Ruhsal yolculuğumda enerji çalışmalarıyla ilk defa Reiki aracılığıyla tanıştım. Ankara’da bir teyzemiz, “Ben Reiki öğretiyorum, çok yumuşak bir öğretidir. 100 milyon lira ver sana da öğreteyim” demişti. O anda bir itilim hissetmiştim bu ne yahu diyerek. Sonra çeşitli yerlerde karşıma çıkıp durdu Reiki ve ben ondan uzak durmayı seçtim. Sene 2001’di. Ben o günlerde sonsuzlukötesi mail grubunu kurmuş ve grubuma spiritüel konulara ilgili insanları topluyordum. Bunun için de her gece ICQ’de kullanıcıları tarıyordum. Bugün halen arkadaşım olan nice güzel insanı da bu şekilde tanıdım. Sonra bir gece “Rose for Quills” nikli birisiyle tanıştım. Reiki öğretmeni olduğunu söyledi. Muhabbet ettik, ama ben yine mesafeliydim. O dönemde halı saha maçlarına çok düşkündüm ve yazın vücut geliştirme salonuna gitmiş, müthiş fit hale gelmiş ve yeni sezona hazırlanmıştım. Gel gör ki daha ilk maçıma gitmek için otobüse ayağımı attım ve çatt diye bir ses geldi dizimden. Otobüse binerken kendimi sakatlamıştım. Sonra bu durumu mail grubumda paylaştım. Gece bu Reiki hocasından mesaj geldi, “Gel de bacağına bir bakalım” yazıyordu. Benim de aklımdan binbir türlü düşünce geçmekle birlikte nedense içsesim git dedi, evi de bana çok yakındı, peki dedim.

Bir Cumartesi günü evine gittim ve kapıda yaşlı bir teyze karşılayacak diye beklerken, birisi sarışın, diğeri esmer fıstık iki kadın “Hoş geldin Hasan” diye karşıladı. Reiki’ye dair tüm önyargılarım o anda uçup gitmişti. Sevgili Reiki Hocam Gülüm Omay ve yine onun öğrencisi olan Reiki eğitmeni sevgili Tijen ile o gün ilk defa yüzyüze tanışmış olduk. Sonrasında ise o gün Gülüm, beni Reiki 1. Aşamaya inisiye etti. Bacağıma çalışıldı. Çıkarken de “Sen öğrencisin, senden para istemiyorum” deyip beni uğurladı.
Ardından geçen günler, aylar ve yıllar, bana harika dostlar ve tabii ki sevgili Gülüm’ü kazandırdı o evde. Sürekli Gülüm’ün evindeydim ben artık. Bu arada hem nice insanla tanışıyor, ama esas önemlisi enerji çalışmalarına dair çok şey öğreniyordum. O zamanlar, bu çalışmalar henüz şimdiki gibi yaygın değildi. Mesela hatırlıyorum, yine Gülüm’ün öğrencilerinden olan sevgili Koray, “Ben yeni bir enerjiyle tanıştım, adı Ra-Sheba” dediğinde, bu enerji Türkiye’ye o günlerde girmişti. Hatta sanırım ilk denek de bendim. Yatırmış ve üzerimde denemişlerdi sembolleri. Çok da bir şey anlamamıştım, ama sonuçta Mısır ile bağlantılı olması hoşuma gitmişti. Ra-Sheba gibi bugün bilinen enerjilerin ve çalışmaların yeni yeni ortaya çıktığı çalışmalardı.

Reiki 2 inisiyasyonu esnasında ise bana başka galaksiden geldiğini söyleyen varlıklar görünmüştü. “Dünyaya kristal enerji ağı yüklenecek, iznin olursa seninle çalışmak isteriz” demişlerdi. Ben de izin vermiştim. O dönemde henüz kristal çocuklar falan yoktu, indigo çocuklar bilgisi inmişti ve ardından bu gelecekti. Beni bir tür kristalin içine sokarak inisiye ettiler. Sonrasında kristal bir enerji kullanabildiğimi hissetmiştim, ama esasında şifacı bir grup vardı çevremde ve onları çalıştırıyordum. Bu gruba “Pembeler” diyordum. Mail grubu aracılığıyla da duyurduğumda bu “Pembeler” bayağı meşhur olmuştu.

