Bu “Kendim” Nasıl Sevilir?
Bölüm 1: Böl ve Yönet
“Kendini sevmekle başlar her şey” diyerek tatlı tatlı konuşanlar ve hatta öğüt verenler vardır: “İnsan önce kendini sevmeli…” diyerek bastıra bastıra.
Yahu dostlar itiraf edeyim, ben bu kendini sevme meselesini bir türlü anlayamadım da başaramadım da…
Yani bir kendim var, ben bunu sevmiyorum, evet sevmem gerekiyor; ama olmuyor işte olmuyor. Bu nasıl yapılır bilmiyorum.
Ve de her yerden ama her yerden, aslında kendimi sevmemem üzerine mesajlar yağıp duruyor: “Göbeğiniz mi var, o zaman güzel ve sevilebilir değilsiniz”, “O yan simitlerle yaza nasıl hazır olacaksınız? İnsanlar sizi görüp kilolarınızdan ötürü ayıplamazlar mı?”, “Six packlerin varsa çok değerlisin ve kadınlar seni beğenir.” Ee Peki ne yapacam? “Spor salonumuza gelin, yaza hazırlanın, şimdi 1 senelik indirim alın, 2 ay bizden olsun.”
Veya “Siz o göğüslerle mi erkeklerin karşısına çıkacaksınız? Hele o elmacık kemikleri. Ay gözaltı torbalarına bak markete git doldur doldur getir.” Çözüm ne? Güzellik merkezimizde kampanya yaptık… “Kendini değerli hissetmek istiyorsan, şu marka çantalarımız size özel hazırlandı.” vb.
Kendini sevmem için o kadar çok masraf yapmam gerekiyor ki…
Çünkü “kendim” ve o “kendimi sevecek başka bir kendim” var. “Böl ve yönet” sadece ülkeleri yönetmek için olan bir strateji değil, önce insanı kendi içinde böl ve yönet; daha da sinsice.
Peki çıkış nerede? “Kendini sevmek”teki “kendim” egosunu çek aradan. Geriye yalnızca “sevmek” kalır. Onun da benimi senimi, ötesi berisi yoktur. Yalnızca sevmek vardır ve sevmenin kendisi akmaya başlayınca senden. Kendiliğinden sevmeye başlarsın yalnızca sendeki değil, her yerdeki seni… 🙂
Bu nasıl olacak dersen de “yol” bunun üzerinedir ya zaten…
Bölüm 2: Gerçek Sevgide Kestirme Yok: Bu Yol Gayret İster
“Kendini sevmek için bir yol yöntem var mıdır?” sorusu geldi. Vardır elbette, hatta kısayollar bile olabilir, ama öyle hap gibi atayım da çözüm gelsin…; ben böylesine rastlamadım. Hangi yol ve yöntem olursa olsun, emek ister, gayret ister, adanmışlık ister; eğer konunun derinden şifası ise niyetiniz. Yoksa başım ağrıyor hap attım geçti gibi olur günübirlik çözümler. Ama o baş gerçekte niye ağrıyor?
Kendimizle, aslında tüm varoluşla iletişimimizi onarabileceğimiz 3 boyut var: Duyularımız, duygularımız, düşüncelerimiz.
Duyularımız derken 5 duyumuz üzerinden özellikle bebeklik ve çocukluk aşamasında yaşadıklarımız sonucunda oluşan arazları gidermek üzerine pratikler yapabiliriz. Mesela kendine dokunmak, aynada gözlerine bakmak gibi.
Duygularımız ise üzerine ciddi çalışmayı gerektirir. Duygularımızı dünyası hem karışık hem de içinde kaybolması kolay bir alan.
Düşünceler ise affirmasyonlar. Bize yıllardır hen ailemizden hem çevremizden hem sürekli medyadan gelmiş ve bizi aşağıya çeken telkinlere, daha yüksek telkinleri kendimize yükleyerek onları etkisiz hale getirip dönüştürme süreci.
Şimdi bunların bir kısmını kendiniz yapabilirsiniz elbette. Ama en kolayı ve dönüştürücü olanı, bu alanda çok yetkin rehberler eşliğinde çalışmak. Kendisinde zaten sevgiyi, aşkı uyandırmış; yolu iyi bilen ve o yoldan sizin de geçebilmeniz için bilinçli pratikler hazırlayan rehberler ve onların pratikleriyle ilerlemek.
Bu noktada bir öneriniz var mı derseniz: Benim de hayatımı baştan aşağıya değiştiren ve özellikle bu 3 merkezdeki arazları onarıp daha yukarılara ilerlememe büyük katkıda bulunmuş çalışmayı önerebilirim: Sath Bilinç Okulu’nun “Öz’e Erim Vakti”.
Elbette her merkez için ayrı ayrı güzel nice çalışmalar vardır. Ama hem hepsini kapsasın hem de sen deneyip sonuç aldığını söyle derseniz bu çalışmayı öneririm. (Bilgi almak için: www.sathbilincokulu.com )
Sevginin her an sizden gani gani aktığına şahit olmanız dileğiyle… 🙂






