Rıdwan Sururi adını hiç duydunuz mu? %99.99 duymadınız. Kendisi Endonezya’nın Sarang köyünde yaşıyor. Atlarıyla gezici kütüphane kurmuş. Dağ köylerine sürekli kitap taşıyor. Tek bir amacı var, köylüler ve çocuklar daha fazla kitap okusunlar ve okuma yazma oranı artsın. Ve de okula uğradıktan sonra, büyük emekler harcayarak gerekirse ormanın içinden geçerek otizmli bir kızın evine mutlaka uğruyor. Kızın aile çok fakir, özel eğitim aldırmalarına imkan yok. Rıdwan yıllardır sadece ona kitap okuyarak ona eğitim vermiş.
İşte hayatımızın amacı nedir, ben bu dünyaya ne yapmaya geldim gibi sorular soruyoruz ya. Zihinlerimiz hep dünyayı kurtaran kahramanlığa falan oynamaya kalkıyor. Bu sefer de imkansız gibi görününce bu, amaçsız boşlukta kalmış hissediyoruz kendimizi. Hatta belki de çevremizde büyük hizmetlerimiz var, ama kendimizi insanlık tarihindeki isimlerle kıyaslamaya kalkıp veya fazla medyatik kişilere bakıp başarısız addedip, hizmetlerimizi küçümsüyoruz. Ama mesele bu kadar basit. Bulunduğun yerde şu an yapabileceğinin en iyisi ne? Nasıl bir hizmet verebiliyorsun çevrene ve insanlığa?
“Evimdeyim ve çocuklarımı büyütebiliyorum ancak.” Annelik ne büyük hizmettir veya babalık. Ama böyle çocuklar doğdu, saldık eve, kendi kendilerine büyüyorlar işte. Bana da anne baba diyorlar gibi değil. Gerçekten hakkını vererek. Bunun anlamı evde psikolog gibi konuşmak da değil sürekli. Bilinçli olmayı kitaplardan öğrendiklerimizi ezbere tekrarlamak zannediyoruz. Değil! Doğallık, samimiyet, yürekten olmak…
Veya gerçekten ihtiyacı olan dostların yanında olmak. Yine yürekten, samimi… Yoksa ezbere “Amaaan boşver” şeklinde -mış gibi yaparak değil. Anlamıyorsan “Seni anlamıyorum ama buradayım yanında”yı hissederek. Sözde değil özde…
Her nerede bir ihtiyaç varsa, görüntüde değil, gönülde oraya katkıda bulunarak. Vicdanını rahatlatmak için de değil. Katkıda bulunmak istemiyorsan o alana, orası senin yerin değildir. Bir başkasının hizmetidir. Orada da kalabalık etmeden… Gerçekten oraya katkıda bulunabileceğine eminsen…
Böyle bir şey hizmet. Rıdwan’a soruyorlar, “Niye bunu yapıyorsun ki?” O da yanıtlıyor: “Ben yapmazsam kim yapar ki?”
İşte hayattaki yerini, amacını, vizyonu bulmuş bir insan. Endonezya’nın dağ köyünde. TRT Belgesel’de “Özel Teslimat” adında bir belgesel yayınlanıyor. Nice hikayeler var böyle…
Ve de çevremizde de, ülkemizde de adlarını bilmediğimiz nice hizmet ehli var. Hayatlarının yönünü, amacını bulmuş veya bunu düşünmeden bile sadece hizmette olan…
Rıdwan Sururi nezninde selam olsun tüm hepsine…
Basitlik, sadelik, kolaylık ve farkındalık…
Her daim, her ne için duadaysak bizimle olsun. 🙂