Etiket: anı

anne-baba-çocuK

Küçük Prensler 

Seneler önce, bir otobüs yolculuğunda arkama iki küçük çocuk düştü. Kendimi yeterince büyümüş ve “yetişmiş” zannettiğim dönemlerdi. Öyle ya, daha neye yetişecektim ki? Dünya üzerinde anlaşılmayacak hiçbir şey yoktu. Yalnızca dünyaya, beni anlaması için biraz zaman vermem gerekiyordu. Ama hiç vaktim yoktu. Hayat tekdüze, insanlar…

Yaşam

Arıyorum… Babam Yok! 

Yıl 1960… Küçücüğüm, gece bir gürültüler oluyor, uyanıyorum. Babam radyoyu açmış dinliyor. Annem heyecanlı görünüyor… Camdan dışarı bakıyorum, sürekli uçaklar geçiyor karanlıkta, ışıklarını görüp seslerini duyuyorum. Kapıya bir askeri Jeep geliyor. Babam üstünü giyiyor ve kapıya gelen askerle aşağıya iniyor. 3 – 4 gün hiç…

GünlüK

Issız Mektuplar 

Taşınmak ne zor işmiş meğer hele de doğduğunuzdan beri oturduğunuz; çocukluğunuzu, gençliğinizi yaşadığınız, sokaklarını-caddelerini ve hatta esnaflarını bile ezbere bildiğiniz bir semtten ayrılıyorsanız… Yaşadığınız şehirden, memleketinizden ayrılmak zordur zaten, ama semtinizden, evinizden, yıllardır alışmış olduğunuz kurulu düzeninizden ayrılmak daha bir kötü koyar insana. Ama bir…

Yaşam

Manken Olmak 

Hiç aklımda yoktu büyürken manken olmak. Ben daha çok kaşif, sporcu yada bir kere sanırım hostes demiştim, nedense babam kızmıştı. Ama annem ben tam da buluğ çağındayken bir butik açınca, Rumeli piyasasında kendimi defile tanıtım ve mankenli bir dünyada bulmuştum. O ara istemiş olmalıyım sanırım….

Yaşam

Bir Pekmen, Bir de Japon 

Bu olay Singapura gittiğim ilk ayda başıma gelen bir olaydır. Singapur’da kaldığım sürede, çalıştığım firmada farklı etnik kökenden bir sürü insan olduğunu daha evvel belirtmiştim. Öğle yemeğini hep beraber, dışarıdaki “food-court”lardan birinde yiyorduk. Yine bir gün öğle arası, iki tane Çinli iki tane Japon kızla…

Yaşam

Tehey Be Yakuza! 

Singapur’dan ayrılmama 2-3 gün kala şeytana uymuş, tüm paramı adını beğendiğim için “Turkish boy” adında bir ata yatırmış, sonra da sonuçları dinlemek için bizim mahallenin girişindeki bara gitmiş, bir yandan sulandırılmış böcek ilacı içiyor ve bir yandan da at yarışı dinliyordum. Avustralya aksanlı spikerin sesi…

Yaşam

Singapur’da Beş Minare 

Singapur’dan ayrılmama 1-2 hafta kala, tüm turistik yerleri gezmiş, bir sürü çizgi roman ve hatıra eşya almış, bir kaç tuhaf olaya karışmış, fakat bunların sonucunda da sıfırı tüketmiştim. Yine de son anda yılan ve gelincik bahsinden kazandığım para sayesinde elime biraz para geçmişti (bakınız 1….

Annemin Ardından...
Yaşam

Annemin Ardından… 

Hayatımdaki en özel insanı, annemi 26.Aralık.2007’de kaybettim. Bu yazıyla kimseyi üzmek amacında değilim. Sadece, bilmediğimiz bir hastalığa karşı canımızı dişimize takarak verdiğimiz mücadelede; en büyük ilacı ‘MORAL’ dendiğinden moralimizi yüksek tutmaya çalışarak geçirdiğimiz zorlu süreçte yaşadıklarımızı paylaşmak istiyorum. Belki birilerine aktaracağım tecrübelerin yararı olur… Ayrıca…

Yaşam

Singapur’da Bir Pekmen 

Hayalet yılının ilk günü kutlandığından, Çinlilerin eski bir geleneğine göre Singapur’un her tarafında kağıtlar yakılıyordu. Ara sokaklardan, en yoğun işlek caddelere kadar her yerde… Onların inancına göre yakılan kağıtlar, hayaletler için kullanılabilen eşyalara dönüşüyordu. O yüzden sokakların uygun olan her yerinde kağıttan yapılmış arabalar, kağıttan…

seyahat

Havaalanı Manzaraları 

2007 yazı, Temmuz… Yolculuk Arap Emirlikleri’nden Türkiye aktarmalı, İngiltere. Uçağımız gittiğimiz yere, kendi yaşadığımız Emirlik’ten kalkıyor. Taksi bekliyoruz. “Aman ne hoş!” dedik demesine de, elimizde iki bavul, çorbamsı kıvamda seyreden havada beklemeye başlayınca, altımızda yolculuğa uygun, klimaya elverişli, bazen uçağın havalandırma sisteminin azizliğine müteakip, donmaya…

