Dün derKi.com Genel Yayın Yönetmeni Hasan’la kurduğum telepatik iletişimde derKi’nin 380’inci sayısı yani 2037 senesinin ilk yeni yıl sayısı için neler vizyonlayıp gönderebileceğimi soruyordu… Ona kısa zamanda vizyonlarımı oluşturup gönderebileceğimi söyledim en yorgun ve yaşlı halimle…

 

 

Yıl 2036, 2037’ye sayılı günler kalan şu günlerde 77 yaşımın verdiği zihinsel yorgunlukla pek fazla aklımda düzgün şeyler vizyonlamayı beceremiyorum artık… Ama olsun,  önümdeki eskilerden kalan kuvars kristalinden yapılmış ekranıma yeni vizyonlarımı yüklemeye başlayacağım sırada, iki torunum baş ucumda bitiverdi yine…

 

“- Dede ya, şu bizim 20. seri robotumuza bir baksan diyoruz, artık eskidi mi ne? Annem ve babam işe giderken onu bize Uzay Tarihi hakkında bilgi versin diye programlamışlardı, o bize kalkmış Felsefe Tarihi’ni anlatıyor…”

 

“- Evet çocuklar, ben anne ve babanıza söylemiştim değiştirin artık bu 20. seri robotu diye… Elalem nerdeyse 30. seriye geçecek biz hala bu 20. seri üretimi kullanıyoruz… Bilgi Destek ünitesinde bir arızası vardır muhakkak.. Neyse tamam tamam ben size bu seneki toplu emekli maaşımla 30. seri bir robot alırım..”

 

dedim torunlara ve;

“- Çocuklar Hasan ağabeyiniz yeni sayı için vizyon istedi, şunu kristal ekrana kaydedeceğim, biraz zaman istiyorum”

diyerek onlardan izin istedim…

 

Düşüncelerimi kristal ekranım üzerine kaydetmeden önce de kendi kendime söyleniyorum elbet… O kadar da çok söylemiştim ki kızım Müge’ye;

 

“- Kızım, bizim zamanımızda ve senin zamanında Robot mu vardı, bizler de sizin gibi okula gider, eğitimlerimizi oradan alırdık… Bu torunlar için de uzay okulları var… Bırakın şu asortikliği de şu çocukları adam gibi uzay okullarına gönderin, böyle robot hocalardan falan ders aldırmayın, hem daha pahalıya geliyor” artık dediysem de dinletemiyorum zıpıra…

 

Neyse biraz Reiki yapmak iyi gelecek bana, yapıp öyle başlayayım şu kaydıma..

Marduk gezegeni 2012’de gelip geçeli beri şu gençlere bir haller oldu, hiçbirine laf anlatamaz oldum ya… Gerçi farkındalıkları çok eski yıllara göre iyi açıldı ama… Yine de akılları bir karış havada…

 

Robot deyince aklıma 2004’lü seneler geldi birden, belki de bu ayki sayıda o yıllara ve o günlere geri dönüp ilk robot olan Asimo’yu gördüğüm zamanı ve o zamanda hissettiklerimi, Asimo’nun becerilerini yazabilirim diye düşünürken bir mırıltı duydum kulağımın dibinde…

 

Mırıltı mı?… Mırıltı değil bu, resmen miyavlama…

 

Yıl 2036 … Ve Şanslı… Benim tekir kedim…

 

“- Ne işin var oğlum senin 2036 yılında?”

 

 “- Allahhhh saat gecenin 02.00’si olmuş… TV açık kalmış, karşımda da  G.O.R.A’nın da reklamı…”

 

Gözlerimi oğuştururken, elimdeki TV kumandasıyla kanalları turluyorum… CNNTürk’te “Yetkililer İstanbul halkını uyarıyor… İstanbul’a yeni bir soğuk hava dalgası daha geliyor, kar yaşamı felç edebilir…” haberi…

 

Hay Allah!.. Ben bu akşam yemeğini fazla kaçırdım galiba, TV karşısında uyuyakalmışım yine… Gördüğüm bir rüyaymış meğerse, 2036 yılında falan değilmişim… Ortalıkta da ne benim torunlar var, ne de 20’nci seri robotumuz…

