Nostalji Güzel de… Tamamlanmış
Geçenlerde ne izleyelim diye gezerken ekran başında “Fringe” çıktı karşımıza. Eşim izlemedim deyince dedim ki mutlaka izle, öyle harika bir dizi ki; hatta ben de seninle yeniden izleyeyim. Hikâyenin sonunu biliyorum ama oraya nasıl bağlandı görmüş olurum…
Heyecanla başladık diziye… Ama bir dakika… 3 bölüm kadar izledik birlikte, fakat herhangi bir heyecan yok içimde, hatta merak da yok…
Çünkü “Fringe” benim için tamamlanmış bir süreç idi…
Her hafta heyecanla her bölümünü internetten bulmak için gayret sarf eder, merak içinde indirir ve izler, teorileri okur, paylaşır ederdik… O kadar yoğun yaşadık ki biz o dönemi ve dizi öyle tamama ermiş ki artık o eski tadı vermiyor…
Keza zaman zaman ekranlarda “Bizimkiler”in eski bölümlerine de rast geliyorum, ama göz ucuyla bakıyorum sadece. Hiç ilgimi çekmiyor.
Hâlbuki herhangi bir nostalji muhabbeti olsa “neydi o Fringe”, “vay be Bizimkiler, pazar gecesi, soba, banyo, ertesi gün okul” deriz, iç çekeriz…
Ama tamamlanmış işte.
Tamamlanmış.
Derken, niye hep geçmişin peşinde koşuyoruz ki diye düşündüm.
O anın ruhundan doğanlardı şimdi bize çok cazip gelen o geçmiş ve o vakitler de şikâyet ettiğimiz veya sorun olan binbir türlü durum vardı.
20 sene sonra da şu an geçmiş olacak…
Belki diyeceğiz ki: “Vay be YouTube vardı, bir de Instagram…”
1984 çıkışlı bir şarkı var: “Nerede o eski günler, eski duygular…” diyor sanatçı.
84 yılının insanı böyle şarkı söylüyor, biz 90’lara özlem duyuyoruz…
Hâlbuki alıp şimdi bizi o yıllara geri ışınlasalar, çok da sıkılabiliriz…
Tıpkı “Bizimkiler”i şimdi izlemeye kalkmak gibi.
Bitmiş artık, bitmiş!
Tamamlanmış!
Boşuna dememiş Mevlana: “Dünle beraber gitti cancağızım, şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”
Sözün yenisini mi söylemeye vereceğiz odağımızı, yoksa arkamıza baka baka mı ilerlemeye çalışıp bir de niye sağa sola çarpıyoruz diye söylenecek miyiz?
Seçim bize ait…

