sadece Japonya’da değil, bütün dünyada popüler, bunun nedeni insanların Aikidonun evrensel felsefesine giderek yaklaşıyor olmaları.

Aikido, savaş tekniklerini öğretirken, beden ile ruh arasında uyum sağlamak için gerekli olan disiplini de veriyor. Dojonun (Yol’un çalışıldığı yer) kapısından Genel Müdür olarak giren kişi, ders bitiminde herkesle beraber dojo temizliğine katılırken sadece kendisi olmayı deneyimlemekte oluyor. Tüm egoların ve hayatın taşıttığı unvanlardan arınmış bir ruh olmanın saf mutluluğunu yaşıyor. Orada sadece kendisi oluyor ve bu herkese yetiyor. Silahsız, kılıçla, sopayla ya da bıçağa, sopaya, kılıca, bir kişiye veya birden fazla saldırgana karşı, otururken veya ayakta, kendinizi savunmayı öğrenirken kendisini tanımayı da öğreniyor.

Aikido’nun diğer savaş sanatlarından en önemli farkı, temel olarak bir savunma sanatı olmasıdır. Hatta bu nedenle aikidoda müsabaka yerine sadece gösteriler var. Diğer savaş sanatlarının pek çoğunun rekabetçi ve “spor” yönü ön plana çıkmış durumda. Hemen hepsi olimpik spor dalları arasında yer alıyorlar. Sporcuların çoğu çeşitli müsabakalara katılıp zafer kazanmayı hedeflediği için, savunma tekniklerini çalışmak, saldırı tekniklerine oranla geri planda kalıyor. Aikido’da vurgu, başkasını yenerek kazanılan zaferde değil, kişisel zaferdedir. Aikidonun etik boyutu sadece minderde kalmıyor, hayatın her evresinde, her ortamda kendini göstermeyi sürdürüyor. Aikidonun dayandığı temel felsefe, bütün insanlığı “evrensel bir aile” içinde birleştirmek; amaç birisini yaralamak değil, aksine her şeyi korumak; kendini, saldırganı, çevrendekileri, çevreyi, daha da genellersek dünyayı hatta evreni. Neye zarar verirseniz verin, sonunda en çok zarar verdiğiniz kendinizsinizdir.

Hedef, farkında olmak, gerekli kontrolü elinde tutmak ve saldırganı yaralamadan ya da zarar vermeden etkisiz hale getirmek. Kontrolün sizde olduğunu karşıdakine gösterip, sakin ve kendine güvenli bir tavırla saldırıyı nötralize etmek, sizi, saldıran, kontrolünü kaybetmiş, güç gösteren bir kişi olmanızdan kesinlikle daha korkutucu ve daha üstün kılar. Aikidoda hedeflenen, sadece kavgada değil, hayatın karşımıza çıkaracağı her türlü anlaşmazlık ve uyumsuzluk durumunda, bu tavrı sergileyebilecek gelişime ulaşmamızdır. Aikido, karşımızdakinin düşünce ve davranış potansiyelini sezebilmemizi ve davranışlarımızı bu duruma uyumlu hale getirerek kendi hayatımızın kontrolünü elimizde tutmamızı sağlar. Kendine güven, empati, sezgi, kazanıldığında ve özümsendiğinde, hayatın karşımıza çıkartacağı tüm negatif durum testleriyle de başa çıkmamız kendiliğinden kolaylaşacaktır.

Bütün bu özellikler ve yetenekler bir kaç derse katılmakla yanınıza alıp götürebileceğiniz şekilde olmayacaktır doğal olarak. Bu hedefe ulaşmak için uzun yıllar, ciddi bir şekilde antrenman yapmanız gerekecektir, evet uzun, evet zaman zaman yorucu ama hayır, asla sıkıcı çalışmalar değil. 

Bu çalışmalar doğru hocaların gözetiminde ve doğru mekanlarda yapılmalıdır. Hocanızı, yolundan gideceğiniz, saygı duyacağınız, öğrettikleriyle gelişeceğiniz kişiyi ve çalışacağınız mekanı seçerken, hijyene ve gerekli yetki belgelerine dikkat etmenizin yanı sıra, birlikte çalışmayı seçeceğiniz kişilere de dikkat etmelisiniz. Onlar, bu savaş ve savunma sanatını saygıyla, severek, mutluluk içinde ve kendilerini geliştirmek için çalışıyor olmalıdırlar, çevrelerine zarar vermeyi amaçlayarak değil. Mutlu, temiz ve kendileriyle barışık insanları bulduğunuz yerde gerçek aikidoyu da bulmuş olursunuz. 

