Kristal Beden 1

Son 10 senenin sprituel kitaplarını açıp bakın, Dünya’daki bu enerji tekamülünü görürsünüz. Gümüş bilinçler, Altın bilinçler sonra Işık işçileri ardından indigolar, şimdi kristaller ve sonrasında da pırlanta ve elmaslar. “Peki elmas’tan sonra ne var?” diye sordum her zaman ki merakımla. Şöyle bir yanıt geldi…

Pazar günü Reiki 2 seminerini alırken başladı herşey. Reiki 2 uygulamalarını bir arkadaşım ile yapmayı planlıyorduk, ama kaderin garip (!) bir cilvesi Master’ım ve Sensei’mi buldum bir anda ellerimin arasında. Önce Sensei’nin sigarayı bırakması için reiki vermeyi düşündüm, ama yüksekbenliği buna izin vermedi. Ben de hazır elim değmişken biraz geçmiş yaşamlarına dalayım dedim ve daldım da. Sonra acaip birşey oldu. Bir anda başka bir galaksiye uzandım ve çok uzaklarda bir gezegendeki varlıklarla temas kurmaya başladım. Bu varlıklar ile Sensei’nin arasında bir bağ vardı ve zaten onları tarif edince Sensei’de tanıdı onları. Eterik bedenimsi bedenleri vardı. Şekilleri tam belli değildi. Şehirlerinde ince uzun kristalimsi saray gibi yapılar vardı. Enerjileri pembe renkliydi ve benimle iletişime geçtiler.

“Eğer iznin olursa bedenin aracılığı ile Sensei’ne mesaj ve enerji aktarmak istiyoruz. Bu mesaj sözel olmayacak ama etkilerini hayatında yaşayacak” dediler. Ben de “ee peki madem, izin veriyorum” dedim ve der demez vücudumun içine bir enerji girdi. Ben öyle titremeye başlamışım ki o anda reiki uygulamadı yapanlar bana şaşkın şaşkın bakmaya başlamışlar. Ellerimden reiki akarken bir anda farklı ve çok güçlü bir enerji Sensei’ye akmaya başladı ve ne olduğunu tam anlamayan Sensei “noluyor lan” gibi tepkiler varmeye başladı. Ben de bu arada bedenimin içindekilerle konuşuyordum. “Biraz daha dayan lütfen, merak etme zarar gelmeyecek” diyorlardı; bende içimde kalp gibi atan pembe enerjiyi soluyordum. Sonra aktarma bitti ve ben Gülüm’ü kaldırıp olayı anlattım. Vücudum acaip olmuştu ama daha olaylar bitmemişti.

Uygulamalar bitip millet dinlenmeye geçerken ben Sensei’ye “halen kanal açık, bunlar benle konuşuyor” diyordum ve tekrar konuşmaya başladık: “Eğer izin verirsen senin vücudunu arındırmak ve yeni bir enerji formuna sokmak istiyoruz” dediler. Ben de reddetmedim açıkcası ve oraların Sensei’si olarak nitelendirdiğim bir varlık belirdi önümde. Elince pembe bir kristal vardı ve vücudumu onunla temizlemeye başladı. Kristal eterik bir formda olduğu için çakralarıma sokup çıkarttı ve en sonunda birinci çakramdan yedinci çakrama uzanan bir kristali haşırt diye soktular içime. Ardından “seni bir kristalin içine alacağız izninle” dediler. Eh önceden söylemiştim “ben böyle durumlarda kobay olmaya bayılırım” diye. Birden vücudumu kristal tabutumsu bir yapı içinde hissettim, her çakramda bir kristal vardı, ve kıçımdan başıma da uzanan kristali sokmayı ihmal etmemişlerdi. Ardından ruhsal bedenimin elektirikli süpürgeyle çekilen tozlar gibi erimeye başladığını hissettim. Sanki birşey mevcut bedenimi yokediyor ve yeni bir beden inşaa ediyordu. Bu arada kurstaki madde bedenimi de ateş basmaya başladı. Hatta arkadaşım dokunduğunda “noluyor Hasan” tepkisi verdi direk. Artık odada da oturamaz hale geldim ve “bunu biraz erteleyelim arkadaşlar, şu anda kristale hazır değilim yoksa dayanamayacağım” dedim ve bu istekle birlikte rahatladım. Sonra kurstan çıktım ve bir süreliğine irtibata ara verdim. Gece yola çıktık falan, sabah Ankara’ya vardığımız saatlerde irtibat yeniden kuruldu ve konuşmaya başladık.

