Bilirsiniz TV yayınlarında “Canlı” yayın ibaresi aslında gerçeği yansıtmaz. Mesela bir futbol maçını biz “Canlı” izlediğimizi zannederiz ama olan bitenler hep saniyeler önce gerçekleşmiştir. Stadın yanında evleri olanlar bilirler bunu.Goool sesini duyarlar, ama ekranda top daha orta sahadadır. Çünkü o anı kameralar çeker, görüntüler yayın arabasından geçer, merkeze aktarılır, merkezden uyduya çıkar, oradan da evlere dağıtılır. Bunların hepsi belli bir zaman alır. Yani bizlerin asla “Canlı” yayın izleme şansımız yoktur.

Şimdi daha yeni bir şey öğrendim. Nörologların araştırmaları sonucunda ortaya çıkan bomba bir şey. Aslında ilk deneyleri 80lerde yapmışlar. Sonuçları halen tartışılıyor, ama deney defalarca tekrarlandığı halde hep benzer sonuçları vermiş. Deney şu: deneğin kafasına elektrodlar bağlıyor ve bilgisayar da verileri kaydediyor. Sonra deneğe diyorlar ki önünde iki tane seçenek var. Önünde iki tuş var, ya sağ tuşa basacaksın, ya sol tuşa. İçinden nasıl gelir öyle davran. Denek başlıyor bunlara basmaya. Fakat işin şok edici noktası burada başlıyor uzmanlar için. Bilgisayar, denek daha seçmeden önce deneğin hangi tuşa basacağını biliyor. Çünkü beyin aktivitelerinde bu seçim saniyeler öncesinden yapılıyor. Eğer çok berrak bir zihin halindeyseniz, yani cin gibiyseniz 1.5 saniyeye kadar iniyormuş, ama diğer zamanlarda 6 saniye, 7 saniye hatta 10 saniyeye kadar uzuyormuş bu süreç. Bunun anlamı şu: Biz hayatı da “canlı” yaşamıyoruz.smile ifade simgesi Beynimizin verdiği kararın realiteye dönüşmesi zaman alıyor. Hatta benim şu anda bastığım her bir tuş aslında beynimde 6-7 saniye önceden karar veriliyor. Sonradan önünüzdeki yazıya dökülüyor.

Şimdiiii, Batılılar bunu “Özgür irade” üzerinden tartışıyorlar. “Özgür irade bir illüzyon mudur?” tartışması almış başını gitmiş. Bana bu bilgiyi veren sevgili Hamdi Yüksektepe ile dün şunu konuştuk: Yaşadığımız AN, daha doğrusu yaşadığımızı sandığımız AN aslında çoktan geçmişte kaldı bile.

Hadi biraz daha derine ineyim kendimce. Bu çalışma aslında neleri bilimsel olarak ispatlar bence:

1) Biz AN’ı şimdiki AN zannediyoruz. Şu anda yaptığımız şeylere AN diyoruz, ama aslında AN’da olma hali bambaşka bir şey. Bunu zaman zaman yaşadığımız için biliriz hepimiz. Zamanın ötesinde bir haldir o. Yani verdiğim örnekten gidersek, hayatı zihinde yaşamak, maçı TV’den izlemek; AN’da yaşamak ise stadyumda olmaktır.

2) Beyin AN’ı yorumlayıp bizlere yayın olarak aktaran yayın aracıdır. Yani bizler maçı izleriz, ama izlediğimiz görüntüler, kamera açıları, maçın hangi bölümüne odaklanacağımızı belirleyen bir yönetmen vardır, kameramanlar vardır… Beyin işte toptan bu yayın ekibi. Zihin bu bağlamda yönetmen, neyin yayınlanacağına karar veriyor ve bizler de aslında tüm hayatı bu görüntülerden ibaret sanıyoruz, tıpkı maçı TV’den izleyenlerin her şeyi gördüğünü sanması gibi. Ama ben hayatımda bir kere stadyumda maç izledim ve bunun bambaşka bir deneyim olduğunu kesinlikle söyleyebilirim. Anlatıcılar olmadan, çekimler kameralar olmadan, bambaşka bir şey izliyorsunuz. TV’de izlediğimiz her şey birer yorumdan ibaret. smile ifade simgesi Kendini bulma yolculuğu da, bizleri TV başından kaldırıp stadyuma götürme çabası aslında bu bağlamda.

3) Tabii bu noktada şu soru da çıkıyor karşımıza: Bizler bir yayın izliyorsak, peki yayının ötesinde kimler var. Daha doğrusu orada maç yapan kim?

4) Ayrıca bu çalışmayı yapan ilk araştırmacı Benjamin Libet, böyle bir gecikme süresi varsa, o zaman yaptığımız seçimi “veto” hakkımız da olabileceğini iddia ediyor. Yani son saniyede seçimi değiştirme şansı gibi. Mesela Oscar törenleri de normalden 7 saniye geç yayınlanır. Neden? Çünkü istenmeyen bir konuşma veya olay gerçekleşirse, o anda müdahele edebilme şansı olabilmesi açısından? Bu durumda böyle bir veto şansımız var mıdır?

5) Son olarak Bilim Teknik dergisinde şu bilgiyi okumuştum: “Hayat mini mini karelerden oluşur ve beyin bunları birbirine ekleyerek hareketi yaratır.” Yani biz fotoğraf makinalarımızda aslında cidden ANı yakalıyoruz. Bir sinema filmi gibi, hayat saniyede 24 kare gibi akıyor kısaca. Beynimiz de o kareleri birleştiriyor kısaca.

En sonunda bir bilgisayar oyunu içinde olduğumuzu hepten keşfedeceğiz de o noktada şu soru çıkacak ortaya? Kimin bilgisayarındayız?

Neyse benim beyin çok ısındı biraz soğutmaya bırakayım işlemciyi…