Hepimizin yaşamında önem ve değer verdiğimiz sözcükler vardır.

Sevgi”, “kardeşlik”, “eşitlik”, “dayanışma” ve benzeri bir alay sözcük ilk anda aklıma gelenlerden birkaçı.

Barış” sözcüğü de bunlara eklenmesi gereken sözcüklerden biridir.

Bakın Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi’nde Barış sözcüğü nasıl açıklanmış:

Savaş halinde olmayan ülkelerin, ulusların durumu: Barış dönemi. … Komşularıyla barış içinde yaşayan bir ülke…. Savaş durumunun son bulması… Yurttaşlar, toplumsal gruplar arasındaki dirlik düzenlik, anlaşma durumu,toplumsal çatışma, karışıklık bulunmaması… Aralarında çatışma, kavga olmayan kimselerin durumu, çatışmanın olmadığı ortam… Barış yapmak, barışmak…”

Barış konusundaki tanımları ve açıklamaları çoğaltmak olası…

Ancak buna pek gerek yok… Kısaca özetleyecek olursak barışın savaşmama durumu olduğunda görüş birliği içinde olmamız yeterlidir bence…

Ancak burada başka soruları da gündeme getirmemiz gerekiyor..

İnsanlar, gruplar neden savaşır, çatışır?

Durup dururken insanları barıştan uzaklaştıran, birbirleriyle çatışmaya, hatta birbirlerini yok etmeye varan bir savaş/çatışma ortamına getirmeyi sağlayan nedenler nelerdir?

İnsanlar ve toplumlar arasında ekonomik çıkarların bir dengeye ulaştırılamaması halinde gerçek bir barış ortamının sağlanabileceği yaklaşımı, bir safdillik olmaz mı?

Kuşkusuz bütün çatışmaların kaynağında birinci derecede rol oynayan olgu ekonomidir… Ekonomik çıkarlardır…

Belki bütün nedeni ekonomik gerekçelere bağlamak da yanlış olabilir… Kuşkusuz her sosyal olay bir çok haklı nedenin itelemesiyle ortaya çıkar…

Neden tek değildir yani…

Ama ekonomik neden her şeyin üstünde ve birinci derecede etkendir her zaman…

Öyleyse bu nedenin/nedenlerin çözüme kavuşturulmamasıyla gerçek bir barış ortamı sağlanabilir mi?

Tam da bu noktada kendi yaşamımda tanığı olduğum bir durumu anlatmam yararlı olacak galiba…

Özel arabamla bir oyunumun galasına katılmak üzere İstanbul’dan Bursa’ya gitmekteydim beş yıl kadar önce…

Birden arabamın önünden dumanlar çıkmaya başladı…

Hemen durmaya çalıştım… Arabamı yolun kenarına yanaştırarak durdum…

Kaputu açtım… Motor bölümünden garip sesler eşliğinde dumanlar yükseliyordu… Biraz sonra durum sakinleşti…

Gezici bir tamir ekibi de sökün etti az sonra….

Conta yakmışsın..” dediler…

İki saate yakın bir onarım faslı… Contayı değiştirdiler…

Ödemeleri yapıp yeniden yola koyuldum…

Tam Bursa’ya girmiştim ki yeniden dumanlar…. Tam da ilerimizde bir tamirhane… Hemen geldiler… Durumu anlattım…. Baktı usta ve şöyle dedi:

Bu adamlar ne kadar cahil… Yanan contayı değiştirmişler… Ama contayı yakan nedeni ortadan kaldırmamışlar… Yani sorunu değil sonucu düzeltmişler…

Yeniden işlemler…

Gönül rahatlığıyla gidebilirsiniz” dediler…

Contayı yakan nedeni de ortadan kaldırdıklarından olsa gerek asla bir daha yaşamadım aynı şeyleri…

Sorunların ortadan kaldırılmadığı bir barış, bir ateşkesten öteye geçebilir mi?

Ve arzulanan gerçek bir barış ortamı sağlanabilir mi?

Bilmeliyiz ki  gerçek barış, insanca bir düzenin kurulmasıyla sağlanabilir ancak…

Tuncer Cücenoğlu