Çok eskilerden beri konuşulur; uzaylılar, UFO’lar, hayaletler, vampirler, yaratıklar, doğaüstü gücü olan insanlar, lanetler vs. Nasıl mı konuşulur bunlar? “Bir rivayete göre” diye başlayan cümlelerle anlatılmaya başlanır, ama çoğunlukla da filmlerde görmeye alışık olduğumuz kurguları oluşturur, kitaplara masalımsı bir renk katar bu gerçek yaşantımızda (çoğunluk olarak) rastlamadığımız gizemli varlıklar ya da yabancılar… Bu nedenle herkesin hatta çocukların bile onlarla ilgili fiziksel bir tarifi ya da yorumu vardır. Peki size, bunların hayal ürünü olmadığını geçmişte gerçektenden yaşamış olduklarını söylesem belki de bana “hadi be palavra bunlar” dersiniz. Bunun cevabını bende bilmiyorum ama bize hayatımızda ilham veren her şeyi ya sözlerimizde, şarkılarda, şiirlerde, kitaplarda ya da filmlerde konu alıyoruz. İnsanoğlu ya çok hayalperest, yaratıcı ya da gerçekten yaşanmış bir takım şeylerden ilham alarak yola çıkmış ve bu yolda ilerlemeye devam ediyor. Ancak gerçek şu ki; uzaylılar, UFO’lar şu aralar çok bir görünür olmaya başladı ve bunlarla ilgili çokça haberlere rastlar olduk. Ben de çok yeni olarak tanıdığım, bu konularla yakından ilgilenen hatta bu şekilde söylemek az bile kalır, kendini tamamen bu konulara adamış ve bir araştırma ekibi de olan Kuzey Atacan (28) ile “evrendeki yabancılar” üzerine bir röportaj yaptım. Bu bilinmeyenlere yönelik sınırlı sorularım ve aldığım ilginç cevaplar:

Kuzey, senin UFO’larla ilgilendiğini ve bunu kendine meslek edindiğini biliyorum. Peki, tam olarak yaptığın işin adı nedir?

Kuzey : Terminolojik olarak ufoloji. Tabi bazı kısımlar kabul etmese de artık yurtdışında bunun kürsüleri bile var; Harvard Üniversitesi gibi. UFO ve dünya dışı zeki yaşam araştırmacısı diyebiliriz.

Ne zamandan beri bu işle uğraşıyorsun?

Kuzey: Benim bu araştırmalarım aslen çocukluk dönemlerime dayanıyor. İlkokul ve sonrası, yaşadığım bir sürü gizemli olay sonrasında daha derinleşti tabi.

Neden bu işi kendine meslek olarak seçtin? Gerçi dünyada ya da ülkemizde meslek olarak kabul ediliyor mu bilmiyorum. Bu işin bir eğitimi var mı? Yoksa sen kendi kendini mi eğittin? : )

Kuzey: Ben öncelikle aile büyüklerimin hikâye gibi dilden dile anlattığı yaşadıkları deneyimlerle bu işe girdim. Sonrasında kendimde ve çevremde olup biten ve sıra dışı birçok deneyim yaşadım ve hiç bir zaman UFO araştırmacılığını bir hobi, bir kazanç kapısı olarak ya da bir tür yalnızlığını kapamak için kullanan kimselerden olmadım. Zaman içinde bazı şeyler yaşayıp görünce Türkiye’de kurulan ilk UFO araştırma merkezi olan Sirius’u tanımam ve burada ilk kurucu üyelerden olmamla olay daha bir farklı boyut kazandı. Sonrasında yaptığım araştırmalar, yakın gözlemler, edindiğim sonuçlar, belgeler, beni daha da ileriye gitmeye teşvik etti. Tabi sonrasında da birçok araştırmacı ve bilim adamı ile de çalışma araştırma yapma imkânı buldum. Tabi yurt içi ve yurt dışı bağlantılarda kurmayı ihmal etmedim, bu konuda uzman dostlarımla iletişim halindeyim.

ufo4

Anladım yani sen kendi kendini geliştirdin.

Kuzey: İlk başta evet, biliyorsun Türkiye bu konulara daha yeni yeni alışıyor, eskiden bu kadar açık görüşlü değildik gizemli konulara. Sıra dışı deneyimler yaşayan herkese, her olaya sadece cinler damgası vurup olayları kesip atıyorduk.

