Hikayeyi bilmeyenler için kısaca özetliyeyim. Dr. Usui ilk defa reikiyi şeettiren elemandır. Reiki enerjisini bulana kadar 40 gününü bir dağda geçirmiştir. 40. günün sonunda ise bir enerji gelip onu çarpmıştır, uyandığında ise reikiyi bilir imiş. Yani bu kutsal hikayeyi böyle anlatıpta piç ettiğimi biliyorum, masterlar affetsin. Az sonra yazacaklarım için de bi daha affetsinler şimdiden. (Not: 2002’de yazdığım bu yazıda büyük bir hata mevcut, Usui 40 gün değil, 23 gün dağda kalmıştır. Ama hatayı yapıp yazmış bulunduk, affola)
 
1. gün
Uzun süredir düşünüyordum İsa’nın sırrı ne diye? Adam dokunarak tedavi ediyordu ve Dünya’da daha böyle bir sürüsü olmuş zaman zaman. Merakım iyice arttı. Dün gece rüyama bir varlık girdi ve yanıtı bu dağa bulacağımı söyledi ben de tasımı tarağımı toplayıp düştüm yollara, hadi hayırlısı.

2. gün
Yürüyorum Buda yürüyorum. Ne zamandır özlemişim şöyle japonya’nın kekik kokan dağlarını, davar güdülen otlaklarını, suları bol nehirlerini. İnsanın memleket şairi olası geliyor netekim.

3. gün
Aklıma bir söz takıldı. “uzun ince bir yoldayım” diyom ne alakaysa. Birgün birileri çıksa da bestelese bunu.

4. gün
Bugün her zaman ki gibi meditasyonumu yapıyordum, birden gökten bir şahin geçti. Acaba bu bana verilmiş bir mesaj mı? Daha ne kadar yürüyeceğim acaba?

5. gün
Herşey iyi güzel hoş, ortam süper, enerji doruklarda falan da ben şu yaprak ve çakıl taşı meselesine alışamadım. Enerjiyi bulacam diye basur olacam sanırım.

6. gün
Bugün yolda bir çoban gördüm, bana gülümsedi. Durdum konuştum, adı Kazuki’ymiş. Bana bir kırba süt verdi. Bol bol içtim. Gece midem bozuldu. Şu enerjiyi çabuk bulsam bari.

7. gün
Bugün 1 hafta oldu, nerdeyse doruğa varacam halen ne ses var, ne soluk. Tamam manzara nefiste, yani buraya bir amaç için geldik di mi yaf? İnsan bir işaret yollar. Sevimli bir japonuz diye alemin maskarası olcak diiliz di mi?

8. gün
Halen ne ses var, ne seda. Zaten midem de bozuk, tepemin tası atacak eğer manzara da fıstık gibi olmasa. Şahin bu arada yeniden göründü.

9. gün
Bu gece göründü. “sabır ya Usui, senin sabrın tüm evreni değiştirecek” dedi. Bunlarda da hep vaat, hep vaat. Gazlayıp gazlayıp duruyorlar, sonra bi halt olduğu yok. Eğer olacak olsa o kadar meditasyon yaptım, Buda gibi olurdum şerefsizim. Neyse o kadar geldik, devam edelim bari. En azından göründü.

10. gün
Ohoooo daha 30 gün var be! Ne yazacağız buraya.

11. gün
Havada soğudu iyice. Yaprak ve taşa şimdi de soğuk eklendi iyi mi? Popom dondu be!

12. gün
Bugün bir daha göründü. “sabır ya Usui, senin sabrın tüm evreni değiştirecek” dedi. Tabii ordan demesi kolay, gelsin o da kıçını başını dağa taşa sürtsün, o da gün boyu yürüsün, onun da bi tarafları donsuz, o da su faturası yatırsın. Su faturası mı? Ulan yola çıkarken faturayı da yatırmadık iyi mi? İiii şimdi bir de 20 yen ceza öde.

13. gün
Bugün olumlu kalktım ne hikmetse. Sanırım arınıyorum. Kuşlar, çiçekler bir başka göründü gözüme, yaprakların çiğlerine dokundum, ciğerlerime çektim oksijeni özgürce. Keşke bir ortam olsa da bunlar paylaşabilsem dedim kendimce. Hayat ne güzel, lay lay lay lay lay. Havasınaaaaa suyunaaaaa taşınaaaa toprağınaaaaaaa, bin can feda benim cennet Japonya’maaaaa….

