Untitled Document

Arabanız bozulur, derler size hemen “sat bunu kurtul”; sanki o aracı başkasına satınca araba otomatikman resetlenip düzelecek. Hayır, kısaca başkasına itele, sen uğraşma o uğraşsındır bunun anlamı.

Alkollü araç kullanırken kaza yaparsın, hemen önerirler git yerine başkasını çağır, o kazayı üstlensin. Kasko paranı ödemez yoksa… Kısaca sen bir bok yedin, sigorta şirketi de bu boku üstlenmez, onlaraa geçirmek için böyle bir hile yap. Sorumluluğu da at başkasına demektir bu.

Ankesorlü telefon icat edilir, ucuna ip bağlayıp daha uzun konuşmaya çalışırız. Her gördüğümüz yenilikte ve işlemde işin çakallığını ararız. Dolandırmak, kandırmak, arkadan dolaşmak için türlü türlü yollar icat ederiz.

Ve bunu okumuş okumamış hemen hepimiz yaparız…

Sonra deriz ki neden bizim başımızda böyleleri var hep. Neden doğru dürüst adamlar idare etmiyor bu ülkeyi…

Biz, doğru ve dürüst müyüz ki Allah aşkına?

Bedendeki tüm hücreler bir araya geliyor ve ortak bilinçten tam da bilinçaltımıza uygun yöneticiler çıkıyor…

Peki kendimizle yüzleşmeye, yaptığımız çakallıkları kabul etmeye hazır mıyız? Eee sistem böyle! Sistem böyle de sen de sistemin değişmesini istiyorsan, o zaman kendinle başlayacaksın arkadaş. Yoksa sadece lak lak eder durursun sabahtan akşama, her şey olduğu gibi gider…

Herkes kapısının önünü temizlese, her yer pırıl pırıl olurdu cümlesini tekrar hatırlatırım. Kendi kapınızın önü temiz mi? Lütfen ruhunuzun kapısını açıp bir bakın… Siz temizlerseniz, yan komşunuz da sizden görüp temizler ve böyle temizlenir bir şehir. Ama “gerçekten” temizlerseniz…

Hadi bakalım temizlik vakti…