Şimdi oldukça ilgi görüyor öyle mi?

Kuzey: Evet, halkımız gerek internet gerekse basın sayesinde gerekse biz araştırmacıların inatlı uğraşları sonrasında baya baya alıştı diyebilirim

Okullarda astronomi ve uzay bilimleri bölümünün olduğunu biliyorum ve hatta astroloji de ders olarak verilmeye başlanmış bazı üniversitelerde… Ama ufoloji yok sanırım.

Kuzey: Evet, şuan yok ama bu konu üzerine baya çalışmalar yapılıyor. Hatta ismini veremeyeceğim birçok üniversite öğretim üyesi, dersleri ve konuları arasına ufolojiyi de katıyor ve bunları anlatıyorlar. Bir İngilizce öğretmeni bayan arkadaşım İngilizce kursunda ilk olarak hikâye kitapları yerine Roswell olayını okutuyor öğrencilerine ki bu çok güzel bir olay bence. Bu arada sana istersen bu akademik kurumlarla ilgili bir listede verebilirim:

Dünyada UFOLOJİ İle İlgili Araştırma Yapan ve Eğitim Veren Bazı Akademik Kurumlar:

Stanford Üniversitesi /USA
Alabama Üniversitesi / MONTGOMERY – USA
Mississippi Üniversitesi , OXFORD / MİSSİSSİPPİ – USA
Edison Community College , Fort Myers / PHİLEDELPHİA – USA
Victor Halley College , Moorpark / CALİFORNİA – USA
Göttingen Üniversitesi / ALMANYA
Maiunz Üiversitesi / ALMANYA
Hamburg Üniversitesi
Utrecht Üniversitesi / HOLLANDA
Glamorgan Üniversitesi / İNGİLTERE, sadece bir kaçı. Türkiye de yok.

Araştırma merkezi olarakta Türkiye’de 1 tane var sanırım.

Kuzey: Evet, ama bireysel çalışan çok özel ve önemli araştırmacılar var; Farah Yurdözü, bir bayan araştırmacı olarak önemli ve sevdiğim bir bayan arkadaşım.

Ben de Roswell olayını bir İngilizce ders kitabında okuduğumu hatırlıyorum. Peki, bu araştırma merkezlerine nasıl katılıyor insanlar? Herkes yaşadığı ilginç şeylerden sonra mı sizi merak edip ekibe giriyor?

Kuzey: Öncelikle evet yaşadıklarını paylaşma hissi diyebiliriz. Çünkü sıra dışı bir deneyim yaşayan birisi bunu direk olarak konuya hâkim olamayan birine anlatamıyor, tabi bu kişide büyük bir psikolojik tahribata ve yıkıma sebep olabiliyor, anlaşılmaması ve alay konusu olması gibi sebepler var. Sonrasında merakta var tabi, diğer birçok sebep var bunların içinde ama en önemlileri de bu ikisi. Tabi bunlara tek düze yaşamdan sıkılan ve değişik deneyimler, ortamlar görüp yaşamak isteyenlerde dâhil.

Peki, seni bu işe yönelten yaşadığın gizemli olayları merak ettim. Paylaşmanda bir sakınca var mı?

Kuzey: Bir kaçını çok detaya inmeden kısaca aktarabilirim; annemin ananesinin Adana civarında yaşadığı köyde yaşadığı bir olayı biliyorum. Köyde ebelik yaptığı sırada yaşadıkları köyün hemen arkasındaki tepeye inen ışıklı bir cismin gözlemlenmesi ve sonrasında bazı varlıkların gece yarısından sonra annemin ananesini evinden alıp o tepeye götürüp bir dişi varlığa doğum yaptırtmaları… Tabi bu varlıklar insanımsı görünümlü varlıklar ama insan değiller sonra kadıncağızı aldıkları gibi tekrar evine bırakıp ışık hüzmesi ile göğe yeniden çıkışları bunlardan biri.

ufo2

Ama sen bunu yaşamadın sadece duydun…

Kuzey: Büyüklerimden dinledim, benim deneyimlerim daha net ve bilimsel diyebilirim.UFO’ları çevrede sıkça görüp fotoğraflıyorum, rüyamda gördüğüm ve sonrasında sanki direk beyinsel bir bağım varmış gibi bir yerlere çağrılıp görüntülediğim cisimler de oldu.

