Orhan Pamuk İsviçre gazetesi Tagesanzeiger”le yaptığı bir söyleşide;

“Bu topraklarda 1 milyon Ermeni, 30 bin Kürt öldürüldü ve benden başka hiç kimse bunu söylemeye cesaret edemiyor. “ demiş

Olsun canııım, aslında gurur duymalıyız onunla ve aldığı nobel ödülü ile… Sonuçta adam Türk…

Ardından Alman Gazetesi Die Welt”le yaptığı söyleşide;
“AKP”yi Türk demokrasisi için tehdit olarak görmüyorum. Maalesef tehdit daha çok, bazen demokratik gelişmeyi engelleyen ordu…” demiş.

Amaaan boşverin bunları, aslında gurur duymalıyız onunla ve aldığı Nobel ödülü ile… Hem sonuçta adam Türk…

Ardından, Orhan Pamuk beyefendi “Alman Kitapçılar Birliğinin Barış Ödülü” nü alırken yaptığı konuşmada da ;
“Burada Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinden kimsenin bulunmaması benim için şereftir” demiş.

Büyütmeyin canıım, aslında gurur duymalıyız onunla ve aldığı Nobel ödülü ile… Adam Türk dedik ya sonuçta…

Nobel bir hristiyan kulübüymüş, bu güne kadar hiçbir müslüman ödül almamış(!).

 

Aman sizdeee… Aldı ya işte Orhan Pamuk… Bir ilki gerçekleştirdi. Olmayacak işi başardı. Ne var bunda, niye sorguluyorsunuz? İlle altında bir bit yeniği arıyorsunuz…

Murat Bardakçı onun hakkında uzun bir yazı yazdı, aşağıda birkaç paragrafı alıntılıyorum.

“Fuad Carım’ın ‘‘Kanuni Devrinde İstanbul’’ isimli eserinin birçok bölümünü intihal etmiş ve ‘‘Beyaz Kale’’ adındaki romanın temelini Carım’ın bu kitabı üzerine kurmuştur. Kitabın kahramanı 1550’lerde üç yıl boyunca esir olarak İstanbul’da yaşayıp hatıralarını kaleme alan Pedro de Urdemalas adında bir İspanyol’du.”

“Norman Mailer’in bir romanı ‘‘Ancient Evenings’’… Eski Mısır’da başlayan bir öykü; cinayetlerle, didişmelerle, bir başka dünya tartışmalarıyla dolu gerilimli bir kitap… Bu kitabı okuyun ve Orhan Pamuk’un ‘‘Benim Adım Kırmızı’’ adlı romanı ile aralarında bir benzerlik olup olmadığı konusunda beni aydınlatın.” dedi.

Ne tersini ispat edene, ne de bunlar uydurmadır diye ortaya çıkana (yazarın kendisi de dahil) rastlayamadık şimdiye dek… Neden acaba?..

Olsun canıııım… Adam Türk, gurur duymalıyız onunla ve aldığı Nobel ödülü ile…

Ahmet Taner Kışlalı taa 1999’da bir yazı yazmış Orhan Pamuk hakkında… Ve yazısında demiş ki ;

“Ben hiçbir kitabını bitiremedim. Bitiremediğim ama sonradan duyup, baktığım tekrar baktığım kitabında Atatürk hakkında şu satırlar vardı”

“Çocukluğunda kız kardeşi ile tarlada karga kovalayan sapık bir padişah”

“Sonra kasaba alanına dolanır. Atatürk heykellerine sıçan güvercinleri ayıplar…”
“Atatürk kendini içkiye vermiş meyhane kalabalığına, cumhuriyeti emanet etmiş olmanın güveniyle gülümsüyordu…”

“Atatürk’ün leblebi zevkinin ülkemiz için ne büyük felaket olduğunu…”

“Sonra bir cumhuriyet, Atatürk, damga pulu havasına girdiğimizi hatırlıyoruz…” demiş…

Sonra demiş ki Ahmet Taner Kışlalı ;

“Ben, inandıklarını açıkça savunanlara hep saygı duymuşumdur. O düşüncelere karsı olsam bile! Ama o yürekliliği gösteremeyip de bunu sinsice yapmaya çalışanlara, oraya buraya “bityeniği” sokuşturanlara, hep tiksinerek bakmışımdır.”

Aman sizde canııım, adam roman yazmış işte… Roman bir kurgudur. Tutmuş romandan cımbızla bazı satırları çekmişsiniz, verdiği demeçleri de reklam olsun diye yapmıştır aslında ama siz adamı hiç aklından bile geçmeyen satırlar yüzünden yargılıyor, mahkum ediyorsunuz.

Bu durumda rahmetli taa yedi sene önceden biraz faşistlik(!) etmiş.

Biz aslında önüne geleni Türk diye düşünen bir toplumuz. Adam Alman vatandaşıdır. Yılın futbolcusu seçilir. Biz bir Türk yılın futbolcusu oldu deriz.

Adam Kanada vatandaşıdır. Kanada adına olimpiyat oyunlarına katılır. Altın madalya kazanır. Altın madalya Kanada’nın hanesine yazılır. Verirlerken Kanada milli marşı çalınır. Biz bir Türk olimpiyatta altın madalya kazandı deriz.

Sizler bu durumda öz be öz Türk olan Orhan Pamuk’a faşistlik(!) ediyorsunuz. Bırakın adam istediğini desin. AB’nin isteklerine zemin sağlamak için çalışsın. Ülkenin bölünerek parçalanması düşüncesine hizmet etsin. Sonra en nobelinden ödülünü alsın. Parayı kapsın, vergisini ödemesin. Adam Türk sonunda, övünün kardeşim, size bir ödül kazandırdi. Daha ne istiyorsunuz. Faşistlik(!) etmeyin.

Bu yazıyı yazdım ya şimdi ben de faşistlik(!) etmiş oldum…

Hiç ummadığım kişiler bile göz göre göre Orhan Pamuk’a (Yan)daş oluyorlar ya… Ne diyeyim, helal olsun tüm liberallere…

Sen düşünce özgürlüğünden bahset, ağzına geleni söyleyene yandaş ol, sonra da karşıt fikirlerini söyleyenlere faşist de… Hani nerede ifade özgürlüğü?..

Bu yazıyla bana AB’den ne fon açılır, para gelir ne de ödül verme yarışına girilir.

Ben de cümlelerimi ve yazımı, liberal aydınlarımızın, ifade ve düşünce özgürlüğü(!) savaşçılarımızın istedikleri gibi faşistçe bitireyim bari…

Yaşasın Faşizm(!)..

Reha Ersavcı