Zor Zamanlarda Nasıl Sakin Kalabiliriz?
Çok zorlanıyorsunuz. Daralıyorsunuz. Hele şu günlerde…
Ne yapabilirim, nasıl sakin kalabilirim diye soracak olursanız, yanıtım şu: Bilmiyorum. 🙂
Cidden bilmiyorum.
Anlatmak, akıl vermek, “şöyle yap böyle yap” demek isterdim ama o anlarda bende hiçbiri işe yaramıyor.
Bana bu ara iyi gelen tek şeyi anlatabilirim: Geçenlerde o kadar sıkıştım ki bir dostumu aradım ve onun da sıkışık olduğunu öğrendim. “Yalnız değilsin,” dedi. “Bu ara çok kişi aynı halde.”
Bu insanı nasıl rahatlatır ki, diyebilirsiniz. Ama insan sıkıştığında, yalnızca kendisinin bu halde olduğu, herkesin harika olduğu sanrısına kapılabiliyor.
Piknik yapmak istiyorsunuz ama dışarıda sağanak yağmur var. “Dışarısı böyle, bugün piknik günü değil,” diyorsunuz ve rahatlıyorsunuz. Ruh halimizin ise dışarı bakılacak bir penceresi yok ki, yağmur var mı yok mu göremiyoruz. Birbirimizden öğreniyoruz işte. Zannediyoruz ki yağmur bir bize yağıyor, halbuki ruhsal hava da sağanak yağışlı. O gün piknik günü değil.
O dost da iyi durumda olsa, eminim beni tutar, o halden çıkarırdı. Yani beni rahatlatan onun da zor günlerden geçiyor olması değildi. Yalnız olmadığımı bilmekti, bunun bir hava durumu gibi olmasıydı, iyi gelen buydu. Çünkü bugün hava yağışlıdır, ama hava eninde sonunda bir vakit açar. O zaman da birlikte gideriz pikniğe.
O yüzden sıkışıksanız şu anda bilin ki yalnız değilsiniz. Birlikte sıkışığız. Bunu bilmek bile rahatlatıcı. 🙂
*****
Bir de bazen ne kadar çabalasanız da olmuyor. Olmuyor, olmuyor…
O noktada artık kasmayıp teslim olmak fena gelmiyor.
Bir konunun üzerinde çok uzun süre durmuştum, dolandı da dolandı. “Yeter, yoruldum, çekiliyorum,” dedim. Başka şeylere baktım. Sonra bir baktım, o konu kendiliğinden açılmaya başladı.
Artık son noktasına getirip, daha ötesine gidemediğini görüp bırakmak, hemen çözümü getirmese bile insanın omuzlarını gevşetiyor en azından. Sonrası artık Allah’a havale… 🙂
Çünkü bazen her şeyi kontrol etmeye çalışıyoruz, sanki bütün âlemi biz yönetiyormuşuz, biz olmasak olmazmış gibi davranıyoruz. Oysa edemiyoruz. Edemediğimiz için de kasılıyoruz, kastıkça da daralıyoruz.
Başka bir dostum geçenlerde şöyle dedi: “Sen geldin, elinden geleni yaptın. Şimdi arkana yaslan ve izle.” Nasıl yani, o kadar basit mi, dedim. “Yapman gerekeni yaptın, geriye sonuç kaldı. Bakalım nasıl sonuçlanacak,” dedi. Peki, dedim ve izlemeye başladım.
O an iyi gelen aslında buydu: Yapılması gerekeni yapıp sonrasını izlemek.
Bunu yapamadığımız günler de olacak, üzmeyelim kendimizi. Orada da yalnız değiliz. Bazen arkamıza yaslanıp seyredemiyoruz işte…
Böyle zamanlarda belki biraz kasılmışlar tribününden inip şahitler tribününe geçmeyi deneyebilirsiniz.
Burası da fena değilmiş hani.
Hadi gelin 🙂