Yaşam

O Kedi 

Evrende herşey birbiriyle bağlantılı aslında. En alakasız görünenler bile. Mesela hayvanlarla, eskimiş ve değişmesi gereken eşyalar… Ne alakası var demeyin, biliyoruz ki fikir beyan ediyoruz burada. İstanbul’da kışlar artık eski hükmünü göstermese de, havalar yine de soğuk bu günlerde… Biz dört duvar arasında yalıtılmış ve…

ruhsallıK

Kozmik Şakacı 

Eski yazılarımı okuyanlar hatırlar, spiritüel işlerin içine daldığım zamanlarda başıma tuhaf olayların geldiğinden, hala tam olarak açıklayamadığım tuhaf durumlara düştüğümden bahsetmiştim. Geçenlerde kadim dostlarımdan biriyle konuşurken, benim koruyucu meleklerimin aşırı çalıştığından, ne kadar tuhaf olaya bulaşsam da bir şekilde hep paçayı yırttığımdan bahsederken, arkadaşım bana…

Yaşam

Asırlık Kadın 

Takvimler 1974’ü gösterdiğinde bir bankanın Kurtuluş Şubesi’nde çiçeği burnunda bir bankacı olarak çalışmaktaydım. Bir gün Kurtuluş Caddesi üzerinde bulunan şube lokalinin tam karşısındaki apartmana yanaşan kamyondan, muhteşem eşyalar taşınmaya başlandı. Şube müdürü başta olmak üzere, bizler de işi gücü bırakıp saraylara layık bu eşyaların nakledilişini…

Yaşam

SSCB’de Yılbaşı 

En sevdiğim bayram Yılbaşı Bayramıdır! Biliyorsunuzdur; eski SSCB zamanında hiçbir dinsel öğe hayatımızda yoktu. Dini bayramlar da yoktu. Noel’in varlığını ve anlamını bilmezdik. Yılbaşı’nın da bir şekilde Hıristiyanlıkla bağlantılı olduğunu az kimse bilirdi. Tüm yılbaşı süs ve aksesuarları geniş bir şekilde kullanılırdı, ama bayramın anlamı…

Sonsuzluğa Dalan Arkeolog
tarihteKi

Sonsuzluğa Dalan Arkeolog 

Tembel değilim ben. Ama bazen kendime de öyle göründüğüme göre herhalde dışarıdan tembel görünüyorum. Çok uyumam, kahveci Cengiz’in her karşılaşmamızda tekrarlanan ısrarlı davetlerine rağmen kahveye gitmem, boş oturmayı sevmem, televizyon karşısında pineklemem, bilgisayarı oyun oynamak için, interneti eğlenmek ya da “sosyalleşmek” (kibarcası buymuş) için kullanmam……

ilişKiler

Çok Yaşa Platon, Sen Çok Yaşa! 

Sene 1992’ydi. Bendeniz Mersin Toros Lisesi’nde güzide bir öğrencilik dönemi yaşıyordum. Mersin’in de son en güzel zamanlarıydı. Göç patlaması ayak seslerini hissettirse bile henüz “kurtarılmış” şehir konumuna gelmemiş, sokaklarında Türkçe’den çok başka dillerin konuşulduğu bir yere dönüşmemiş, şimdilerde komik bir şekilde “Entel Caddesi” adı verilen…

Yaşam

Küçük Burjuva 

Onunla ilk tanıştığımızda, lise ikinci sınıftaydım… ‘70’li yıllar. Kavga dövüş. Sonradan sabah akşam duyacağımız tanımıyla “12 Eylül öncesi anarşi ve terör ortamı”! Asker kızıydım. Babamın görevi gereği bulunduğumuz Doğu Anadolu’dan Gölcük’e yeni taşınmıştık. Ortam bana çok yabancıydı. Daha önceleri hep lojmanlarda oturmuştuk. Arkadaş bulmak hiç…

Yaşam

Kedisiz Bir Adamın Kedili Tarihi 

İnsan herhangi bir konuda önündeki iki seçenek arasında çok fazla bocalıyorsa, aklının elediği seçenekte kalmaması için ya ikisini birden seçmeli, ya da bu mümkün değilse ikisini de bırakıp üçüncü bir seçeneğe yönelmeli. derKi yazarlarından Şiyma Aksekili’nin kedisi Soumise, iki yazı konusu arasında seçim yapamadığım bir…

Sarıyer vs. Fenerbahçe
Yaşam

Sarıyer vs. Fenerbahçe 

Şehre uzakta, sakin sessiz Karadeniz’in kıyısında, balıkçı kasabasından biraz büyükçe bir semt, Sarıyer… Fenerbahçe ise hep karşı tarafta başka bir şehirde gibi… Aradan bir köprü geçiyor, yüksek ayakları, uzun bitmez trafiği olan bir köprü sonra iki köprü… Doksanların başı gibiydi yanlış hatırlamıyorsam ya da seksenlerin…