Çevrede derken onları gökyüzünde görüyorsun öyle değil mi?

Kuzey: Evet, gece gündüz nerde olursam olayım etrafımda ailem gibi geziniyorlar.100 resim çeksem yarısında varlar diyebilirim, telepatik bazı mesajlarda alıyorum bazen, bir kaç defada varlıklarla yakın deneyimler yaşadım.

Anlattıkların çok enteresan. Sanki biri bana seyrettiği filmi anlatıyor.

Kuzey: Kesinlikle değil,  yaşadıklarım tabi çoğu filme konu olmuş olaylar. Zaten bilirsin; ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Size anlattıklarım yaşadıklarımla ilgili buz dağının sadece görünen kısmı.

Bu varlıklarla yakın deneyimler yaşadım dedin. Nasıl yani?

Kuzey: UFO’ları görüntülemek ve varlıklarla hem astral hem de bedensel yakın temaslar yaşamak, astral beyinsel yani telepatik bilgi alış verişi gibi bağlantıları da bunlara katabiliriz.

İlk ne zaman yaşadın bunları? Çocukken mi?

Kuzey: İlk, orta sona girdiğim dönemlerde bir bayram gecesi 3 varlık ile yakın bir deneyim yaşadım; odamda nesnel olarak gözlemledim onları. Uyuyor değildim bunu biliyorum hatta bunun hipnozsal kanıtları da var diyebilirim, böyle bir teste de girdim. İnsanımsı varlıklar ve de bazen girimsi canlılar ile bağlantı sağladım diyebilirim.

Sen mi istedin bu testi yoksa aile büyüklerin mi?

Kuzey: Ben istedim. Her ne kadar UFO’ları araştırsam da bir şeye körü körüne sağlanan araştırmadan doğru diyen biri olmadım. Hep bilime, mantığa ve dinsel inançlara da uyan kanıtlar peşinde koştum. Tabi izlediğim yollar da bunları kanıtlar nitelikte olunca doğru yolda olduğumu ve yaşadıklarımın gerçek olduğunu anladım.

Peki, bunları ilk yaşadığında korkmadın mı?

Kuzey: Hayır, ben nedense farklıydım o konuda. Bazı araştırmacı dostlarımın dediği gibi dünyamızda enkarne olup beyinsel ya da enerjisel formada varlıklar söz konusu sanırım. Bende de böyle değişik bir durum söz konusu oldu, tabi ben böyleyim demiyorum yani bir bilinç açıklığı ya da artık adına ne denirse. Onlar benim ailem gibi geldiler, hiç bir zaman korku ya da bir soğukluk uzaklık gibi çekincelerim olmadı. Onlarda bana böyle şeyler hissettirmediler.

Bu yaşadıklarını ilk kiminle paylaştın? Ailenle mi?

Kuzey: Öncelikle çok yakın dostum dediğim bana inandığını düşündüğüm bir kaç arkadaşımla, sonra ailemle.

Tepkileri ne oldu?

Kuzey: Beni bilenler bana inandılar, tabi tanımayan bilmeyenler şüpheci durup uzak kaldılar, alay edenlerde oldu ama bu beni daha çok tetikledi diyebilirim hatta öle olaylar yaşadım ki ilginçtir, inanmayan dostlarımı bir yere toplayıp onlara UFO fotoğrafı çektirmiş ya da direk gözlem yaptırmışımdır kanıtlar nitelikte. Şuan çevremdekilerin yüzde doksana yakını beni biliyor, tanıyor ve inanıyorlar.

Bu kadar kolay mı yani? Ben istesem, bir gün ayarlasak bana UFO gösterebilir misin?

Kuzey: Tabi neden olmasın. Bazen gözle görülmeyen ama orda olan cisimleri fotoğraflarla senin yanında da gösterebilirim yani çekileceğimiz bir resimde UFO bulman çok büyük olasılık.

Yanlış anlama ama bu UFO’lar sana sarmış olmasın… Yani kendinden çok emin konuşuyorsun… Sanki hep seninle birlikte olan birtakım doğaüstü varlıklar var gibi.

Kuzey: Öyleler, ailem gibiler. Ben askerliğimi Afganistan’da yaptım barış gücünde. Orda bile çekildiğim birçok resimde hemen arkamda belirdiler, nereye gidersem gideyim benimleler.

