TRT’nin yıllar boyu her sene tekrar ettiği bir haber vardı: “Şeb-i Arus’un yediyüz kaçıncısı Konya’da törenlerle kutlandı.” Soğuk bir spiker sesine eşlik eden salonda semazenler görüntüsü ve elbette ki Ahmet Özhan… Zihnimde Şeb-i Arus resmi bu oldu hep. Hele bir de vakti zamanında fotoğrafçı dostlar gidiyoruz deyip sonra da yine salondaki semazenlerin güzel fotolarıyla dönünce bu sahne iyice pekişti. Açıkçası hiç de ilgimi çekmemişti bu ortam. Gerçi hoş o zamanlar Anadolu’yu da tanımıyordum. Mevlanalar, Hacı Bektaşlar, Yunus Emreler var bu topraklarda… derdik de onlar hakikatte kimdir nedir haberimiz yoktu.

Sonrasında SATH Bilinç Okulu ile çıktığımız yolculukta ilk kez 2017 senesiydi üstadımız “Hadi bakalım Konya’da meydan açıyoruz” dediğinde. “Meydan açmak”? Ne demek ki bu acep… Neyse biz “bilet bulunamıyor” diyerek hızla “Şeb-i Arus” töreni bileti aramaya başladık zihnimizdeki resimle… Ama hikaye çok başkaymış…

Yine bir vakitler diyordum ki “Bu ülkeye uluslararası bir spiritüel festival lazım, nasıl yaparız ki…” Zihnimde Batılı kafada bir resim canlanıyordu.

Sonra Şeb-i Arus’a gittik… Meydanı gördük… O güzeller güzeli aşıklar meydanını… Aşkla gönülden okunan deyişleri, nefesleri… Hz. Pir’in sözleriyle demlenmiş muhabbetleri… Hatta hiç unutmuyorum Hz. Pir Mevlana’nın türbesini ilk ziyaret ettiğimde içimden şu sesi duymuştum: “Beni burada arama, çık da dışarıda yaşa.” O ses nereden nasıl geldi pek de sorgulamadım ama atmıştım kendimi sokaklara…

Bir yandan okulumuzun meydanında aşkla kendimizden geçiyorduk bir yandan Konya’nın artık sembollerinden Keçeci Celalleddin Dedemizin muhabbetinde bir yandan da sokaklar ve dergahlardaki nice anlık gelişen sazda sözde bendirde semada…

3 günün sonunda Konya’dan ayrıldığımda tepem yanıyordu. O tek taraflı bakan Batılı zihin aşk ateşiyle kavrulmuştu da Anadolu kendini açmaya hazırdı artık.

İşte o vakitten beridir de her sene Aralık ayının heyecanı bir başkadır. Keşke olsa dediğim uluslararası spiritüel festivalin zaten sayısız yıldır bu topraklarda var olduğuna şahitlik ettim. Aşkın aşıkların meydanına şahitlik ettim. O vaktin aslında nasıl bir kavuşum nasıl bir düğün gecesi olduğunu hissettim de bize de nasip olsun o bilinç diye dualar ettim. Hz. Pir’in, Şems’in ve daha nicesinin ellerini, dokunuşlarını, bilgeliklerini gönlümde hissettim.

TRT’de izlediğimiz sahnelerin ise tüm bu olan bitenin sadece bir bölümü olduğunu gördüm ve o sene biletim olmasına rağmen yoğunluktan gidemedim, halen de o salonu göremedim, inşallah bir vakit gideriz.

Şeb-i Arus her sene farklı bir temayla kutlanır. Bu senenin teması ise “Vuslat Vakti” yani o hep arzulanan kavuşumun o vuslatın vakti. Eğer yüreğinde bu çağrıyı hissediyorsanız gelin, ne olursanız olun yine gelin. Gelin ve damarlarımızda, genlerimizde var olan bu toprakların bilgeliğiyle tanışmak için bir adım atın…

Şeb-i Arus her sene 7-17 Aralık tarihlerinde gerçekleşiyor. Elbette yanınızda daha önceden katılmış bir dostun rehberliği gayet kolaylaştırıcı oluyor. Ama ne yaparız ederiz bilmiyorsanız da çekiliyorsanız yine de gidebilirsiniz, nasıl sürprizlerle karşılaşacağınızı bilemezsiniz. 🙂

Bizi sorarsanız bu sene çok şükür nasip oluyor da 15-17 Aralık’ta SATH Bilinç Okulu’nun açacağı meydanda olacağız inşallah. Eğer siz de bu meydana katılmak isterseniz 0 532 010 09 19 nolu telefondan detaylı bilgi alabilir veya buraya tıklayarak doğrudan inceleyip kayıt olabilirsiniz.

Nice Şeb-i Arus’ta gönüller dolusu aşk ile sema edebilmek niyetiyle…

Hasan 'Sonsuz' Çeliktaş

18 Kasım 1976'da Mersin'de doğdu. Toros Koleji'ni bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü'ne girdi. Fakültesini çok sevdiğinden mezuniyeti sonrasında oradan ayrılamadı ve asistan kadrosunda eğitim hayatına devam etti. 2005'te ise İzmir'e yerleşti. 2001 yılında "Sonsuzlukotesi" mail grubunu kurmasıyla başlayan yazarlık hayatı, önce 2002'de sonsuzlukotesi.com'u, daha sonra da 2004'de derKi.com'u kurmasıyla devam etti. Bir yandan da Cosmopolitan, Esquire, Yeni Aktüel, Zodiac, Akşam Brunch gibi dergilerde ve Akşam Gazetesi'nde serbest yazar olarak yazıları yayınlandı. 2011'de ise Anadolu topraklarından doğup Amazon.com'da yayınlanan ilk Türk Spiritüel dergisi "The Wise"ı oluşturdu. Halen yazmaya devam ediyor. Duru Sonsuz ile Özün Dünya'nın babası sıfatıyla onlara rehberlik yapmaya çalışıyor...