İçsel huzur ve kendi benliğini bulma yolculuğu genelde ergenlik çağlarında herşeyi merak etme yaşında başlar. Merak duygusu en son haddindedir. Ben neyim, kimim, bu dünyadaki amacım nedir, şeklindeki sorular kafamızı iyiden iyiye meşgul etmeye başlar. Bu devir aynı zamanda en hırçın olduğumuz ve problemli olduğumuz çağdır. Hem vücudumuz ergenlikten dolayı yeni bir evreden geçmektedir, hem de beynimiz.

Çoğu insan bu evreleri farklı şekillerde atlatmaya çalışır. Kimisi sabah akşam içer, kimisi tamamen eğlenceye verir kendini.

Bazı arkadaşlarım bu evrede kendilerini eve kilitleyip aynaya saatlerce bakarak bu soruların cevabını bulmaya çalıştılar. Ben de öyle. Belli bir süre sonra geceleri uyuyamamaya ve sürekli bu soruları sorgulamaya başladım. Beynim o kadar yoruluyordu ki, uyumaya bile mecalim kalmıyordu. Birde kız arkadaş problemleri ortaya çıkınca…

Ben de farklı bir taktik uygulamaya karar verdim.

“Beyindeki acıyı, fiziksel acıyla yer değiştirme” adını verdiğim bu taktik gayet basit bir taktik aslında. Her gün kendimi öldürecek şekilde yüzmeye başladım. Önce 250 m düzenli yüzmeye başladım, bu zamanla 1500 m’ye çıktı. Bayağı yararlı oldu, hem beynim dinlenmeye başladı hem de leş gibi yorulduğumdan geceleri uyumaya başladım.

 

Yüzme süper bir spordu, fakat benim esas istediğim spor eskrimdi. Ee, ne de olsa herkesin yaptığı sporları yapmayız (farklıyız ya), bi de üstüne serde “snob”luk olunca… Bu centilmen sporuna gitmek için can atıyordum, fakat nedense bir türlü gidemedim. Kısmet bu zamanaymış.

Eskrim Türkiyede, maalesef, centilmen sporu olarak görülmüyor. Çoğu zenginler onun yerine milyarlarca para harcayıp lüks spor salonlarına gitmeyi yeğliyorlar. Böyle olunca eskrim salonları da tamamen arka mahallelere kayarak ve inanılmaz az aidatlarla yaşam mücadelesi veriyorlar.

Eskrim, aslında üç farklı daldan oluşuyor: Epe, flöre ve kılıç. Her dalın ismi, o dalda kullanılan silahla aynı. Ben işlerimin el verdiği sürece epe yapmaya çalıştım ama iş yoğunluğundan bırakmak zorunda kaldım. Yine de hepinize tavsiye ederim.

İlk başta dışarda görünen “al eline kılıcı, del karşındaki herifi” görüntüsü, o platforma çıktığınızda inanılmaz değişiyor. Eskrim çok fazla hareket bulunduran bir spor. Artı her insanın vücut yapısı ve tarzı farklı olduğundan, kişiye bağlı olarak değişiyor. Tam anlamıyla bir strateji oyununa dönüşüyor belli bir süreden sonra ve beyin ile vücudun ortak çalıştığı müthiş bir mücadeleye. Ben, yıllar sonra, ilk defa eskrim yaparken beynimin inanılmaz çalıştığını, ve aynı zamanda dinlendiğini farkettim. Strateji belirliyorsun, ona göre dalıyorsun, adamın tarzını çözüyorsun, ona göre savunma oluşturuyorsun, ve bu esnada daracık ringden dışarı çıkmamaya ve süreyi geçirmemeye çalışıyorsun.

Ve ben yıllar sonra ilk kez, bu sporu yaparken tekrar içsel huzuru bulduğumu farkettim. Çünkü bu sporda en tehlikeli şey heyecana kapılmaktır. Heyecana kapıldığında hata yaparsın ve rakibin senden puan alır. Ama eğer sükunetini korursan , bunun dışında çevik davranır ve hızlı hareket edersen sayı alırsın. Bu yüzden sürekli sükunetini korumak için, hızlı hızlı meditasyon yapıyorsun ve algılarını açık tutuyorsun.İnanılmayacak derecede keyifli bir alıştırma.

Kesinlikle sevilemeyecek ve yapılamayacak bir spor değil.

Özellikle de işadamlarının da çoğuna öneriririm. Milyarlarca para dökerek gittiğiniz o spor salonlarının yanında haftada 1-2 kere de o verdiğiniz paranın onda birinden daha ucuzlukta olan bir salona kaydolsanız , 4-5 kişi kendi aranıza maçlar yapsanız , inanılmaz keyif alırsınız, ve eve gittiğinizde gerçekten de huzur bulduğunuzu farkedersiniz.

Not: Bana bu sporu sevdiren Karşıyaka eskrim kulubu başkanı Hakan Ayberk’e, canı gönülden teşekkür ederim.

Tunç Pekmen