Birilerini dövmeyi öğrenmek için savaş sanatları çalışmak isteyenlere kimi zaman biraz yumuşak ve etkisiz görünen Aikido, aynı nedenlerle çok sofistike, çok estetik bir sanat, hatta kimilerine göre sadece sosyetenin rağbet ettiği bir dal. Aslında aikidoyu seçenlerin ortak noktası, aynı doğrularda ve aynı hedeflerde buluşan insanlar olmaları. Ülkemizde Aikido çalışanlar, işadamları, çalışan kadınlar, emekliler, ev kadınları ve çocuklar gibi geniş bir yelpaze oluşturuyor.

Aikido çalışanları izlerken, dövüşen insanlardan çok sanki dans eden insanlar gözlemlersiniz. Tabii bu tablonun bir parçası olabilmek için uzun yıllar çalışmak ve bu yumuşaklığı kazanmak gerekir. Aikidoda önemli olan karşındakinin canını yakmak değil, her an onun canını çok fazla yakabileceğinizi ama buna gerek duymadığınızı hissettirmektir. Acemilerle çalıştığınızda, çoğu zaman ustalarla çalıştığınızdan daha fazla canınız yanar. Bu onların henüz gücü kontrol edemediklerini gösterir. Aikido dışarıdan bakıldığında yumuşak, akıcı ve uyumlu bir görüntü olarak sunan, gerçekte çok etkili bir savaş sanatı. Yumuşaklık, tekniklerin akıcı ve bu nedenle daha etkili olmasını sağlıyor. Aikidoyla kemik kırabilirsiniz, rakibinizi yere yatırıp, doğru kilit tekniğini kullanarak saatlerce sabit tutabilirsiniz. Bunu yapmak için gerekli olan hırsı, gücü ve şiddeti saldırgandan alırsınız. Onun saldırısını ona yönlendirir, onun gücünü ona karşı kullanırsınız. Siz durumu ve onu kontrol edensiniz, o ise kavga etmeye çalışan bir saldırgan. Uzun çalışmaların size kazandıracağı doğru teknikler, refleks ve kontrol yeterlidir. Bunu yaşlı biri de yapabilir, bir kadın da, bir çocuk da. Aikido sırf bu yönüyle pek çok kişiyi kendine çeker. Çözüme giden pek çok yol sunar, bunları sağlamak için uyumlu olmayı öğretir.

Sokak kavgalarına meraklı, çevresine zarar vermeyi amaçlayan, saldırgan yapıdaki kişiler ve bu hedeflerine ulaşmak için sabırsızlık gösterenler, aikidoyu seçmekle hata ettiklerini kısa sürede anlarlar. Aikido her derste onların yanlış yerde, yanlış yolda olduğunu gözlerine daha fazla sokacak ve amaçlarını sorgulamalarına neden olacaktır. 

Aikido, geliştirildiği zamandan günümüze kadar olduğu gibi korunmaya çalışılmış geleneksel bir Japon savaş sanatıdır. Tekniklerin en doğru şekilde uygulanmasına önem verilerek, sürekli tekrarlayarak çalışılır, amaç kişinin tekniği şiddetle değil, doğru uygulamasıdır.

Eklem yerlerine yapılan şiddetli baskılar ve kilit teknikleri, rakibin kontrol altında tutulmasını ve zarar görmeden etkisiz hale getirilmesini sağlar. Aikidoda denge merkezinizi korumak ve sabit tutmak, bunun yanında dairesel hareketlerle teknikleri uygulamak rakibinizi kontrol etmenizi sağlar.

Hiç etiğe uymasa da, Aikidoyla birisinin canını yakabilirsiniz, hem de inanın çok yakabilirsiniz, kemiklerini kırabilir, bayıltabilir hatta öldürebilirsiniz. Ama, bir düşünün, hedefiniz gerçekten bu mu?