14. gün
Her köşesi cennettirrr, delirirrrrr yanar içiiiiiiimmmmmmm, bir başkadır benim memleketimmmmmm, lay lay lay layyyyyyy

15. gün
15 gün oldu ve daha hiçbirşey yok ortada. Sıkıntıdan yeni birşey icat edeyim dedim. Bacağımı kafamın arkasından atıp ööle durdum.

16. gün
diğer bacağımı atıp ööle durdum.

17. gün
Yine göründü. Tahmin edebileceğiniz gibi “sabır ya Usui, senin sabrın tüm evreni değiştirecek” dedi. Hay Usui kadar kafana taş düşsün dedim yüzüne. Gülümsedi.

18. gün
Halüsyasyonlar görmeye başladım. JSİ (Japon Su İşleri) memurları gelip benden fatura tahsil etmek istediler bugün. Ben de “sökün saati” dedim. “ne saati” diye sordular. Harbiden ne saati yaw? Öyle bir saat icat edildi mi? Peki ben neden böyle söyledim? Kafayı yiyorum sanırım.

19. gün
Ulan millet inisasyon yapıp para kazanacak diye çektiğimiz ızdıraba bak. Bi de 40 gün yahu, olaya bak. Daha aşağısı kurtarmıyor bunları. Arkadaşlar hikayemi anlatıp karizma katacaklar olaya diye sen git 40 gün bekle dağda. Bunun kurdu var, kuşu var. Hem kimse bir kere sordu mu “sen ne yen, ne içen” diye. Oh vallaaa oh!!!!

20. gün
Yine rüyama girdi. “sabır ya Usui, senin sabrın tüm evreni değiştirecek” dedi, sonra da ekledi: “evrene küfredeceğine bir mum olup çevreni aydınlat”. Maşallah arkadaşta da laflar beş beş, her duruma uygun bir kelam var. Ulan birgün oraya dönecem nasılsa…

21.. gün
beeeeeeeen sanaaaaaaaaa abayııııııı yaktımmmmmmmmmmmmmm

22.. gün
Hiç bilmediğim sözler geliyor aklıma. Acaba bu eşzamanlılık mı? Zaman yoktur diye bir kelam etmişti bu rüyamdaki zamanın birinde. Acaba aynı anda gelecekte olan birşeyleri de mi algılıyorum? Hem Serdar Ortaç kim yaw. Offff Usui, sen tam kafayı yedin.

23. gün
Halüsyasyonlar devam ediyor. Bugün elleri arkasında, bıyıklı üzerinde gri bir kazak olan bir tip geldi öölesine yürüyerek. “senin de işin zor birader” dedi ve geçip gitti. Sanırım Türk’tü.

24. gün
Bugün en önemli sinyal geldi. Şahin gelip az öteme kondu, döndü bana baktı ve “iiiiiiiiiiiiik iiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiik” diye öttü. Sonra bir karıncalanma hissettim ellerimde ama ne olduğunu anlamadan geçip gitti.

25. gün 
Rüyama girdi ve bu sefer “beeeeeeeen sanaaaaaaaaa abayııııııı yaktımmmmmmmmmmmmmm” diye şarkı söylüyordu. O da sapıttı anladım ben. 

26. gün
Yağmur yağıyor. Donuma kadar ıslandım. Bir mağara buldum ve içine girdim. Yağmur dinsin doruğa çıkacam. Belki orda titreşimimiz daha iyi çekiyordur.

27. gün
Yağmur hala dinmedi. Su işlerinden yine geldiler. Apartmaın su borusu patlamış, tamirat için 250 yen istediler. Ama önce belediyeye gidip başvurmam gerekiyormuş. Acaba gitsem mi?

28. gün 
Doruğa doğru yola çıktım. Valla dağ keçisi gibi seke seke gidiyom iyi mi? Hey gidi Usui be, bir zamanlar kartaldın. Şööle bir kükredin mi ne geyşa kalırdı, ne samuray.

29. gün
Su işlerinden gene geldiler. Rüyamda gördüğüm elemanın adresini istediler, borcu varmış icraya vermişler. Aha şimdi ayvayı yedi. Yaaa işte sabır haaaa, sen kaçacak delik ara dümbük. Bu gece uyuyunca seni gelip bulacaklar.