“Dünya’da yeni bir enerji ağı oluşturmaya yardım etmek istiyoruz, Hasan. Kristal bir enerji ağı. Bizler bu teknolojiyi kullanmayı bilen ve sizlere yardım etmek isteyen, sizler gibi O’nun parçalarıyız. Lütfen yanlış anlaşılma olmasın, sizlerle aynıyız; sadece teknoloji de ileriyiz. Dünya Kristal enerji boyutuna geldi ve bu ağı oluştumak için herşey hazır. Kristal çocuklar zaten bu enerji ağı için gerekli yapıya uygun durumdalar ama diğerlerini hazırlamak için böyle bir çalışmaya girmek istiyoruz izninizle. Bu sistemde ana kristaller, ara kristaller ve kristaller olacak. (Şöyle açıklayayım: benim bedenime yaptıkları ve yapacakları işlem sonucu ben sistemdeki ana kristallerden biri olacağım ve kristal enerjiyi alıp ara kristallere yansıtacağım, ara kristallerden de kristallere yansıyacak ve ağ kurulmuş olacak; tabii bunlar olurken biz günlük hayatımıza devam edeceğiz). Kristal ağı oluştuktan sonra ki enerji pırlanta ağı olacak ve sonra ki de Elmas ağı. (Elmas enerjisinin teaser’ını gördüm
arkadaşlar, muhteşem birşey)”

Son 10 senenin sprituel kitaplarını açıp bakın, Dünya’daki bu enerji tekamülünü görürsünüz. Gümüş bilinçler, Altın bilinçler sonra Işık işçileri ardından indigolar, şimdi kristaller ve sonrasında da pırlanta ve elmaslar. (95’ten bu yana ki kitapların kronolojilerinde bahsedilen bilinç aşamaları) “Peki elmas’tan sonra ne var?” diye sordum her zaman ki merakımla. Şöyle bir yanıt geldi:

“Taş serisinin sonu geliyor 😉 (Esprik yapıyorlar) Elmas bu bilinç seviyelerinin en son aşaması olacak. Aslında bu seviyeler ve taş betimlemelerinin kullanılmasının nedeni, taşların gelen ışığı yanıtma biçimlerinin mecazlanmalarıydı. Elmas bu dünyada ışığı en güzel kıran ve yansıtan, içine bakıldığında insanı büyüleyen en değerli taştır. O’nun ışığını en güzel yansıtacak elmas enerjisinden sonra aradaki tüm yansıtıcılar ve enerji dengeleyiciler çekilecek ve siz direk O’nun ışığını “olduğu gibi” yaşayacaksınız. Daha once bunu yapamazdınız, çünkü tekamülü yaşamk için once enerjiyi iyice düşürmeniz ve yavaş yavaş yükseltmeniz gerekiyordu ve bu ışığı direk almaya hazır değildiniz. Ama artık sona yaklaşıyorsunuz ve bu satırları okuyanların -erken ayrılmayı seçenler hariç- hemen hepsi bu yaşamlarında bunu görüp yaşayacaklar”.

“Bizler senin bedeninde ve diğer bedenlerde -varolan bedenlerinize ek ve destek olarak- bir kristal beden yaratacağız. Bu, hem kristal enerjiyi almanızı ve uyumlanmayı kılaylaştırırken; hem de diğer bedenleriniz arasında köprüler kurup uyumsuzlukları ortadan kaldıracaktır”.