Peki, neye benziyor bu UFO? UFO bir uzay gemisi mi? Tam olarak tanımı nedir? Bu konuda kavram karmaşası var sanki. UFO derken uzaylı bir yaratıktan mı bahsediyoruz yoksa bir uzay aracından mı?

Kuzey: UFO dediğimiz nesnel dünya dışı zeki yaşama ait uzay araçlarına diyoruz, halk arasında uzaylı diye tabir ettiğimiz canlılara ise biz araştırmacılar DDV yani dünya dışı varlıklar adını veriyoruz. Bunları karıştırmamak gerek.

ufo1

Bu DDV’ler uzaydan gelen varlıklar mı?

Kuzey: Evet, ama şöyle bir şey var; her UFO ve DDV uzayın derinliklerinden gelip semalarımızda gözlemlenmiyorlar. Dünyamız içinde uydumuz ayın üzerinde ve denizlerimizin, okyanuslarımızın içersinde gizli üslerinde mevcutlar, bunlara değişik dağ ve mağara sistemlerini de sayabiliriz. Dünyasal UFO’ları bunlara dâhil etmiyorum.

Peki, neden zeki olarak kabul ediliyor bu varlıklar?

Kuzey: Bu varlıklar bizlerden çokça ileri bir teknolojiye sahipler, bunları kurdukları medeniyetlerde bizlere verdikleri teknoloji içersinde kullandıkları araçlarda ve ele geçen materyallerden rahatlıkla görüyoruz ve bizim doğru bildiğimiz tarihin çok gizli ve açıklanamayan yanlarını da çok iyi biliyorlar.

Bu kadarını nasıl biliyorsun?

Kuzey: Geçmişe bir göz atmak ve dünden bugüne ele geçmemiş çok gizli başlığı altında saklanan verileri, kanıtları incelemek yeter. Dünyanın birçok yerinde de gözle görülür açık kanıtlar bırakıyorlar. Nazca düzlükleri, piramitler, Mu-Atlantis-Lemurya gibi medeniyetler, Meksika gibi elde o kadar çok kanıt var ki inan halk bunları bilse büyük bir şok yaşar

Geçmişte yaşandığı söylenen Roswell olayında da bir gizem söz konusu. Bilmeyenler için hemen açıklamasını yapayım; 1947’de New Mexico’nun Roswell kasabasına bir uçan daire düşmüş ve bu uçan daire enkazı ile uzaylı bedenleri ABD ordusu tarafından kaldırılıp olay kamuoyundan gizli tutulmuş. Neden ordu bunu saklama gereği duydu sence? Neden bu tarz gelişmeler saklanıyor?

Kuzey: Roswell olayı bilindiği üzere ilk fiziki kanıtın ele geçtiği bir olaydır. Bu açıdan çok önemli. Neden mi saklanıyor çünkü dünya dışı yaşam olgusu birçok kurumun ve çıkar kesiminin paylaşmayı istemediği bir takım kazanımlar sağlayacak bu kişilere. Sana bir örnek vereyim; 2. dünya savaşı sırasında Adolf Hitler, etrafındaki medyum ve özel yetişmiş kişilerle büyük bir heyet kurup dünya dışı varlıklarla iletişim sağladı. Aldebaran yıldız sisteminden gelen varlıklar; Hitler’e ve onun kurmaylarına, bilim adamlarına UFO yapımı hakkında çokça özel ve gizli bilgi taşıdılar. Tabi Hitler bu bilgileri UFO’ları silahlandırmak ve düşmanlarına karşı silah gibi kullandı. Elimde ve ikinci dünya savaşı belgelerinde kullanılmış UFO’ların çizimleri, savaş esnasında çekilmiş resimleri, gözlem raporları ve sözlü yazılı anıtları mevcut. Sadece askeri alanda değil bu örtbas, bunun daha bir sürü nedeni var dinsel olarak ekonomik olarak kültürel olarak…

Peki, sence saklanması doğru mu?

Kuzey: Kesinlikle doğru değil, zaten biz araştırmacıların yıllardır ölümü göze alarak yapmaya çalıştığımız, bu gerçeğin dünya insanından saklanmaması yönünde. Çünkü sadece iş; UFO’lar vardır gelip gidiyorlar, evrende yalnız değiliz olayı değil. Çok derin ve inan kapsamlı karışık birçok şey dönüyor.