 

Bilgisayarım hala açık, ekranım da kuvars kristalinden yapılmış ekran değil, düpedüz bir monitor… Gelip oturuyorum monitörümün karşısına… www.derki.com’a giriyorum.. Sayı: 6… Hala 6. sayı… 379’uncu Aralık sayısı değil… Tamam kesin artık, sene 2004… 2004 yılındayım ben yahu…

 

Bir rüyadan uyanıp gerçek yaşama geriye dönüyorum elbet dönmesine de… Robot olayına da takıldım artık bir kere, bu konuda yazmam gerektiğini anlıyorum… Yazayım, yazıp paylaşayım artık robot Asimo’yu sizlerle…

 

Çalıştığım işyeri bir fuarcılık şirketi olduğu için bu yıl 10’uncusu düzenlenen Autoshow Fuarı’nda karşılaştım onunla ilk kez… Zaten günler öncesi hem TV’den hem de görsel basından takip ediyordum onu; Türkiye’ye ve Autoshow Fuarı’na geleceğini biliyordum bilmesine de yine de ilk kez onunla karşılaşacak olmanın vereceği mutluluğun heyecanını hissediyordum bedenimde…

 

İşte o gün gelmişti.. Fuarın ilk günlerinin yoğunluğundan onu gidip görememiştim… 22 Kasım günü son kez insanlarla kucaklaşması sırasında saat 13.30’daki izlencesinde karşılaştım onunla…

 

Sunucu kız, onunla ilgili kısa bir bilgi verdikten sonra onunla ilgili düzenlenen gösteri platformunun sol tarafında bulunan kapıdan çıkıp etkileyici bir müzikle yürümeye başladı Asimo…

 

Salon kalabalıktı… İlk sıraları ilkokul çocukları doldurmuştu öğretmenleriyle birlikte.. Arka sıralar, daha arka sıralar, platformun önü ve arkası Asimo’yu yakından görmek için gelenlerle doluydu…

 

Asimo yürürken sağ elini havaya kaldırmış el sallıyordu onu seyretmeye gelenlere… Çocuklar da, büyükler de ona el sallamaya başlamışlardı… Asimo başını her yana çevirerek selamına devam edip, tam gösteri platformunun ortasına kadar gelip duruverdi… Eğildi ve selam verdi…

 

O anı tarif edebilmem imkansız… TV’lerden seyredince insan bu kadar keyif alamaz belki de… Ama canlı seyredince içi biraz tuhaf oluyor nedense.. İnsanoğlu’nun başarısını görüyorsunuz… Yarattığı bir robotu… Belki de gelecekte bizlere hizmet edecek olan insansı robotların ilkini görüyorsunuz… İnsan olarak gururlanmamak elde değil…

 

Asimo en sevimli haliyle müziğe eşlik ediyor, tokalaşıyor, merdivenleri inip çıkıyordu… Her hünerini yapıyordu  ve sonunda da alkış istiyordu… Bizler onu alkışladıkça sanki anlayıp daha çok marifetlerini gösteriyordu…

 

Gösteri yaklaşık 20 dakika sürdü, Asimo tüm hünerlerini yaparak tekrar geldiği kapıdan içeri girerek kayboldu ortalıktan…

 

Ve ben büyük bir hızla seyrettiğim yerden aşağıya inerek Asimo’nun yanına gittim… Onu yürüten, konuşturan ve hareket ettiren mühendislerden izin isteyerek onunla tokalaştım ve onu sevdim… Gözlerinin içindeki kocaman iki merceğinin ardında ve yüzündeki tebessümünün ardında yüzlerce sene sonrasının sevimliliği ve sevecenliği vardı…

 

Bana sanki “İşte senin geleceğinin 20’nci seri robotları, 30’uncu seri robotları olacağımdan emin olabilirsin.. Daha nice seri robotlar da siz insanlığa hizmet edecek” der gibiydi hali…

 

Asimo’yla ilgili bilgiye sahip olabilmek için hemen orada bulunan mühendislere sorular sorarak Asimo hakkında geniş bilgi elde ettim.

