Ruhun karanlık gecesi, spiritüel arayışta olan pek çok kişinin bir noktada yaşamlarında yüzyüze geldikleri bir süreç, ben dahil. Spiritüel öğretilerde ve metinlerde karanlık geceden o kadar da sık söz edilmez. Çoğu zaman, mutlu olmamız, titreşimimizi yükseltmemiz, ışığa bakmamız söylenir, ancak bunların hiçbiri karanlığı sevmeden uzun ömürlü olmayacaktır. Ruhun karanlık gecesi, kişinin, egonun / sahte benliğin ölüp yerini gerçek benliğe yani sevgiye bıraktığını ve ego benliğin sahteliğini, hiçbir zaman varolmamış olduğunu fark ettiği her şeyden öte güzel bir deneyimdir.

Bu süreç, kişinin hayatının herhangi bir noktasında belirebilir, ancak genellikle arayıştaki kişi çok fazla spiritüel bilgi edindiyse ya da gelişme kaydettiyse ortaya çıkar. Bunun sebebi egonun ne olduğunu ortaya koymak üzere çağrılıyor olması ve olduğunuz ışıktan sizi saklamak üzere kollarını sıkıca sarıyor olmasıdır.

Her ne kadar bu güzel ve kutsal bir süreç ise de, aynı zamanda oldukça zor algılanabilir. Özellikle sisin ardında kaldığınızda. Bu yüzden buna ruhun karanlık gecesi diyoruz. (Bazılarına karanlık bir yüzyıl gibi gelebilir.)

Kendinizi karanlıkta takılıp kalmış ve ışığı tekrar görme umudunu yitirmiş hissedebilirsiniz. Bu süreç nedeniyle tamamen yalnız hissetmektesinizdir ve üstüne üstlük bu konudan spiritüel metinlerde söz edilmemektedir.  Bunun sebebi çoğumuzun ışığa yönelmesi ve karanlıktan kaçmak istemesidir, karanlığın yok sayıldıkça büyüyeceğini fark etmemek.

Çoğu kişi, karanlık gecenin semptomları belirdiğinde yanlış bir şey yapmış olduklarını düşünür. Bu gerçekten çok uzaktır! Kendinizi karanlık gecenin içinde bulduğunuzda şükran duyun, çünkü bir geçit töreninden geçeceksiniz ya da bir spiritüel detox. Hissettiğiniz acı, yıllar, on yıllar hatta bir yaşam boyu bastırmaya çalıştığınız acıdır. Şimdi bu sonunda yüzeye doğru köpürerek verdiğiniz sevgiyle iyileştiriliyor. Her ne kadar bu acıyla yüzleşmek sancılı olsa da, acının sizden dışa akmaya başlamasını onurlandırmalısınız. Çoğunlukla ne kadar uzun süredir yük taşıyoruz, fark etmeyiz bile.

Ne sebeple olursa olsun, acıyı, acı çekişi ve kaynaktan ayrılmaktan ileri gelen hisleri iyileştirmenin kaçınılmaz olduğu doğru bir durumdasınız şu anda. Bu acı, kişisel bir acı değildir, her ne kadar karanlık gecenin içindeyken kesinlikle böyle görünse de! Ego benlikleriniz artık varolmadığından beri, bu acı sadece ona hikayeler yapıştırdığımız bir his. Hissettiğiniz bu acı kollektif ve dünyanın her yerinde hissediliyor. Biz bunu, kaynaktan kopmuş, ayrı kişiler olma inancımız nedeniyle hissediyoruz. Bu acıyı kabul edip iyileştirdiğinizde, dünyanın acı çekişini de otomatik olarak iyileştirirsiniz.

Karanlık gecenin içindeyken, depresyonda gibi hissedersiniz. Spiritüel bir depresyonda olmanıza rağmen, bu klinik depresyondan farklıdır çünkü belirtiler belirli bir dışsal durumdan kaynaklanmaz. Herhangi bir şey ya da kişi nedeniyle bunalımda değilsiniz, bu doğal bir şekilde oluştu. Bir şey söyleyemeyecek kadar üzgün hissedersiniz ve nedenini bilmezsiniz. Kendinizi bundan koparmak için her şeyi denersiniz ve hiçbir şey işe yaramaz. Karanlık geceden ne kadar çıkmaya çalışırsanız, o kadar direnecektir.

Uzun zamandır bastırmayı denediğiniz her türden duygu, sizi gündüz ve gece avlar: Suçluluk, utanç, hüsran, çaresizlik, kızgınlık, üzüntü, kendine acıma, yalnızlık. Bu duygular dikkatinizi çekmeye çalışıyor ama biz onları yok saymayı ve onlara direnmeyi sürdürüyoruz. Bu duyguları sizden sadece sevginizi bekleyen birer çocuk gibi düşünün. Siz onlarla yüzleşip onları duygu olarak kabul edene kadar ilginizi çekmeye çalışırlar. Bunlar sizin duygularınız değildir, onlar sadece bedendeki birer hikayeye bağladığımız hislerdir.

