İnsan yaşlandıkça yıllar daha çabuk geçiyor sanki. Ya da bana öyle geliyor. Meselâ 2005 nasıl geçti, bitti anlamadım. 365 gün diye düşününce uzun bir zaman gibi ama yaşarken kısalıyor işte. Geriye dönüp baktığımda fakülte bitinceye kadar geçen ömrüm daha kalıcı, daha uzun ve geniş zamanların anılarıyla canlanıyor beynimde. Sonrası çok önemli anlar dışında hızlı çekim görüntüler gibi. Bu yaşlanmakla ilgili bir şey mi, yoksa artan sorumluluklar yani hayat gailesinin içinde yoğrulmak mı kısaltıyor zamanı? Bilemedim.

Sizi bilmem ama, ben kendimle çok konuşurum. İçimdeki çocukla, yaşlı ve yorgun kadınla, işte ne barınıyorsa bende herkesle konuşmaya çalışırım. Anlamaya çalışırım hepsini. Kimi zaman çocuk yanım çözer bir sorunumu, kimi zaman “bilge” yanım dengelemeye çalışır uçarı yanımı, kimi zaman “bu kadar ağır olma” der çılgın yanım, kimi zaman hepsi birden ümitsizliğe kapılır, kendini ilk toparlayan duruma el koyar falan. Aslında ne kadar kalabalığız yalnızken bile. Duymak için açıksak eğer, birçok kimliğimiz olduğunu fark ederiz. En başat olan doğal olarak yaşadığımız zamanın asıl kimliği. Ama diğerlerini duyabilmek ve anlayabilmek için dinlemek inanın çok eğlenceli.

İşte son zamanlarda her yıl bitiminde bende bir kargaşa ki sormayın. Hepsi birden üşüşüyor başıma. “Hadi bakalım bir yılı daha yedin, bitirdin?, Memnun musun elinde kalanlardan?, “Şunu da yapamadın bak bu yıl, bu da eksik farkında mısın?”, “ Geçiyor zaman, ömür sandığın kadar uzun değil, acele et, acele et.”

“Durun, yahu sakin olun kardeşim, yapamadım şunu tamam da biliyorsunuz ne için. Buna da vakit kalmadı, görmüyor musunuz halimi” diyorum ama nafile. İkna etmek pek kolay olmuyor, cebelleşip duruyorum günlerce. Sonra oturup bir anlaşma yapıyorum “kendimle”. “Şunlar, şunlar önümüzdeki yıl ertelenmeyecek, yapılacak. Doğru söylüyorsun şunlara da gereğinden çok kaptırmışım, kaptırılmayacak. Şunlarda doğrusun, devam. Şunları daha iyi yapabilirsin, gayret et biraz.”

Yeni yıla anlaşmanın rehavetiyle giriyorum anlayacağınız. Bir sonraki yıl başına kadar nispeten rahatım da, e çabucak geçiyor namert. İşin yoksa otur yine cevap ver sorulara. Daha da fenası böyle devam ederse “inandırıcılığım” kalmayacak. Yok, yok bu sene umutluyum kendimden. Bir dahaki yıl başında daha az sorum ve daha inandırıcı cevaplarım olacak. :))

Hepimize uğurlu ve şanslı bir yeni yıl diliyorum.

Gülseren Karaçizmeli