Türk, İnsan! Kürt, İnsan! Laz, İnsan! Çerkez, İnsan! Amerikalı, İnsan! Arap, İnsan! Ukraynalı, İnsan! Roman, İnsan! Fenerbahçeli, İnsan! Galatasaraylı, İnsan! Beşiktaşlı, İnsan! Urfasporlu, İnsan! Afrikalı, İnsan! Avrupalı, İnsan! Asyalı, İnsan! Sünni, İnsan! Alevi, İnsan! Şii, İnsan! Hristiyan, İnsan! Yahudi, İnsan! Ateist, İnsan! Hindu, İnsan! Ulusalcı, İnsan! Laik, İnsan! Dinci, İnsan! Türbanlı, İnsan! Cemaatçi, İnsan! Aydın, İnsan! Yobaz, İnsan! Vatandaş, İnsan! Asker, İnsan! Polis, İnsan! Politikacı, İnsan! Katil, İnsan! Hırsız, İnsan! Dolandırıcı, İnsan! Doktor, İnsan! Şifacı, İnsan! Cahil, İnsan! Bilimadamı, İnsan! Bilge, İnsan! Bilgin, İnsan! Kadın, İnsan! Erkek, İnsan! Küçük, İnsan! Büyük, İnsan! Yaşlı, İnsan! Hayvansever, İnsan! Hayvansevmez, İnsan! Etsever, İnsan! Vejeteryan, İnsan! Zengin, İnsan! Fakir, İnsan! Bilen, İnsan! Bilmeyen, İnsan! Yaratan, İnsan! Yok eden İnsan! İnsan! İnsan! İnsan! İnsan! Virgülün önüne neyi koyarsanız koyun, arkasında tek bir kelime var hepimizi bir araya getiren: İnsan!

Diyorlar ki bizlerin, yani İnsan adını verdiğimiz ama antrolopolojide Homo Sapiens olarak adlandırılan tür, Afrika’dan çıkıp Avrupa’ya geldiğinde Neandertal insanıyla karşılaşıyor. Onu “öteki”; bir başka hayvan türü olarak görüyor ve davranıyor. Sonra da onlarla kapışıp yok ediyor! Bu konuda bilimsel teoriler farklı farklı olsa da onların torunlarına bakmamız, geçmişte nelerin yaşanmış olabileceğine dair ipuçları içermiyor mu? Virgülün devamındaki kelimeyi hiç görmeyip, önündeki sayısız tanımlamalara göre sonsuz sayıda “öteki”ye bölünmedi mi insanoğlu? “Öteki”ni bambaşka bir tür olarak görüp algılamıyor muyuz? Sonra da onu reddetmeye, ötelemeye, yok etmeye çalışmıyor muyuz?

Bu gezegende insanlık deneyimi yaşıyoruz hepimiz. İnsanlık da bugüne kadar evrimleşerek geldi. En son halka da Homo Sapienler, yani bizleriz. Atalarımızın onbinlerce yıl önceki bilinç düzeyi “hayatta kalmak için yok et” olabilir; fakat artık dünya bambaşka bir yer. Aradan onbinlerce yıl ve sayısız deneyim geçti. Şimdi İnsanlık evrimin yeni bir aşamasındayız… Bu seferki gelişimimiz ise yok etmeyle değil, keşfetmeyle gerçekleşecek. Diğerlerini öldürerek, öteleyerek, baskı altına alarak, hayatta kalmamızı onların yok oluşuna bağlıymış gibi davranarak değil; çok basit ama bir o kadar da derin bir değişimle başaracağız bunu… Nasıl mı? Dikkatlerimizi virgülün önünde yazanlara değil de arkasında yazana yönelterek. O sihirli kelimeyi içimizde hissederek, hayatlarımızda yaşayarak, ruhlarımızda titreterek… Virgülün önündeki sayısı kelimede değil, arkasındaki tek kelimede BİRleşerek… “İnsan”ı görerek, kabullenerek, kucaklayarak, yaşayarak…

Ne zaman mı? Şimdi! Hemen!

 

Aradığımız tek yanıt, virgülün tam arkasında… İnsan!

Hasan 'Sonsuz' Çeliktaş

18 Kasım 1976'da Mersin'de doğdu. Toros Koleji'ni bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü'ne girdi. Fakültesini çok sevdiğinden mezuniyeti sonrasında oradan ayrılamadı ve asistan kadrosunda eğitim hayatına devam etti. 2005'te ise İzmir'e yerleşti. 2001 yılında "Sonsuzlukotesi" mail grubunu kurmasıyla başlayan yazarlık hayatı, önce 2002'de sonsuzlukotesi.com'u, daha sonra da 2004'de derKi.com'u kurmasıyla devam etti. Bir yandan da Cosmopolitan, Esquire, Yeni Aktüel, Zodiac, Akşam Brunch gibi dergilerde ve Akşam Gazetesi'nde serbest yazar olarak yazıları yayınlandı. 2011'de ise Anadolu topraklarından doğup Amazon.com'da yayınlanan ilk Türk Spiritüel dergisi "The Wise"ı oluşturdu. Halen yazmaya devam ediyor. Duru Sonsuz ile Özün Dünya'nın babası sıfatıyla onlara rehberlik yapmaya çalışıyor...