Karanlık gece boyunca tamamen yalnız hissedersiniz. Bu deneyimi geçirmekte olan ya geçirmiş çok fazla insan tanımamaktasınızdır.  Sevdikleriniz ve arkadaşlarınız tarafından rahatsız edilmiş hissedersiniz, onlar delirdiğinizi, yardıma ihtiyacınız olduğunu düşünür ya da kendi korkuları uyanır ve bu her şeyi daha da kötü yapar. Eğer yapabilseydiniz kendinizi bundan kurtarırdınız ama hiç enerjiniz hatta pek çok ilginiz artık yoktur. Bütün enerjiniz kaçınılmaz olana direnen egoya ve onun sahte benliğini koruma çabasına gider. Size artık hizmet etmeyen şeylere.

Tamamıyla sıkışmış hissedersiniz. Komik olan, ya gerçekten sıkışmış olmayı istersiniz ya da artık karanlık gecede olmak istemezsiniz. Bu, karanlık gece sürecince fark ettiğim bir şey. Bir yandan üzgün ve acı çekmektesiniz, diğer yandan bu karanlık geceyi terk etmek, acı çekişi serbest bırakmak ve değişime izin vermek gerektiğini biliyorsunuz. Ve bu sizin en derin korkularınızdan biri! Ego benlik, hiçliğe dönüşmekten ölümüne korkar. Karanlık gece boyunca hissettiğim bütün acı çekişe rağmen, hala onun gitmesine izin vermek istememiştim. Bunu yaptığımda, kimliğimin yani egom dökülecekti, ya sonra? Hiçbir zaman sahip olmadığım kontrolü kaybetme korkusu ve bilinmeyenin korkusu beni çok rahatsız bir noktada sıkışmış halde tuttu.

Bazen, karanlık gece boyunca dış koşullar o kadar rahatsız ve ezici olabilir ki tek çıkış yolunun teslim olmak olduğunu noktasına ulaşırsınız. Bu küçük kişisel benliğin koşulları artık düzeltebilmesi için hiçbir yol yoktur ve hayata etrafınızda çalışması için izin vermeniz gerekir. Böyle zamanlarda durum sizi hayalkırıklığına uğratır, ama büyük resmi hatırladığınızda, bu kesinlikle bir kutsanmadır.

Kendimizi karanlık gecenin içinde bulma nedenimiz, güvenmeyi, kabul etmeyi, sevmeyi ve teslim olmayı öğrenmemizdir. Bu bizim gerçek doğamızdır ve ego bunu bilir, buna karşı savaş verir. Çok güçlü bir savaş! Ego, kontrolü ve korku doluluğu bırakmak konusunda isteksizdir, bu mükemmel biçimde normal çünkü bu egonun doğası. Bunu egonun doğası olarak gördüğünüzde, yani sizin doğanız olmadığınızı, kaçınılmaz olduğunu, bu size izin vermek için güç verir.

Şimdi karanlık geceden çıkmak size bağlı. Bu geceden ne kadar hızlı çıkacağınız, bağımlılıklarınıza ne kadar bağlı olduğunuza bağlı. Egonun kolları ne kadar sıkıysa, o kadar uzun sürecektir. Bu bendim!

Acı çekmeye bağımlıyız ve acıya yapışıyoruz çünkü kendimizle kavga etmeyi seviyoruz. Egomuzla sürekli bir savaş içindeyiz. Savaş egoyu hayatta tutan şeydir. Bu şekilde bir kimliğimiz olduğuna inanırız. Bu savaş olmadan ne olabileceğini kestiremeyiz. Bu bilinmeyen bölgeden ve buna savunmasız olmaktan korkarız. Ancak bu savunmasızlık ve bilinmeyenlik sevgidir. Bu bizim gerçek doğamız.

Biz insan varlıklarız ve bu demektir ki her zaman hissettiğimiz boşluğu dolduracak varlığı ya da sevgiyi ararız, insanların arayıcılar olduğundan bu yana. Öyleyse fark edelim ki korktuğumuz şey, her şeyden daha çok istediğimiz şey. Bunlar kişinin kendini karanlık gecede bulmasına neden olabilecek tüm sebepler.

Bu süreçten çıkmanın ilk adımı, içinden geçtiğiniz bu sürecin doğal ve kaçınılmaz olduğunu fark etmektir. Bir kez karanlık gecede olduğunuzu fark ettiğinizde, sizde yanlış olan hiçbir şey olmadığını anlayacaksınız ve dışarı çıkışın ilk adımını bu spiritüel detoxa izin vermekle atacaksınız.