30. gün
bu gece rüyama başkası girdi. “arkadaşın işi vardı da bu gece ben geldim. sabır ya usui, senin sabrın tüm evreni değiştirecek” dedi. hadi ben kafayı yedim de bunlara noluyor?

31. gün
Cenabet gün. Valla aklıma kötü kötü şeyler geliyor. Hani bir dağdasın, 31 gündür ne bir hatun var, ne de dişi niyetine bir şey. Ulan masterız, yeni birşeyler bulacaz, kaderi değiştirecez falan ama biz de insanız, biz de erkeğiz di mi yaw? Ben de isterim şööle bıyıklarımı burkmak, ben de isterim şööle kütür kütür bir geyşeyla oynaşmak, ben de isterim kök çakramı çalıştırmak, libido üzerine tartışmalar yapmak. Aha olacağı söylim tarih beni de kesin aseksüel yapacak, bu müritler inanmayacaklar benim de insan olduğuma. Hele bu günlük bir ele geçse çoğu kafayı yer ilerde. Zaten master dediğin ne ki onlara göre. Ne uyur, ne yer, ne içer, ne de zıçar. Master ööle köşede durur, tatlı tatlı gülümser; soru sorunca yanıtlar falan. O mürit sonra gider taş gibi karıyı düdükler, sen yapmaya kalkınca da “sen mastersın otur oturduğun yere” der. Hayat mı lan bu?

32. gün
Bugün Mehmet Ali Birand diye biri aradı, akşama programa çıkartacakmış beni. Hayırdır inşallah?

33. gün
kaldı bir hafta. Bu gece gene rüyama girdi her zaman ki eleman. “sabır ya usui, senin sabrın tüm evreni değiştirecek” dedi. ben de “ne o kurtarmışsın sanırım” dedim. “he ya bizim bacanaktan borç aldım da kurtardım evi, yaz biliyon mu çoluk çocuk perişan olur dedim” dedi. sonra oturdu uzun uzun dertleştik. Fazla mesai yaptığından, az maaş aldığından, meleklikle geçinemediği için ek iş yaptığından, bu yüzden milletin rüyalarına falan girdiğinden bahsetti. Yazık, acıdım garibana. “2 bebem var, ellerinden öper amcası” dedi. valla gözlerim doldu. Büyük oğlanın 2 hafta sonra sünneti varmış, bir çeyreklik takarım artık garibe. Bu arada niye durup durup o sözü tekrarlıyon dedim. “Valla birader bana sadece bunu söyle dediler, gerisini bilmiyom rahatsız ettikse kusura kalma” dedi. kızmadım, napsın onun da ekmek parası. Helalleştik ayrıldık. Bi daha ne zaman gelin dedim, 36. gün son kez görünecem, ufaklıkları da getiririm dedi. 

34. gün
Artık buralara da alıştım bayağı bir. Memlekete dönünce hanımı ikna edersem buralardan bir arsa alacam. Bir yayla evi dikeriz, çoluk çocuk püfür püfür otururuz valla. Hem ilerde buralar acaip değerlenir. Rüyamdaki eleman söyledi enişte oğlu akaşik kayıtlarda çalışıyormuş, ilerde bu dağlara tesis falan yapılacak dedi. şimdiden kapatmak lazım.

35. gün
ben niye gelmiştim buralara yaf, artık sallamıyom. Şimdiden yayla evinin bitirdim ve iç dekarasyona geçtim. Bizim Tokyo’da bir halaoğlu var Kalebodurcu, onunla da konuşur bir banyo yaptırırım ki üfffff. Valla öyşe banyo Shogun’da bile olmaz. Bi de önüne salıncak attırırım, bi de havuz içine 2 de japon balığı; valla krallar gibi yaşarım.

