“Yaptığım şeylerden dolayı kendimi çok kötü hissediyorum. Başka insanlara ölüm saçmış olmam beni çok rahatsız ediyor. Eve döndüğümde öldürdüklerim için dua ve ibadet etmeliyim, kendimi temizlemek için. Kendi köyümden, öldürdüğüm bir çocuğu hala rüyalarımda görüyorum; benimle konuşuyor, ‘beni bir hiç uğruna öldürdün’ diyor ve ben haykırıyorum.“

Bu sözler Orta Afrika ordularından herhangi birinde ölüm makinesi olarak görev yapan ve sonunda terhisi sağlanan bir çocuk askerin daha 2 yıl önce evine dönmeden önce uluslararası görevlilere söyledikleri.

Bana bir üniforma verdiler ve artık orduda olduğumu söylediler. Artık yeni bir adım vardı: ‘Psiko’. Söyledikleri gibi yapmazsam geri dönüp anne ve babamı öldüreceklerini de söylediler.“17 yaşındaki Kongo Demokratik Cumhuriyeti ordusu mensubunun geçen yıl söyledikleri de böyle. 13 yaşındaki bir başka çocuğun ise aynı orduya dahil olması için ikna edilmesi gerekmiş: “Köyümüze geldiklerinde en büyük ağabeyime asker olmaya hazır olup olmadığını sordular. 17 yaşındaydı ve hayır dedi; kafasına sıkıp, öldürdüler. Sonra bana hazır olup olmadığımı sordular. Ne yapabilirdim ki; ölmek istemiyordum.”

İki Yüz Elli Bin Çocuk Asker

Çocukların ordu ya da terörist guruplarca asker olarak kullanılması sadece Afrika’ya mahsus bir şey değil. Ortadoğu, Asya, Güney Amerika ve Pasifik’teki otuza yakın çatışma bölgesinde Unicef’in 2007 tahminine göre iki yüz elli bine yakın kız ve erkek çocuk ellerine silahlar verilerek ölmeye ve öldürmeye gönderiliyor. Bu küçük askerlerin görev tanımı içine sadece muhariplik girmiyor; bazen hizmetçilik, casusluk ve seks köleliği de buna dâhil olabiliyor.

Dünyanın çatışmalı pek çok yerinde 18 yaşın altındaki pek çok genç çeşitli sebepler ve yöntemlerle askeri birliklere katılıyorlar. Bu konunun başlıca etkeni savaşın bizzat kendisi.Asker çocuklar konusunda hazırlanan raporların çoğunda savaşa bağlı sebeplerle beraber başka etkenlere de rastlanıyor. Çatışmalar sonucu dağılan aileler, bozulan toplumsal düzen, baskılar, tehditler, fakirlik ve sefaletten kurtulma ümidi ya da bazen hayatta kalabilmek için askerliğin son şans olması küçük ellerin silahlara sarılmasını kolaylaştırabiliyor.

Fakirlik ve Sefalet de Bir Etken

2004 yılında Kuzeydoğu Hindistan’da, okula gitmek istediği halde ailesinin fakirliği sebebiyle silahlı birliklere katılan ve ailesine gönderecek kadar yeterli para kazanmaya başlayan 16 yaşındaki bir genç yoksulluğun nasıl özendirici bir faktör olduğunu göstermeye yetiyor.

En fazla çocuk askerin bulunduğu bölgelerden biri olan Sri Lanka’da bir kız çocuğu ise asker olma sebebini şöyle açıklıyor: “İstemediğim bir evliliğe zorlandığım için kaçarak silahlı guruplara katıldım.”

Kolombiya Devrimci Silahlı Güçlerine katılmış on yedilik bir kızın gerillaya katılma sebebi ise biraz para kazanmak ve bağımsız olabilmek.

Unicef, Amnesty International, Human Rights Watch ve benzeri kuruluşların arşivleri binlerce ifadeleriyle beraber binlerce çocuğun askeri çatışmaların nasıl kurbanı olduğunu gösteren belgelerle dolu.

Daha iki yıl öncesine kadar savaşan 15 yaşındaki Kongolu çocuk asker Albert’in anlattıkları olayın bazen hangi boyutlara kadar ulaşabildiğini gösteriyor: “Bizi savaşçılığa alıştırmak için esrar verip insanları öldürmeye zorluyorlardı. Bazen tecavüz etmemiz içi kadın ve kızlar getiriyorlardı. Reddedersek, dayak yiyorduk.”