 

– Asimo nasıl bir hayalin ürünüdür ve nasıl doğmuştur?

 

1986 yılında, insanla mükemmel bir uyum içinde çalışabilen robotlar üretmek amacıyla çalışmalara başladık. Anahtar sözcükler “zeka ve hareketlilik”ti. Fabrikalarda rastladığımız spesifik işleri yapan robotlar yerine gündelik yaşamda kullanılabilecek yepyeni bir robot yaratmaya çalıştık.

 

Bir yıl boyunca sadece robotun sahip olması gereken temel özellikleri tespit etmek üzerine araştırmalar yaptık. Üreteceğimiz Robot,  eşyalarla dolu bir odada yolunu bulabilmeli, merdiven inip çıkabilmeliydi. Bu amaçla prototipler geliştirildi ve üzerlerinde çalışıldı…

 

1986 (E-0 modeli)

 

İlk iki ayaklı yürüyüş mekanizması E0, adım başı 5 saniyede gerçekleşen statik bir yürüyüş hızına sahipti. Ancak bu yeterli değildi, engeli alanlarda yürümek için dinamik bir yürüyüş gerekliydi.

 

1987-1997 (E-1, E-2 ve E-3 modeli)

 

İnsanın nasıl yürüdüğüne dair bir araştırma yaptık. Dinamik bir yürüyüş için gerekli eklem bağlantılarını inceledik.  Ve edinilen bilgiler doğrultusunda iki ayaklı yürüyüşün ilk simülasyonu E1’i ürettik. E1 daha sonra geliştirildi ve ilk dinamik yürüyüş yapabilen E2 yaratıldı, sonraki aşamada ise daha dengeli yürüyüş için gerekli aksamlar eklenerek E3 oluşturuldu.

 

1991-1993 (E-4 ve E-5 modeli)

 

Yürüyüş stabilizasyonu üzerinden araştırmalara devam ettik. E4 ile başlayan süreç, E5 ile merdiven ve eğimli alanlarda yürüyen bir mekanizmanın denenmesiyle sürdü, E6’da dinamik yürüyüş tüm aşamalarıyla tamamlanmıştı. Bu da biz mühendisleri mekanizmaya bir de vücut ekleyerek daha insansı bir robot geliştirmeye teşvik etti.

 

 

1993-1997 (P1, P2 ve P3 modeli)

 

İnsansı robotumuzun ilk prototipi P1,175 kg ağırlığındaydı. Bilgisayar ve güç kaynağını sırtına yerleştirmiştik. Işığı kapatıp açma hatta birtakım nesneleri taşıma özelliğine sahipti. P2 ise dünyanın ilk otomatik insansı robotu olarak tarihe geçti. 210 kg ağırlığındaydı. Bu modelin tüm mekanizması kablosuz olarak üretilmişti. Yürüyebiliyor, merdivenleri inip çıkabiliyor, hatta alışveriş sepetini itebiliyordu.

 

Tamamen otomatik iki ayaklı insansı robot P3, 1997 yılında tamamlandı. 130 kg ağırlığındaydı. Daha sofistike bir kontrol sistemiyle, yeni materyallerin eklenmesiyle mekanizması daha kompakt ve daha hafif bir hale getirilmişti.

 
 

– Peki ya Asimo? Asimo’yu nasıl ürettiniz?

 

İşte Asimo yaklaşık 14 yıldır süren bu araştırmaların ışığında ve kendisinden önceki 10 prototipin sağladığı bilgiler sayesinde doğdu. Bu araştırmalar sonucunda sadece 52 kg ağırlığında, kompakt, rahat yürüyebilen, kollarını geniş bir açıda hareket ettirebilen ve insana yakın tasarımlı bir humanoid ortaya çıktı. Asimo adı ise İngilizce Yenilikçi Hareket Becerisinde İleri Adım  kelimelerinin ilk harflerinden esinlenilerek yaratıldı.  (Advanced, Step in, Innovaite, MObility) …

 
 

– Peki Asimo neleri yapabiliyor?

