Bir gün son bir adım attım ve çıktım oraya. Ağzım kulaklarımdaydı. Ne kadar uzun zamandır buraya gelmek için çalışıyordum. Burası son basamaktı. Koşulsuz sevgi alanı. Artık burda çalışacaktım nihayet varmıştım oraya biliyordum.
 
Burası insanın çocuk kalbi ile yaşadığı yerdi. Tümüyle güven içinde, tümüyle özgür ve tümüyle kendine ve başkalarına kabul veren. Hatırlarsınız çocukken herkes iyidir, ta ki biri gelip size bunun aksini söyleyene kadar. Ya da çirkin nedir bilmezsiniz, biri size gelip kendi çirkinlik anlayışını öğretene kadar. İşte bu son basamakta biz Tanrının ruhunu kendi ruhumuzda ve başkalarının ruhunda görmeyi tekrar hatırlarız. Bir çocuk gibi algılarız hayatı. Herşey olması gerektiği gibi ve mükemmeldir.Oranın havası sevgidir, suyu sevgidir. Herşey sevgiden gelmekte ve sevgiye gitmektedir.

Buraya çıktığında bilincini öncelikle kendine karşı koşulsuz sevgiye çevirmek üzere karar almışsındır. Çünkü anlamışsındır ki bu değişimi yapmaz isen hayatın boyunca olmak istediğin kişinin ortaya çıkıp çıkmayacağını bekleyeceksindir. Oysa, ipleri eline almışsındır bir süre önce.varlığının sorumluluğunu üstlenmişsindir. Dönmüş kendi içine “haydi işe koyulalım” demişsindir. Sevgi ile beraber içinde sevgi olmayan ne varsa bir bir çıkarıp dönüştürmüşsündür.

Nedir bu sevgi olmayan şeyler? Nedir bizi aşağılara çeken üst basamağa çıkmamızı engelleyenler? Korkular, güvensizlikler,endişeler.. Mesela bu, birşeyi isterken içinden ona sahip olamayacağına ya da gelse bile elinde tutamayacağına inanmaktır. Bu,bir şeyi isterken onu haketmediğine inanmaktir. Yada bir şeyi aramaktir bazen ama o gelirse onun seni acıtacağından korkmaktır..Bu tür inançların hepsi bizim koşulsuz sevgiye ulaşmamıza engel olan bloklardır sadece.Kaldırıp kenara koydukça blokları birer birer varlığının güzelliğini daha çok görürsün. Çoğunu temizlemişsindir artık ve geride kalan bir kaç ufak taneyi de sevgi gerektiğinde karşına çıkaracaktır nasılsa, güvenirsin. Bilirsin artık temizlemeyi,sevgi olmayan enerjileri salıvermeyi. Endişesiz, olduğun gibi sevgiyle kucaklayıp kendini son basamağa çıkarsın.

Önce bir şaşırırsın oraya vardığında. Ne çok ışık vardır, nasıl parlamaktadir ordan bakınca her şey ve herkes. İçinden bir heyecan taşar, böylesine güzel bir bütünü görmemişsindir hayatında. Hayranlıkla seyredersin önünden geçen herkesi, rastladığın herşeyi.
Büyük bir özgürlük vardır burada. efendi sensindir, herşey senden gelmektedir ve senin istediğin gibi gidecektir.Bilirsin ki ne istersen farketmen ve söylemen yeterlidir. En uygun zamanda senin için en uygun şekliyle gelecektir.
Geçmişe ait olan ne varsa gerilerde bırakmışşındır. Burdaki tek zaman şimdi’dir. Geçmişi taşımadığın için bugünlerin, eskinin bir tekrarı olmaz. Patternlerin yoktur artık. Her sabah yeni mucizelerin sana geleceğini bilerek çocuksu bir merak ve neşe içinde uyanırsın. Öylesine bir rahatlıktır ki bu uçmak gibi gelir insana. Sanki nihayet üzerindeki tonlarca yükü atmışsındır. Gelecek ise aklına bile gelmez öylesine şimdi’nin güzelliğinde sürüklenmektesindir.
Geçmiş ve gelecek ile meşgul etmediğinden zihnini herşeyi çok daha fazla farkedersin. her an herşey, her ayrıntı önemlidir. Duymaya başlamışşındır herşeyi kanalların açılmıştır. Herşey konuşmaya başlamıştır seninle ve duyarsın eğer dinlemeyi istersen.
Tüm seninle birleşmiş seninle beraber hareket etmektedir. Çabalama yoktur, uğraşma yoktur, herşey öylesine güzel akmaktadır. Ritmini hissedersin hayatın ve kendini ona bıraktığında herşey en mükemmel haliyle yol almaktadır, farkedersin.
Hatırlamışsındır buradaki tek görevini.Sık sık içinden bunu tekrarlarsın çok sevdiği ve önem verdiği bir şeyi kaybedipte bulan bir çocuk gibi: “Benim bu gezegendeki görevim içimdeki tanrı’yı uyandırmak,hayatı kutlamak ve bana ne neşe veriyorsa onu yapmaktır”. Bir de hizmetin vardır vermen gereken bunu bilirsin. Artık bir sevgi elçisisindir. Sevgi adına çalışmak, varlığından herşeye ve herkese ayrım yapmadan onu yaymak, unutanların hatırlamalarına yardımcı olmaktır hizmetin. Hergün yeni bir heyecanla yeniden başlarsın bu göreve.

 
Basit yaşamaya başlarsın. Karmaşık olan herşey genel akışın dışındadır. Herhangi bir şeyi karmaşık yapan içindeki sevgi olmayan şeylerdir, bilirsin.
Şükredersin sahip olduğun herşeye. Şükretmek bir teşekkürden çok kendi yarattığın muhteşemliklere bir kez daha odaklanmaktır. Bilirsin neye odaklanırsan onun daha çoğu akar sana.
Ve bir an gelir hatırlarsın biri daha olacaktı yanında.Eşini hatırlarsın birden.Son bölümü paylaşacağın eşini. “Yalnızım” demezsin, tam tersine hayatındaki sevgi kaynaklarına bakarsın ve ne çok sevgi kaynağı var hayatımda dersin. Yaratımı bilirsin artık çünkü.Sistem nasıl işler bilirsin.Ben sevmek istiyorum ve koşulsuz sevgiyi paylaşmak istiyorum dersin. Güvenle gülümsersin. Çünkü bilirsin ki o sırada yola çıkmış gelmektedir son basamaktaki eşin.Hissedersin.

Ve “merhaba” der bir gün sana. Gözlerine bakarsın ve bilirsin. Gözlerinden tanırsın onu. O son bölümü birlikte geçireceğin, paylaşacağın eşindir. Onunla beraber öğreneceksindir sevginin son derslerini, onunla beraber öğreteceksindir sevgiyi. Bu ilişki de hayatın gibidir. İhtiyaçlar yoktur, sadece sevgi vardır. Bilirsin ne alman gerekiyorsa alacaksındır. Düşünmezsin bile. Maskeler, gerilmeler, farklı görünmeye çalışmalar, beklentiler bunların hepsi alt basamaklarda kalmıştır. Sadece sen , o ve sevgi vardır.
Tutarsın ellerinden ” Tam zamanında geldin” dersin.

 
Tüm evren senindir sanki o an. Kocaman bir kahkaha atarsın:))”
Konuk Yazar