O dönemde yapmaya başladığım bir diğer olay ise dokunarak geçmiş yaşam görebilmekti. Hatta öyle bir hal almıştı ki bu otobüste yanıma oturan adamın bile geçmiş yaşamlarını kitap okur gibi okuyordum. Ayrıca kızlarla iletişim kurmak için kolay bir yoldu da bu. Çok havalıydı hani. Gel senin geçmiş yaşamına bakayım dediğinde kim reddedebilir ki… Fakat ben bir gün bunun suyunu çıkardım. 75 kişinin olduğu bir Sonsuzlukötesi mail grubu toplantısında 2 saat içinde 20’den fazla arkadaşımın geçmiş hayatına baktım. En sonunda ise ayakta sallanıyordum. O dönem Gülüm aracılığıyla tanıştığım sevgili Zeynep Sevil’in evindeydik. Benim halimi görünce ikisi de “Dur Hasan! Ne yaptığının farkında değilsin!” diye beni uyarmışlardı.

Ertesi gün Zeynep Sevil bana dedi ki “Hasancım, geçmiş yaşam görebilmek çok özel bir durum değildir. Ama kendini korumaya almadan bu şekilde işler yapmaya devam edersen, organların yer değiştirir, hiçbirimiz seni toplayamayız. Sen eğer geçmiş yaşam şifacısı olacağım diyorsan, tamam bunun eğitimini al ve bunu yap. Ama kız tavlamak için geçmiş yaşam bakılmaz.” O bunları söylerken resmen ayakta sallanıyordum. “Ben şifacı olmayacağım, benim işim medya” seçimini yaptım ve Ankara’ya döndüm. Döndükten sonra bir hastalandım ben, üç hafta yataktan kalkamadım. Hiçbir ilaç, enerji, Pembeler bana fayda edemiyordu. Ruhum sürekli kurum kusuyordu. Geçmiş yaşamlarına baktığım kişilerin, o geçmiş enerjilerini üzerime toplamıştım. Çok zorlu bir süreçti benim için ve bir daha geçmiş yaşam bakmamaya karar verdim. Pembeler ile iletişimimi de kestim. Kendimi sonsuzlukötesi’ne verdim ve zaten sonradan derKi geldi.

O dönemde Gülüm’e Pembeler’i anlattığımda sadece gülümsüyordu. “Bu senin deneyimin kendin yaşamalısın, ama ben olsam Pembeler’e bu kadar takılmazdım” diyordu. Gülüm’ün yolu Klasik Usui Reiki idi. O yoldan da bugüne kadar hiç ayrılmadı. Bununla birlikte, ondan kazandığım meziyetlerden birisi, enerji çalışmalarına çok dikkatli yaklaşmam ve her gördüğüme atlamamam oldu. Nice deneyimler yaşadık, nice çeşitli kişilerce neye inisiye edildiği belli olmayan insanın Gülüm’e geldiğini ve deneyimlerini paylaştığını gördüm. Nice nice nice şey… Bu da bende karşıma çıkan enerji çalışmalarında çok çok tedbirli olma hali yarattı.

Mesela Begüm Güven Karace ile 2012’de tanıştım. Merkezinde defalarca konuşmalar yaptım. Ama üç sene boyunca çok kere gel Theta Healing öğreteyim demesine rağmen, üçüncü sene sonunda tam anlamıyla güvenip kendimi eğitimine bırakabildim. Sonuçlarını sizinle paylaştım defalarca. Yine sevgili Reşat Güner ile komşuyduk. Onca yazıştık ettik konuştuk, ama onunla Regresyon çalışmaya 2 sene onu gözledikten sonra karar verdim. Sevgili kadim dostum Aycan Saroğlu defalarca bana Güneş Tan’ın çalışmasından bahsetti, sevgili Semavii defalarca söyledi. Ama durdum hep durdum. Bekledim, kimin nesidir, ne yapar bilmiyordum çünkü. Çok sevdiğim ve güvendiğim arkadaşlarım referans oluyorlardı, ama bu sadece bir basamaktı. Sonra kimdir diye araştırdım. Bir gece Semavii, “Hadi gel seninle mini bir seans yapalım” dedi ve ne yaptığını anladım. Onun üzerine yine bir iki arkadaşıma daha telefon açıp yorumlarını aldım. En sonunda evine gittim, yüzyüze konuştuk. Bana kendini anlattı. Hemşehri çıktık. Aldığı eğitimleri dinledim. Sürecini öğrendim. En sonunda çalışmasını denemeye ikna oldum ve gayet memnun kaldım.