Mesajlar böyle devam ediyordu. Bu enerjideki ilk muhteşem şey keşfetmem çok fazla sürmedi. Elimde elektirikli bir süpürge var gibi hissediyordum kendimi ve hangiz sorunumun ve tıkanıklığımın üzerine götürsem, anından vakumlayıp yokettiğini gördüm. Temizlenmeymiş, arınmaymış, yok çözülmeymiş, durup dinlemeymiş hak getire. Hoop diyor ve sorun köküyle birlikte gidiyor. Keza bu enerjiyi hayatın her yerinde kullanabileceğimi hissettim ama henüz o kadar yeni olduğu için deneme ve etkilerini görme fırsatım pek olmadı. Ayrıca bu enerjiyle ve onlarla bağlantı kurmam için hiçbir özel şey yapmama gerek yok. Düşünmem yetiyor.

Önceleri bu deneyimi Reiki 2 inisiyasyonu sonrasında bir yan etki olarak düşündüm, ama Reiki’nin enerjisini hissettim ve ondan daha farklı birşeydi. Evet, Reiki’nin enerjisi de muazzam, ama bu bambaşka birşey sanırım. (Bu arada Reiki 2’nin 1. sembolü “Çuku Murat”ı bugün halı saha maçında kaleye çizdim bakalım nolcak diye. Adamların 13 topu direkten döndü ve kafayı yediler. Gelecek maça mental sembol çizip, rakibi saha ortasında ağlatmayan ne olsun ;))) )

“Daha başkalarıyla da iletişime geçeceğiz ve istediğin her anda, istediğin herşeyi sorabilirsin bize. Tekrar hatırlatalım, bizler de sizler gibiyiz ve O’nun parçalarıyız. Hazır olanlarla bir şekilde mutlaka iletişim kuracağız”

Şu ana kadar aldıklarım bunlar. Hissettiğim ise hemen herkesin bu değişimi yaşayacak olması. Herkesle “benim yaşadığım gibi direk” iletişim kurulmasa bile kristal bedenlerin oluşumunda yardımcı olacaklar ve sanırım başka gezegenler de işin içinde. Bu varlıkları ben, “doğalgaz şebekesi”ni düzenlemeye yardımcı olan belediye işçileri misyonunda görüyom. Eh taş attıkta kolumuz mu yoruldu? 🙂 Yapsınlar bakayım, görelim neler olacak. 🙂

Kristal Beden 2

Kristal beden yazısını yolladığımdan beri birçok kişiden bu enerjiyle irtibat kurmak istediğine dair mesajlar geldi netten ve çok da ilgilendiklerini gözlemledim. Aslında ordakiler kimle irtibat kuracaklarını iyi biliyorlar sanırım. Benim gibi bir ayaklı gazeteye verilen ilan, Hürriyet Seri İlanlar sayfasından daha çok iş yapıyor bu belli. Çok başarılı bir mecra seçimi olmuşum ben, bir reklamcı olarakta takdir ettim ordaki ajansı. 😉

Peki o günden bugüne neler oldu?

İlk irtibatım Pazar günüydü ve yazıyı da Pazartesi yazmıştım. Daha sonra bunu paylaştıktan sonra başkalarından da bu kardeşlerle daha önceden irtibat kurduklarını öğrendim ve açıkcası uydurup uydurmadığım konusunda ikna oldum. Yani her ne kadar gerçek gerçek yaşasa da deneyimleri insane, içindi bir şüphe mutlaka oluyor ve başka yerlerden de konfirmasyon alınca rahatlıyor. Bu enerjiyle iletişim kurmadan once grubumuzdan bir arkadaşımız bir rüya görmüş. Rüyasında ben, ona “yakında yeni bir enerjiyle iletişim kuracam, ama bazı şeyleri unutuabilirim; sen bana hatırlat bu mesajı” demişim ve ayrıca çevremde bir çember oluşturmuşum koruma amaçlı. Bu çember benim endişelerim nedeniyle oluşmuş, ama aslında endişelenecek bir şey olmadığını anlaya kadar sürdürecekmiş işlevini. (Jasmine tam böyle miydi rüyan, ama ben bunu anladım) Daha sonra da arkadaşımız bu yazıyı okuyunca dumur olmuş. Yazıdan sonra açıkcası merak ediyordum bu enerjinin etkilerini. Evet, sorunu gösterince hooop diye yutuyor ve yok ediyordu enerjisel anlamda ama onun maddesel alemde yansıma süreci nasıl olacaktı. Açıkcası tam olarak anlayamadım henüz. Çünkü aynı dönemde Reiki 2 inisasyonu aldığım ve bu da zaten bir çözülme yarattığından farkı nedir bilemiyorum. Fakat şunu farkettim ki mesela ne zaman birine Reiki yollayacak olsam, sadece düşünmemle birlikte bu koyu pembe enerjiyi de yollayabiliyorum. Enerjinin rengi koyu pembe ile kırmızının karışımı birşey. Ne tam kırmızı, ne tam pembe; çok değişik bir renk. Dediğim gibi etkileri nedir henüz bilemiyorum, zamanla göreceğiz.