Yani bu UFO’lar dünyayı ziyaret ediyorlar ve dünyaya iniyorlar öyle mi? Siz bunu savunuyorsunuz…

Kuzey: Evet, kesinlikle hatta şunu da iddia ediyoruz; bu cisimler antik çağlardan beri ilk insanın dünyada varoluşuyla beraber bizimle aynı atmosferi aynı yeri paylaşıyorlar.

Peki, ben bir uzaylıyı nasıl hayal etmeliyim? Sonuçta onları görebilen insanlardan değilim : )

Kuzey: Çok çeşitli sistemlerden geliniyor; insanımsılar da var, girler dediğimiz insanların çok karşılaştığı ve kaçırılma olaylarında sıkça başrol alan varlıklarda var, sürüngenimsi reptoidler adını verdiğimiz varlıklarda söz konusu. Daha bir sürü var ama özellikle birini bilmek istersen en yaygınları olarak söyleyeyim; griler koca kafalı gri ve mavimsi tene sahip, ince yapılı, siyah gözlü, hiç göz akı bulunmayan 4 parmaklı 150 – 160 boylarında varlıklar.

ufo3

UFO müzeleri var, oradaki taklitler hayal ürünü değil yani… Aynısını insanlara sunuyorlar öyle mi?

Kuzey: Hayır, hayal ürünü değiller. Gözlemlere dayalı yapılmış taklitler ya da canlandırmalar diyebiliriz bunlara.

2012’de Marduk gezegeninin dünyaya yaklaşmasıyla birlikte uzaylıların da dünyamıza geleceği söylentileri var. Ne düşünüyorsun bu konuda? Gerçi sana göre hep geliyorlar ama…

Kuzey: Ben bu konunun çok abartıldığını düşünüyorum yani anlatıldığı gibi felaket senaryoları, UFO’ların inmesi ya da kıyametin kopuşu gibi olaylar tamamen gerçeklikten uzak şeyler. Çünkü bir zamanlar aynı şeyler 2000 yılı içinde çokça söylendi ve değişen hiç bir şey yok zaten 2012’i unutalım; dünyamızın gidişatına bakarsak zaten büyük yıkımların bizi beklediğini görebiliriz ama bu kıyamet kopacak uzaylılar gelip bizi Nuh’un gemisine alır gibi alıp yaşamımızı sağlayacaklar değil. UFO’lar zaten her zaman buradalar, gözlemlerde görüntülenen cisimler de, varlıklar da olacak elbet hem de artarak çünkü en başta insanlar bilinçlendi; kamera, fotoğraf makinesi taşıyorlar. Sıkça böyle şeyler görüp duyacağız.

Peki, onlar da bizi mi araştırıyor sence? Belki de hazırlık yapıyorlardır dünyayı ele geçirmek için. Ne dersin?

Kuzey: Evet, araştırıyorlar ama dünyayı ele geçirmek için değil bunu yapacak olsalar zaten ilk mağara dönemlerinde yaparlardı, hâlen bile bunlara güçleri var ama asıl araştırma konuları bu değil.

Ne peki?

Kuzey: Yıllardır süren ama hâlâ bitmeyen bir çalışmam söz konusu. Bu organlar üzerinde yapılan bir çalışma değil sadece bu teknoloji yüzünden duygularını kaybetmiş artık üremeleri bile durmuş bir kaç uygarlığın DNA’sındaki duygu kodlarını deşifre etme çabaları. Tabi bunlar içinde meler ırklar yaratma çabaları da söz konusu. Küçük bir detay verecek olursam bu iddiamı kanıtlayan Griler dediğimiz bu varlıklar…

Seninle ilk konuştuğumuzda paranormal ötesi olayları araştırdığını da söylemiştin. Peki, paranormal ötesi olaylar nelerdir? Buna örnek verebilir misin? Bilmeyenler vardır mutlaka.

Kuzey: Paranormal olaylar adından da anlaşıldığı gibi normal ötesi olaylardır, alışılmadık sıra dışı bilinmeyen ve açıklanması zor olan. Evet, birçok araştırma yaptım ekibimle ve bireysel olarak bunlar içersinde; dünyayı henüz terk etmemiş ruhlar, yeniden doğuş vakaları, psişik yetenekli insanlar, lanetli olduğu söylenen eşyalar, vampirler, garip ve bilinmeyen yaratıklar ve benzeri birçok konuyu sayabiliriz. Bunları çoğaltmak mümkün.