 

Asimo’nun 1.20 cm’lik boyu insanların yaşadığı mekanlara en uygun yükseklikte yaratıldı. 52 kg ağırlığındaki Asimo, tıpkı bir çocuk gibi, küçük ve hafif,  ama sevimli adımlar atıyor, hatta hoşlandığı bir müzik olursa dans bile ediyor. İşte Asimo’nun diğer yapabildikleri;

 

Asimo şık ve kapıları açıp kapatabiliyor, masa veya tezgah üzerinde çalışabiliyor,

 

Hareket kabiliyeti çok ileri düzeyde. Akıllı, gerçek zamanlı, esnek yürüyüş teknolojisi Asimo yön değiştirirken duraksamadan yürümeyi sürdürmesini ve ani hareketlerde dengesini korumasını sağlıyor. Hafızasında kayıtlı yürüyüş tarzlarının çeşitli kombinasyonlarıyla yürüyebilen Asimo köşelere geldiğinde kendiliğinden yön değiştirebiliyor, yürüyüş hızını azaltıp, çoğaltabiliyor.

 

Asimo’nun tutma, el sallama, eğilme gibi pek çok hareket kabiliyeti var.

 

Aynı zamanda çok iyi konuşan Asimo, 50’yi aşkın çağrı ve soruyu anlıyor, yanıtlıyor. 30 emri yerine getirebilen Asimo, kendine yaklaşan insanları tanıyor, takip ediyor, kendisine gösterilen yöne ilerliyor ve insan yüzlerini tanıyarak onlara isimleriyle hitap edebiliyor.

 

– Asimo gelecekte hangi işlerde kullanılmayı bekliyor?

 

Bütün bu özellikleriyle Asimo ve benzerleri gelecekte ihtiyacı olan yaşlılara, yatalaklara ya da tekerlekli sandalye kullanan kişilere yardımcı olabilir. Asimo’yu ayrıca yangın söndürme ya da kimyasal madde kullanımı gibi tehlikeli görevlerde de  kullanmak mümkün. Dolayısıyla Asimo insanlığın geleceği için yaratıldı denilebilir.

 

– Asimo’nun yeni modelleri ne zaman yapılacak? Bunlar ne zaman  tanıtılacak?

 

Asimo, yaklaşık iki yıldır dünyayı dolaşıyor. Örneğin ABD’nin çeşitli bilim müzelerini ve eğitim kurumlarını dolaşarak onları bilime özendirmek ve onları hayallerinin gerçek olabileceğine inandırmak üzere 67.000’i aşkın gençle tanıştı. 

 

Bir zamanlar imkansız bir hayalden ibaret olan Asimo, kendisi gibi becerikli kardeşlerini hayata geçirecek gençleri desteklemek üzere bir yarışmaya da ev sahipliği yapıyor. Asimo 2005 senesinin Mart ayında Amerika’da ilköğretim okulları ve liseler arasındaki robot bilimi üzerine yapılan bir kompozisyon yarışmasının galibi olan ekibin okulunu ziyaret ederek, onlara robot biliminin geldiği noktayı gösterecek.

 

– Asimo’nun tanıştığı ünlülerin var olduğunu biliyorum bunlar kimler?

 

Asimo’nun bir ilgi çekici özelliği de gittiği ülkelerde devlet başkanlarıyla bir araya gelmesi, onların elini sıkarak, iyi dileklerini sunması. Asimo’nun şimdiye kadar bir araya geldiği devlet başkanları arasında Almanya Başkanı Gerhard Schroeder ve İspanya Kralı  Juan Carlos yeralıyor. 20 Kasım günü de sizin başbakanınız Türkiye’nin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’la tanıştı…

 

Bu verdiği bilgi için onu Türkiye’ye getiren mühendislere teşekkür edip, robotların mı bizi yöneteceği, bizim mi robotları yöneteceği bir dünyayı düşleyerek oradan ayrıldım…

Ertan Yurderi