O günden beri birçok kişinin üzerinde çalışıldığını görüyorum. Kimileri ana kristal olarak hazırlanıyor, kimileri ara kristal, kimileri de sadece alacak biçimde ayarlanıyor. Tabii üzerinde çalışma yapılan birçok kişi durumun pek farkında değil, zaten olması da gerekli mi bilmiyorum. (Değil gibi geliyor, bugüne kadar bir sürü değişim yapıldı üzerimizde, farkında mıydık?)

Dün gece kendimin oradaki yansımasıyla karşılaştım. Arkadaşlar bizler “eşruh”u çevremizde ne kadar aşık olduğumuz, hoşlandığımız kişi varsa o sandık; kazın ayağı hiç öyle değilmiş. Karşımda BEN duruyordum. Cidden BENdim yahu o. O da ben’de BENi görüyordu. Bizler birbirinden farklı gezegenlere ve uygarlıklarda yaşayan AYNI ruhtuk. Muazzam birşeydi. Gittim ona sarıldım ve o da bana. Insanın kendine dokunması nasıl birşeymiş onu anladım. Ayrıca buradaki birçok tanıdığımında orada varolduğuna eminim. (Sadece Sensei’nin kini görebildim ama…) Sonra birşeyler konuştuk uzun uzun ama şu anda hatırlamıyorum. Yaw çok çılgın birşeydi. Karşımda eterik bedenden oluşmuş bir varlıkla, dünya bedenli bir varlık aynı anda duruyordu ve ben iki varlığın gözlerinden de kendime bakıyordum.

Bu arada iki gece once kristal beden oluşturulma sürecini bedenimde çok net hissettim. Hatta ICQ’daki arkadaşlarıma da LIVE olarak nerelerimin değiştiğini anlattım. “Şu anda göğüs kafesimin üzerindeler”, “hehehehe şimdi boynuma doğru çıktılar” vs. Süreki kaşınıyor gibi bir his ama töbe kaşıyarak geçmiyor. Kendi haline bıraktım haliyle ve işlem bitince geçti.

Bakalım daha neler olacak? Ben de merakla izliyorum.

Hasan 'Sonsuz' Çeliktaş

18 Kasım 1976'da Mersin'de doğdu. Toros Koleji'ni bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü'ne girdi. Fakültesini çok sevdiğinden mezuniyeti sonrasında oradan ayrılamadı ve asistan kadrosunda eğitim hayatına devam etti. 2005'te ise İzmir'e yerleşti. 2001 yılında "Sonsuzlukotesi" mail grubunu kurmasıyla başlayan yazarlık hayatı, önce 2002'de sonsuzlukotesi.com'u, daha sonra da 2004'de derKi.com'u kurmasıyla devam etti. Bir yandan da Cosmopolitan, Esquire, Yeni Aktüel, Zodiac, Akşam Brunch gibi dergilerde ve Akşam Gazetesi'nde serbest yazar olarak yazıları yayınlandı. 2011'de ise Anadolu topraklarından doğup Amazon.com'da yayınlanan ilk Türk Spiritüel dergisi "The Wise"ı oluşturdu. Halen yazmaya devam ediyor. Duru Sonsuz ile Özün Dünya'nın babası sıfatıyla onlara rehberlik yapmaya çalışıyor...