“Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma” sözünü kim uydurduysa hocalık makamından vazgeçemeyip, ama orada olmanın sorumluluğunu da almaktan kaçtığı için, kendi halini meşrulaştırmak için bunu yaymıştır. Ona Hoca diyebilirsiniz, ama o gerçek bir arif değildir.
Bir arif sözde değil, halde ve özde yaşayandır. Onun girdiği ortamlarda konuşmasına ve hatta bilinmesine bile ihtiyaç yoktur. Onunla aynı cafede oturursunuzdur da bilmezsiniz kim olduğunu fakat bir başka kalkarsınız o masadan. Öyle güzel titreşir ve titreştirir. Konuşma kısmına gelince de söylediklerini yapan değil, zaten yaptıklarını söyleyendir. Fakat söylemek sizinle ilişkisinin küçük bir bölümüdür ancak. Yoksa siz zihninizle anlamasanız bile onu, onun titreşimiyle yükselip ve genişleyebilir, onun varlığıyla uyumlanabilirsiniz.
Eğer hakiki bir arifi yollamışsa size Yaradan rehber olarak, yatıp kalkıp şükredin. Böyleleri nadirdir ve de öyle bir arif, size aradığınız o yolu gösterebilir. Bunu kitaplarla, sizi bilgilerle doldurarak falan da yapmaz, sadece onu izleyerek bile nice şeyler katabilirsiniz hayatınıza. Üzerine gönlünden damıttıklarını da paylaşıyorsa sizinle artık deste deste kitaplara ihtiyacınız kalmaz. Siz zaten öyle bir yolculuğa çıkmışsınızdır ki alem bir kitap olmuştur da kendinizi o kitaptan okur hale gelirsiniz. Kitabınızda okuduklarınız hayatınızda tezahür ettikçe de bir de bakmışsınız içinizdeki arif yavaştan belirlemeye başlamış da insanlar sizden ilham almaya başlamışlar.
İşte o an rehberinizin gözlerine baktığınızda onun vefasına şahitlik edebilirsiniz . Hiçbir arif bu yola öğrenci toplayıp da ömür boyu onları öğrenci tutup kendine bir makam edinmek için çıkmaz. Onlar yalnız Yaradan’a taliptirler ve yolculuklarında eşlik edecek dostlar ararlar. Bir dost bulamadım diye yanacaklarına da dostu taliplere hatırlatmak için sorumluluk alırlar da rehberlik ederler. İşte hakiki bir rehberin yegane gayesi budur. Kendine dostlardan bir çember oluşturmak. Çünkü bu yol muhabbetle demlenir, güzelleşir, doyumsuz olur.
Ve arif bilir ki hep aranılan o sevgili, muhabbetin tam da içindedir… 🙂

Hasan 'Sonsuz' Çeliktaş

18 Kasım 1976'da Mersin'de doğdu. Toros Koleji'ni bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü'ne girdi. Fakültesini çok sevdiğinden mezuniyeti sonrasında oradan ayrılamadı ve asistan kadrosunda eğitim hayatına devam etti. 2005'te ise İzmir'e yerleşti. 2001 yılında "Sonsuzlukotesi" mail grubunu kurmasıyla başlayan yazarlık hayatı, önce 2002'de sonsuzlukotesi.com'u, daha sonra da 2004'de derKi.com'u kurmasıyla devam etti. Bir yandan da Cosmopolitan, Esquire, Yeni Aktüel, Zodiac, Akşam Brunch gibi dergilerde ve Akşam Gazetesi'nde serbest yazar olarak yazıları yayınlandı. 2011'de ise Anadolu topraklarından doğup Amazon.com'da yayınlanan ilk Türk Spiritüel dergisi "The Wise"ı oluşturdu. Halen yazmaya devam ediyor. Duru Sonsuz ile Özün Dünya'nın babası sıfatıyla onlara rehberlik yapmaya çalışıyor...