Askerî Amaçlı Seks Objeleri

Bir bölgede çatışmaların durması çocukların askerî amaçlarla kullanılmasını kendiliğinden beraberinde getirmiyor.En yakın örneklerden Kongo’da asker çocukların sosyal hayata kazandırılması için bir programın uygulamaya konulmasından iki yılı aşkın zaman geçmiş olmasına rağmen hâlen yüz on bin çocuğun silahlı güçlere dahil olduğu belirtiliyor. Bunların bir kısmının yaşayıp yaşamadıkları ise bilinmiyor.

Bunlar içinde seks objesi olarak kullanılan çocukların durumu normale dönebilme açısından büyük güçlük arz ediyor. Amnesty International kaynaklarına göre özellikle kızlardan yararlanan savaşçılar çatışmalar bittikten sonra da bunları serbest bırakmakta ayak diretiyorlar.

Burundili askerler tarafından 13 yaşında kaçırılan ve orduda seks kölesi olarak kullanılan Fabienne isimli bir kızın anlattıkları işin bu yönünü gözler önüne sermeye yetiyor: “Kaç kişiyle cinsel ilişkim olduğunu bilemiyorum. Önce bir adam geliyor, sonra diğeri, sonra bir başkası… Kaçarsam öldürmekle tehdit ediyorlardı.”

Zimbabweli kızların birkaç yıl önce katıldıklarıUlusal Gençlik Talim Programı ile ilgili itirafları ise askerliğin çocuklar ve bilhassa kızlar için ölme ve öldürmeden başka anlamlara geldiğini de ispatlıyor: “Yatakhaneleri kontrol eden kimse yoktu ve bir gece ani bir baskınla hepimiz tecavüze uğradık. Bazı adamlar koğuşumuza gelip karanlıkta bize tecavüz etti. Kim olduklarını göremiyor, bağırınca sopalarla dövülüyorduk. Korkudan bunu rapor da edemedik. İçimizde en küçüğümüz on bir yaşındaydı ve üst üste defalarca tecavüze uğradı.”

Yamyamlık Bile Yaptırdılar

Çocukların askerî amaçlarla kullanımında yaşananlar bu kadarla sınırlı değil tabii ki. Çocuk askerler silahlı guruplar için aynı zamanda ucuz işgücü anlamına geliyor. İstenildiği gibi yönlendirilen ve karın tokluğuna savaşmaya zorlanabilen bu çocuklar için bir kalaşnikof kullanmak sıradan bir iş. Ancak bazen onları öldürmeye alıştırmak için yamyamlığa varan eğitimler gerekebiliyor.

2003 yılında Birleşmiş Milletler Misyonu’nun özel bir ekibinin Kongo’da yaptığı soruşturma çatışmalar sürecinde yamyamlık ve yamyamlığa zorlama hadiselerinin yaşandığını ortaya koymuştu. 2003 yılında 13 yaşında olan Kongolu Kalami bu işe zorlananlardan sadece bir tanesi: “Bize insanları evlerine hapsettikten sonra evi ateşe vererek hepsini öldürme emri verildi. Bazılarını da canlı olarak gömmek zorunda kaldık. Bir seferinde komutanımız tarafından bir ailenin fertlerini öldürüp, vücutlarınıparçalamaya ve yemeye zorlandık..”

Bu tip vakaların münferit olamadığı ve çocukların bütün direncini kırdığı gibi bir daha topluma dönmesini engelleyerek asker olarak kalması sonucunu doğurduğu belirtiliyor.

Sri Lanka, Liberya, Kolombiya, Angola, Uganda, Burma, Filistin, Burundi, Kongo, Lübna, Sierra Leone, Nepal, Sudan… Bunlar son dönemlerde çocukların askerî amaçlarla kullanıldıkları ve raporlarda en çok adı geçen ülkeler. Ancak çocukların savaşmaya zorlandığı ve türlü şekillerde suistimal edildiği yerler şüphesiz bunlarla sınırlı değil.

“Çocuklar öldürülmesin, şeker de yiyebilsinler!” Bu gibi temenniler dünyanın pek çok çatışmalı bölgesindeki çocuklar için fazla lüks kalıyor. Onların durumu bunun çok daha ötesinde. Uluslararası kuruluşların raporları bu çocukların sadece savaş mağduru değil, bizatihi savaşın aktörleri konumunda olduklarını ortaya koyuyor… Bu durumda “çocuklar öldürmesin!” demek daha gerçekçi bir yaklaşım belki de.

Birol Biçer