Geçmiş yaşamlar diye bir şey yoktur… Çünkü geçmiş de yok, gelecek de… Her şey tek bir anda yaşanıyor. Geçmiş ve geleceği yaratan bizim lineer yaşam algımız. Algımız lineer çünkü sonuçta ayaklarımızla bir yöne doğru hareket ediyoruz ve gözlerimizle hep bir yöne doğru bakıyoruz. Halbuki yaşam 360 derece ve tek bir anda var oluyor. Zaman ise tek bir an ve bizler de onun için de hareket ediyoruz.

Bunun anlamı şu: Geçmiş yaşam sandığımız her şey, şu anda bizimle birlikte var. Yani aslında ruhumuz, aynı anda tüm zamanlarda farklı veçheleriyle varolmakta. Yani Roma’daki ben, Osmanlı’daki ben, Viking ben, Kurtuluş Savaşı’ndaki ben, hatırladığım veya hatırlayamadığım her ne kadar ben varsa hepsi tek bir anda varız. Bu hepimiz için böyle. Hepimiz tek bir anda varız farklı veçhelerimizle… Ben bu dönemde Hasan Çeliktaş olarak var oluyorum, ama aslında özümde sayısız yüzüm var. Bu bağlamda hepimiz birer güneş sistemi gibiyiz. Özümüz güneş, farklı veçhelerimiz ise sayısız gezegenler, uydular, gökcisimleri gibi. Hatta hepimizin birer galaksi olduğunu da söylemek mümkün.  Tabii bir de tüm bu galaksilerin var olduğu bir uzay var. İşte o da Tanrısal varoluş…

Paralel Evrenler

Bu bize karmaşık gelen, ama evrende dokunmuş bir kumaş gibi enfes görünen yapının bir de paralel evrenler boyutu mevcut ki o da ayrı şenlik. Yaptığımız ve yapmadığımız her seçimle ortaya çıkan paralel evrenler var; farklı ortak seçimler sonucu ortaya çıkmış, farklı farklı evrenler var; bir de bizim var olduğumuz boyutla alakası bile olmayan boyutlar ve evrenler var. Var Allah var… Birileri sonsuzluktan mı bahsetmişti? Sonsuzlukta var olmayan ne olabilir ki, bana bunu söyler misiniz?  Eminim daha kelimelerle ifade bulamayan neler vardır bu varoluşta neler… Sırf bu gezegende bize günde 5 milyar civarı veri geliyor ve duyu organlarımızdan aldıklarımız ve beynimizin değerlendirmeleriyle bunların sadece 2 binini işleyip çevremizdeki evreni yaratıyoruz. Evet, beynimiz algılayabildiğimiz evrenin simülasyonunu yaratıyor ve bizler bunun içinde yaşayıp, tüm gerçekliği bu zannediyoruz. Halbuki 5 milyar civarında veriden bahsebiliyor. Sırf bu küçücük dünyada bile bu kadar veri varsa, sonsuz evrende neler vardır kimbilir. Bu yüzden hep derim evrendeki tek yanıt “e) hepsi”.

Geçmiş Yaşam Terapileri Nasıl Oluyor?

Siz geçmiş yaşam terapisi veya regresyon veya ışık köprüsü gibi çalışmalar yaptırdığınızda ise aslında sizin şimdiki zaman mekan boyutunda sizi etkileyen ve artık çözemediğiniz bir sorunun ilk tıkanıklığının nerede olduğunu araştırmaya başlıyorsunuz. Bu tıkanıklık bu hayatta da olabilir, bir başka hayatınızda da ve siz bu çalışma esnasında o hayattaki benliğinizin tıkanıklığını kaldırıp, sadece bu değil sayısız hayatınızdaki tıkanıklıkları da etkiliyorsunuz aslında. Bu bağlamda hem geçmişinizi, hem de geleceğinizi şifalandırıyorsunuz diyebiliriz, daha kolay anlaşılması adına.

Peki şart mı bu terapiler? Bir insan kendi kendine de yapamaz mı bunu? Elbette ki yapabilir. Ama bu terapiler, hele ki yönlendiriciniz gerçekten işini hakkıyla yapan biriyse işinizi daha kolaylaştırabilir. Veya belki de ruhunuz, tüm zamanlarda bu deneyimin şifalanması ve gerekli mesajı alabilmeniz adına bu terapilerin keşfedildiği ve yayıldığı bu zaman dilimde var olmayı seçmiş olabilir. Dedim ya yanıt e) hepsi diye…

Emin misin?

Peki bu anlattıklarım kesin bilgi mi? Hayır. Evrende hep daha fazlası vardır. Bir on sene sonra daha da başka şeyler keşfetmiş ve paylaşmış olabilirim. Bu satırlar şu dakikaya kadar kendi içimde hissettiklerim ve keşfettiklerimden derlediklerimdi. Sizin için hiçbir şey ifade etmeyebilir, saçma da gelebilir veya evet bu da diyebilirsiniz. Hepsine saygım sonsuz…  Ayrıca bunlar bilimsel bilgiler de değil, ama zamanla bilim gittikçe bunları keşfedebilir. Zaten teori aşamasındaki bilgileri okudukça gittikçe keşfedileceğini hissediyorum bunların.

Dile getirmesi benden, değerlendirmesi sizden…