Karanlık gecede olduğumuzda, dışarı çıkmayı çok fazla isteriz çünkü acıyı ve acı çekişi kaldıramayız ancak bunun içinde olma sebebinizin ruhunuzun bunun içinde olmayı gerçekten istemesi olduğunu ve her an gitmesine izin verebileceğinizi fark ettiğinizde, süreci kaçınılmaz olarak kabul edebilirsiniz. Bu süreci hızlandıracaktır çünkü bunu kucaklamış ve ona direnmiyorsunuzdur.

İkinci adım hiçbir şey yapmamaktır. Bu basit görünebilir, ancak egonun bakış açısına göre bu imkansızdır ve ego için ölüm demektir. Ego, çok fazla ses çıkaracak, kontrolü ele geçirmek için sizi endişeli ya da korku dolu kılmaya çalışacaktır ancak siz bu düşünceler ya da duygular değilsiniz. Bu duygu ve düşünceleri fark ettiğiniz anda onlardan uzaksınız. Siz sevgisiniz ya da farkındalığın kendisisiniz. Öyleyse bu düşünceler geldiğinde, basitçe onları izleyin, bir his ortaya çıktığında, basitçe onu hissedin. Direnmeye çalıştığınız her duygu, düşünce ve durumu sevin ve kucaklayın. Bir şeye direnmekte olduğunda farkında olun. Sadece farkında olun ve hissedin, direndiğinizde vücudunuzda ne hissediliyor. Sıkı, sıkıştırılmış, değil mi?

Öyleyse hiçbir şey yapmamak, bu bağlamda basitçe olmak anlamına geliyor. Doğal haliniz olan sevgi ve farkındalık olun. Karanlık gece çok çaresiz görünebilir çünkü buna çok fazla direniriz. Egonun korku dolu kavrayışı bu noktada çok güçlüdür çünkü hayatta kalmak ister. Biz sevgi olduğumuzu ve sevgiysek her şeyi kaçınılmaz olarak kucakladığımızı, bize hiçbir şeyin zarar veremeyeceğini biliriz. Kimse size dokunamaz. Kimse sizi sarsamaz. Olduğunuz ışık, her şeyin üzerinde parlar ve böylece ışık da doğal haline dönüşür. Hepimiz biriz.

Elimizdeki tek şey şimdi olduğuna göre, karanlık geceden yarın çıkmayacaksınız, ancak şimdi çıkabilirsiniz! Bundan dışarı çıkmanın anahtarı,  sevmek, dünyada bulunuşumuzun tek nedeni. Güzel olan şey, tıpkı egolarımız gibi, karanlık gece de bir illüzyondur. Her zaman yuvadaydık ve ışıktık, karanlık gecenin içinde bunları aradığımız tüm zamanlar boyunca. Biz de karanlık olsaydık, karanlığı gözlemlemeye yeteneğimiz olmazdı.

Bu güzel zamanı sonunda karanlıkla bir kez yüzleşmek ve onu kucaklamak için kullanın, şimdi ve tüm zamanlar için. Sevginin ışığının üzerinde parlamasına ve onu yok etmesine izin verin. Şimdi uyandırıldınız. Şimdi sevgisiniz. Başka türlü olamazdı. Geri kalan her şey bir rüya! Karanlık geceye direndiğiniz ve sıkışmış hissettiğiniz sürece öğrenmeniz gereken dersleri tekrar ediyorsunuz. Kabul edin ve olduğunuz yeri şimdi kucaklayın. Acıyı ve acı çekişi kucaklayın.

Bilin ki bu süreçte yardımsızsınız ve sevgiye teslim olun. Acınızı yeniden doğum ve dönüşüm için bir katalizör olarak kullanın. Hayattaki her dönüşüm acı içeriyordu. Doğum, en çok acı veren deneyimdi, doğum kanalından çıkmadan önce. Tırtıllar, yılanlar, yengeçler, eski benin ölüp yeni bene dönüştüğü az sayıda hayvanlardandır. Anka kuşu gibi olun, eski sahte benin küllerinden doğun, gerçekte olduğunuz sevgi varlığı olarak! Hayat döngülerden ibarettir. Hiçbir şey sonsuza dek sürmez. Bu süreci bir geçit töreni gibi görün, dikkat çekici bir yeniden doğum için. Sonunda size direnciniz yoluyla çok uzun zamandır yapışmış olan yükten özgürleşmiş olacaksınız.

Kaynak: http://in5d.com/getting-through-the-dark-night-of-the-soul/

Yazan: Tathina http://www.tathina.com/tathina.html

Çeviren: Gaye Alkan

Konuk Yazar