Velhasıl kelam, ben bunca sözü niye ettim. Size kuru kuruya, enerji çalışmalarına aman dikkat edin! Kimin neyle ve nasıl çalıştığına emin olmadan, eğitim geçmişini bilmeden kendinizi doğrudan teslim etmeyin! Her gördüğünüz enerjiye atlamayın. Yoğurdu üfleyerek yiyin! Enerji çalışmalarını gözümüz göremiyor diye bir şeyler olmuyor anlamına gelmez. Çok şeyler oluyor. Ama işinin ehli olmayanın elinde hiç de hoş olmayan durumlarla karşılaşabilirsiniz. İşinin uzmanıyla hayatınızda nice değişimler yaratabilecekken, kendini uzman zanneden kişilerin elinde durumunuzu daha da zorlaştırabilirsiniz. Araştırmadan, soruşturmadan ve en sonunda ruhunuza sormadan bu çalışmalara girmeyin.

Bununla birlikte enerji çalışmaları, ağırlıklı olarak şifa çalışmalarıdır. Tıbbı tamamlayıcılardır fiziksel olarak, ruhen de yolculuğunuzda önünüze çıkan engelleri kaldırmanıza yardımcı olabilirler. Doğru ellerde yolculuğunuzda hız ve akışkanlık kazanabilirsiniz. Ama şu noktayı da hiç unutmayın: Hiçbir şifacı, hiçbir üstat, hiçbir eğitmen, hiçbir rehber “yol”u sizin adınıza yürümez. Her şeyi yapan yine sizsiniz. Onlar sadece size yolculuğunuzda tüyolar verirler, yaralarınızı berelerinizi sarmanıza yardımcı olurlar; ama bu sizin yolculuğunuz. Yürüyecek olan sizsiniz! Ustalar, rehberler, şifacılar da tıpkı sizin gibi yolculuklarını yapan, bu süreçte yol arkadaşlarına bildiklerini aktarmak veya şifalanmalarına yardımcı olmak veya başka şekillerde yardımcı olan kişilerdir.

Bu “Yol”da herkes kendi yolculuğundan sorumludur…

Herkes kendi seçimlerinden sorumludur…

Herkes kendinden sorumludur…

Ama birbirinin koluna girmek serbest…

Bu bağlamda ben çok şanslı oldum… Nice çok değerli yol arkadaşım oldu. Nice değerli üstadım oldu…

Ama özellikle enerji çalışmalarındaki yolun başlangıcında bana destekleri, öğretileri ve kazandırdıkları için sevgili TC Gülüm Omay ve Zeynep Alan Sevil Güven’e ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Daha teşekkür edebileceğim nice çok güzel insan var, fakat bu iki ismin benim temellerimde emeği büyüktür.

Hepimizin yolu açık olsun…

Hasan 'Sonsuz' Çeliktaş

18 Kasım 1976'da Mersin'de doğdu. Toros Koleji'ni bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü'ne girdi. Fakültesini çok sevdiğinden mezuniyeti sonrasında oradan ayrılamadı ve asistan kadrosunda eğitim hayatına devam etti. 2005'te ise İzmir'e yerleşti. 2001 yılında "Sonsuzlukotesi" mail grubunu kurmasıyla başlayan yazarlık hayatı, önce 2002'de sonsuzlukotesi.com'u, daha sonra da 2004'de derKi.com'u kurmasıyla devam etti. Bir yandan da Cosmopolitan, Esquire, Yeni Aktüel, Zodiac, Akşam Brunch gibi dergilerde ve Akşam Gazetesi'nde serbest yazar olarak yazıları yayınlandı. 2011'de ise Anadolu topraklarından doğup Amazon.com'da yayınlanan ilk Türk Spiritüel dergisi "The Wise"ı oluşturdu. Halen yazmaya devam ediyor. Duru Sonsuz ile Özün Dünya'nın babası sıfatıyla onlara rehberlik yapmaya çalışıyor...