Vampir dedin… Vampirler var mı gerçekten?

Kuzey: Eğer çok eskiye gitmezsek Macar kralı Vlad Tepeş’e kadar filmlere konu olan tarzda bir lanetli ölümsüz vampir formatı yok. Şuan bulunan tüm kanıtlar vampirliğin bir kan hastalığından kaynaklandığını gösteriyor, kandaki demir oranının düşmesi sürekli bir elektrik kaçağı gibi düşünün, kişide kansızlık, renkte solma, deride çekilme, gözaltlarında morarma, göz bebeklerinde küçülmeler neden olmakta ve bu da vampir formatının doğuşu oluyor.

Ve sonrasında kan için normal insanlara saldırıyorlar öyle mi? : )

Kuzey: Hayır, şu ana kadar kan içen sayılı kişi mevcut tarihte: “Vlad Tepeş” ve “Kanlı Kontes” bunlardan en önemlileri. Biri, kaybettiği eşinin arkasından bir yemin üzerine Türklerin kanını içmek adına yapılan yemin sonrası yaşanıyor. Diğeri de orta yaşlı bir bayanın genç sevgilisini bir takım sebeplerden kaybetmesi, ayrılması sonrasında; o genç ben yaşlıyım diye psikolojik girdiği bir bunalım sonrası yaşadıkları üzerine oluyor.

Anladım yani filmlerden farklı 🙂

Kuzey: Evet.

Psikolojik nedenlerden ötürü kan içen kişilerden bahsediyorsun.

Kuzey: Ama tabi hayat sapık psikopat ve cani kimselerle de dolu. Bunu sırf zevk ve satanist ayinler gibi ritüeler şeklinde yaşayanlarda var.

Hayalet denilince aklıma filmlerden edindiğim şu bilgi gelir: kişi ölür ama ruhu dünyada gezinmeye devam eder ve görünmez bir hayalet olarak aramızda gezinir… Senin bu konudaki yorumun nedir? Ruhunu henüz terk etmemiş olanlar, dünyada bırakanlar derken bunu mu kastettin?

Kuzey: Evet, bir bakıma öyle. Şöyle özetleyeyim; aslında burada kalan o kişinin ruhu değildir onun dünya üzerinde yaşadığı çevre ve nesneye yüklenmiş enerjisi ve yoğunlaşmış siluetidir. Yani çoğu varlık aslında orada değildir, görüntülenen varlıklar salt enerjinin yansımasıdır tıpkı değerli bir özel eşyanın içine sinmiş negatif enerji gibi. Kişinin ölümünden sonra o eşyayı kullanan kişi onun anılarını, onla ilgili bazı görünümleri acıları sıkıntıları yaşar, hisseder. Bu herhangi boyutta bir nesne ya da bir mekân olabilir ama tabi Kuran’da da bahsedildiği gibi ruh hakkında size çok az şey verilmiştir, daha ötesi bilinmektedir. Henüz bizimde açıklayamadığımız çokça şey var;  hayaletler ve kötü ruhlar üzerine.

Yani şu anda varlığına kesin olarak inandığın şeyler; UFO’lar ve uzaylılar mı?

Kuzey: Aslında ben her tür olaya inanırım imkânsızım yoktur. Tabi net bir şey şu şartlarda söylenemez çünkü UFO’lar dışında ki bahsettiğimiz şeyler ruhani ve enerjisel varlıklarsa çok ama çok zor oluyor.

Evet, günümüzde en çok konuşulan UFO’lar… Vampirler ya da hayaletler değil.

Kuzey: Kesinlikle çünkü hayalet ve diğer vampirler gibi olgulara çokça masal katılabiliyor. Tam net bir inceleme olanağı bulamıyorsunuz, laboratuara sokup inceleme şansınız olmuyor ancak ufoloji başlı başına bir bilim halini almakta çünkü materyaller, ele geçen DDV’ler, onların bizlere gösterdiği izler,  teknik araçlar, verdikleri yazılı sözlü bilgiler, hikâyeler, test sonuçları var.

