Arama, bulamayacaksın

Tuttum sanacak, tutamayacaksın.

Tattım sanıp tadamayacaksın.

Yorulmadın mı, kendini kandırmaktan.

Ne bulunacak bir şey, ne de aranacak bir şey var.

Tam olması gerektiği yerdesin ve yerdeydin, hep.

Ulaşılabilecek bir yerde değilim.

Hele ki dokunabileceğin hiçbir yerde değilim.

Doğadayım, bir müzik notasında, kulağında, dilinde, bir kurbağanın sesinde, bir güneşin parlaklığında, denizin sesindeyim, bir ağacın yaprağında, bir suyun damlasındayım, baktığın gözdeyim.

Görebiliyorsan her bir yerdeyim, her yerde ve her şeydeyim.

Sahip olabileceğin, ulaşabileceğin bir yerde değilim. Tutunacağın ve tutacağın bir yerde değilim.

Görebiliyorsan; her bir zerrendeyim.

Ne ulaşılacak bir yol var ne de gidilecek bir yer.

Bunların olmamasının yasını yaşamalısın.

Ulaşamamanın yasını yaşamalısın ki, büyüyesin küçüğüm, Kâmil’e eresin, Kâmil’i göresin.

Olmadığımı bilmelisin ki eresin küçüğüm.

Eresin ki büyüyesin, küçüğüm.

Ne vakit dışarda ararsan bil ki içerdeyim, küçüğüm.

Sevgiyle, şefkatle bekliyorum, kucağımı açmış, sarıp sarmalamayı, seni bensiz beni sensiz bırakma küçüğüm.

Er de gel küçüğüm, büyü de gel.

Kucağım sonsuz merhametlimle açık sana küçüğüm…

Hâl