36. gün
Bu gece misafirlerim vardı. Rüyamdaki eleman her zaman ki gibi geldi. Yanında ufaklıkları da getirmiş. Biri 3, diğeri 5 yaşında aslan gibi yavrular. Geldiler elimi öptüler. “sabır ya usui, senin sabrın tüm evreni değiştirecek” dedi büyük olan. Ben de güldüm ve onu öptüm. Yanımda olsa harçlık verecektim, ama bir şeyim yoktu maalef. İkisi de İlhan Mansız hastası imişler, “o kim” diye sordum. Onların boyutta herşey aynı anda yaşandığı için benim zamanımdan yaklaşık 100 yıl sonra yaşayacak bir oyuncu dediler. Hatta bir de Ümit Davala varmış, büyük oğlan saçımı onun gibi kestirecem diye tutturmuşmuş falan. Bunlar ne diyor yaf?

37. gün
Eee artık yüzdük yüzdük sonunda geldik. Bugün evrene bağırdım: “geleceksen gel artıııııık” diye. Yanımda bir varlık belirdi. Son derecede temiz yüzlü, gülümseyen bir ihtiyar. “birgün de farklı görünün beee“ dedim. Bana “napalım tasarruf tedbirleri” dedi ve ekledi “geliyom Usui sana geliyom, gelecem ve sen de görecen kökünü” dedi. gelsin artık.

38. gün
Havada garip bir gerilim var. Yağmur bulutları toplanıyor, ama güneşte var. Çok gerildim çoook. Halüsyasyonlar iyice arttı, yanımdan kel kafalı bir adam geçti “oooo Usui, gerginsiniz yine” diyerek.

39. gün
Sanki doğum yapacam. Evrenin renkleri değişiyor. Gökyüzünden şimşekler çakıyor. Etraf adam kaynıyor. Ellerim karıncalanıyor. Sucular gelip gelip duruyor. Sonunda oldu, sonunda bulacam galiba. Ben de meşhur olacam, benim de resimlerim internette dolaşacak, benim de web sitelerim olacak, hatta millet resmimi evlerine asacak, birilerini bana benzetecek, benim de adım tarihe geçecek; gel artık geeeeeeeeeeeeeeeeeeel…….

40. gün
Gerilim üst düzeyde. Şimşekler çakıp duruyor. Havada şahini gördüm, bana döndü “senin için geliyom Usui” dedi. bir anda ayağa kalktım ve ellerimi havaya kaldırdım, bir ışık belirdi gökyüzünde ve o ışık bedenime çarptı. Kaportamın resmen daaldını hissettim…

43. gün
“Usuiii usuiiii, evladım kalk hadi okula gideceksin; hadi oğlum kalkta kahvaltını yap”. “anneee nolur 5 dakka daha, nolur bak rüyanın en güzel yerindeyim”. “Aaaa Usui kalk, bak servis gelecek az sonra hadiii”. İstemeye istemeye gözlerimi açtım ama ortada ne annem vardı, ne kahvaltı, ne de servis. Dağın tepesinde tek başınaydım ve üstüm başım paramparçaydı. Birden bir ses “Usuiiiiiiiiiiiiiiiii” dedi. yerimden fırladım, ödüm koptu. Nerdesin dedim, “içindeyim” diye yanıtladı ve sonrasını zaten tüm Dünya biliyor.

Eeeee dostlar benim de hikayem bu işte. Vatanıma dönünce önce su faturasını hallettim, sonra da bir okul kurdum. Halen yayla evim için çalışmaktayım.

Hasan 'Sonsuz' Çeliktaş

18 Kasım 1976'da Mersin'de doğdu. Toros Koleji'ni bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü'ne girdi. Fakültesini çok sevdiğinden mezuniyeti sonrasında oradan ayrılamadı ve asistan kadrosunda eğitim hayatına devam etti. 2005'te ise İzmir'e yerleşti. 2001 yılında "Sonsuzlukotesi" mail grubunu kurmasıyla başlayan yazarlık hayatı, önce 2002'de sonsuzlukotesi.com'u, daha sonra da 2004'de derKi.com'u kurmasıyla devam etti. Bir yandan da Cosmopolitan, Esquire, Yeni Aktüel, Zodiac, Akşam Brunch gibi dergilerde ve Akşam Gazetesi'nde serbest yazar olarak yazıları yayınlandı. 2011'de ise Anadolu topraklarından doğup Amazon.com'da yayınlanan ilk Türk Spiritüel dergisi "The Wise"ı oluşturdu. Halen yazmaya devam ediyor. Duru Sonsuz ile Özün Dünya'nın babası sıfatıyla onlara rehberlik yapmaya çalışıyor...