Öncelikle mesele virüs değil.
Elbette yaş almış olanlara, ölüm riski yüksek olanlara bulaştırmamak büyük bir sorumluluk, ve bulaştırmama sorumluluğunu almalıyız.

Ölüm riski, birçok başka riskten çok daha düşük, kanserden, kalpten, hatta trafik kazalarından filan.
Yaş ve sağlık durumunuza göre, ölüm riski neredeyse yok.
Ve çok güçlü bir panik var.

Astroloji bu dönemlerde bir şeyler olacağını söyledi, ama tam tarif edemedi.
Oysa ben de dahil, bazılarımız, 02.02.2020’de başlangıcın sonu olduğunu söyledik.

Başlangıcın sonu geldi.
Kağıt yerine ekran bağımlısı gençlerin, sosyal medya flörtlerinin, yemeklerini internetten sipariş edenlerin, ve aslında, yalnızlık çağının başlangıcındayız.
Bu virüs bize bunu anlattı.

Çok büyük sosyolojik, sosyo-kültürel, sosyo-ekonomik, ve sosyo-politik değişimler için bir tetikleyici lazımdı, ve bunun için bu virüsü seçmişiz.

Yoksa, ölüm oranı bu kadar düşük bir riskin, kollektif bilincimizi ve bilinçaltımızı bu kadar etkilemesi mantıksız.
Akılsız, aptalca, ve hatta saçma.
Ama eğilim, abartma yönünde, ve elbette bu da seçildi.

Çok daha büyük ölüm oranları olan konularda sessiziz ve bu virüs konusunda aptallaşıyoruz.
Çevre, ekoloji, deprem gibi konular mesela.
Ama ülkeleri, kurumları ve kendimizi kilitliyoruz.
Çok aptalca, istatistik olarak manasız, ama yapmak istiyoruz.

Çünkü bunu seçtik.
Yeni nesiller zaten ekrandan sosyalleşiyor.
Ve sosyalleşme, hatta kollektif seçimler, ve hatta, demokratik seçimler ekrana gelecek, sonrasında belki de sadece bilinçler birleşecek.

Böyle bir dünya olacak.
Bedensel, ya da enerjisel temas azalacak.
İnternet ve sanal temas asal olacak.
Ve daha robotik, daha korkak, ve daha tembel olacağız.

Mı? Böyle mi olmalı?
Yoksa bunu değiştirebilir miyiz?
Sınavımız ve bulunduğumuz kavşak bu.

Zaman, endişe ve korku zamanı değil.
Uyduruk, ve ölüm oranı çok düşük bir riskle korkmadan ve tembellik etmeden mücadele zamanı.
Toplumsal her şeyi değiştirme senaryosu olan dönemin ruhuna itiraz, ve kendimiz olma zamanı.

Uzun yaşasanız, ve bu uzun yaşamı, doyumlu yaşamakla mukayese etseniz, hangisini seçersiniz?
Lütfen, ölüm riski çok düşük bir olasılık için, hayatınızı, deneyimlerinizi, ve en önemlisi, neşenizi sınırlamayın.

Evet, büyük değişimler kollektif irademiz için seçildi.
Olacaklar.
Ama nasıl olacaklarını bizim bireysel oylarımız da şekillendirecek.

Korkmayın, cesur olun.
Ama tembellik de yok, iradenizi kullanın.
Toplumun ortak aptallığının bir kurbanı olarak yaşamak da bir seçenek, Matrix gibi.
Kendiniz olarak yaşamak da, bir diğer seçim.

Sonuçta iki seçenek var.
Hayatta kalma çabasının içgüdüsel anlamsızlığı.
Ve hayatı güzel yaşamanın derin ve dolu anlamı.

Güzel hayat, uzun hayattan iyidir.
Neşeli olalım, güzel yaşayalım.

Ali Korkut Keskiner