Sıra dışı güçleri olan insanlar nasıl oluyor? Var mı böyle bir tanıdığın ya da bununla ilgili yaşadığın bir olay? Yoksa sende onlardan biri misin? : )

Kuzey: : ))) Birçok defa psişik bazı şeyler yaptım yaşadım ama çoğu istem dışı oldu. Bir keresinde masada duran bir mendil paketini farkında olmadan masamdan yarım metre öteye kadar fırlatabildim. Bazen telepatik bağ çokça kuruyorum, karşımdaki ile sağlam bir bağım varsa çoğu olayı önceden görüyorum ki bu yaşadıklarımın hepsinin mutlaka bir tanığı, şahidi olmuştur. Bu arada bir not aktarmak istiyorum; ben üst bir varlığım demiyorum bu güçler hepimizde mevcut. Sadece odaklanıp bu gücü kullanmayı bilmeliyiz, öğrenmek araştırmak bu yüzden şart.

Ama birebir bir takım şeyleri yaşaman senin için avantaj olmalı. İnsan inanmadığı şeyin üzerinde çokta durmaz. Sürekli UFO görmen bile senin farklı biri olduğunu gösterir ya da dediğin gibi sen gücünü çok iyi kullanıyorsun ya da özel birisin 🙂 Bilemiyorum.

Kuzey: 🙂 Bilemiyorum :))) yorum yok… Ama özel biri olduğumu düşündüğün içinde ayrıca teşekkür ederim : )) Ben sadece benim gibi olanların bir temsilcisiyim diyebilirim. Tabi bu konuştuklarımız içinde açıklamadığım açıklayamayacağım çokça şey var, üstü kapalı geçiyorum.

Peki, bu işi kendine meslek edinmiş biri olarak en büyük hayalin ne? UFO’ların dünyayı basması ve birlikte yaşamamız falan mı? Yoksa inmelerine gerek yok tüm insanlık bize inansın yeterli mi dersin?

Kuzey: Hayır, asıl amacımız evrende yalnız olmadığımızı, bu konunun sadece 1947 ve 2000 sonrası uydurulmuş bir hikâyeden öte her zaman var olan bir olgu olduğunu ve birçok insanın farklı ülke ve kültürlerde bu tarz deneyimle yaşadıklarını ve bazı çıkar çevrelerinin kendileri için dünya insanlığını uyutmaya çalıştıklarını kanıtlamaya çalışıyoruz. Eğer şöyle bir şey sorarsan: “ne kazandıracak bize bu açıklama ve kanıtlar” dersen; kısaca öncelikle biz evrendeki zeki ve üstün tek canlı olmadığımızı öğreneceğiz. Bu ego ve bencilliği değiştirecek ardından birleşik bir insanlık realitesi kurulacaktır umarım sonrasında birleşik bir evren modeli ve galaksimiz için daha büyük ve gelişmiş iş birliği demek olabilir. Alınacak teknolojik bilgiler iyi şekilde kullanılırsa hastalıkların azalacağı yaşam süremizin artacağı bir dünya düşünebiliriz tabi her şey tozpembede olamayacaktır ama bunun içinde denemekten vazgeçmemeliyiz.

Bu büyük bir hayal. Günümüzde yaşadıklarımızı düşünürsek gelecekle ilgili hep kötü senaryolar kurmaya başladık bile.

Kuzey: Evet, ama umut etmeden yaşanamaz. Dünün olmazları bugünün vazgeçilmezleri. O yüzden imkânsız yoktur istendikçe.

Peki, çok teşekkür ediyorum benim meraklı sorularımı yanıtladığın için. Belki bazı sorular sana komik gelmiştir belki bazılarında sana inanmadığımı düşünmüş bile olabilirsin. Ama gerçek şu ki anlattıkların gerçekten de gizemli konular. Sağol bizimle bunları paylaştığın için.

Kuzey: Asıl ben teşekkür ederim 🙂 Bilgi, sevgi paylaşılmak içindir. Eğer bir şeyler verebildimse sana ve okuyanlara ne mutlu bana : ) Ama bana inandığına eminim : )

Yaşamadım ve yaşamadığım şeylere genelde tarafsız bakarım ben. Ama sana inanmayı tercih ederim : ) Araştırmalarınızda da başarılar dilerim.

Kuzey: Teşekkürler…

Simla Taş