“ben dönerim
gökler döner
benzimde güller açar“*

Mevlânâ Celaleddin-i Rumi ‘nin 17 Aralık 1273’ de Konya’ da vefatıyla başlayan sonra Işığını anmak ve anlamını kavrayış için yapılan tüm ritüeller Şeb-i Arûs (Leyletü’l-Arûs) Düğün Gecesidir.

Şeb-i Arus fizik aleminden göçen, Hakikat Aleminde doğan Yaradan’a kavuşan Yüce Ruhun, Hz. Muhammed’e “Habibim” diye seslenen O’ na(Hu), En Yüce Sevgiliye Kavuşma Düğün Gecesidir. Kitabül Kerim’de buyrulduğu “Aslına dönmek” tir.

Semâ asla sadece dönmek olarak görülmez ancak aslına- özüne dönmek, bedendeki kan dolaşımından, gezegenlerden protonlara kadar evrendeki her varlığın, alemin dönüşü, en yüce aşkla ‘dönme devri alemini “Semâ” yı sembolize eder.

Semâ’ nın sözlük anlamı işitmektir.

Mevlevilikte Sultan Veled dönemi itibariyle belirli bir disipline bağlanarak Nâ’t-ı Şerîf eklenerek öğretilmeye başlanmıştır.

Bununla beraber Semâ Yaradan’a kavuşma, aşkınlık hali olduğundan,

Hz. Mevlana’ dan önce de bilinmektedir. Yıldız sistemlerinin Kadim Bilgisine sahip MU’dan, Şaman topluluklara kadar dönüş trans vardır.

Hz. Mevlana’ da Semâ Mevlevilik yolunun sembol zikri haline gelmiştir.

Semazenin başındaki sikkesi mezar taşı, tennuresi kefeni, hırkası mezarıdır. Sağ eliyle maddi alemden alan, sol eliyle varlık alemine veren, aleme aklıyla katılan “La“ düzeni semâ eden Semazendir.

Dervişlik edebi, Mevlevi olmadan Semazen olunmayacağının edebidir. Semâ’ nın Vecd’ i Dervişlik halinin en güzel hallerindendir. Edep, nefsi nefis etmenin terbiyesini, arınmanın sefasını gösterir, insanın Yüceler Yücesi’ nin ışığı olduğunu kavramaya götürür.

Semâ her Tasavvuf yolunda, Tekke terbiyesinde bu kavrayışla anlatılır, icra edilir. Her anlamda Çivili tahtadan geçmeden Semâ icra edilemez!

Mevlevilikte Semâ Ritüeli, Dört Selamlı Yedi Bölüm,

Hz. Muhammed (A.S.S) için “Na’t-ı Şerîf” ile başlar,

Kudüm sesi ile “KUN” OL! emri duyulur.

Çünkü sadece Yaradan’da OL vardır. Emrin ardından İnsan-ı Kâmil sembolü “Mevlânâ’ nın Hediyesi Feryâd Figan Aşk–ı Ney taksimi geçer. Semazenler Neyden sonra, Sultan Veled Devri dördüncü bölümde daire yürüyüşüyle üç selam verirler, siyah hırka çıkar, “Bir” i temsilen Şeyh’ in eli öpülerek izin alınır, Semâ başlar. Kitabül Kerim’ den (Bakara Suresi) tilavetle ve en son Fatiha Suresiyle Ritüel tamamlanır.

Mevlevilikte, Semâ Ritüelinde Post, Hz. Mevlânâ’ nın Makamı Postnişin’ nin yeridir. Kızıl Post İlk Semâ eden Hz. İbrahim’ in,

Oğlu İsmail yerine kurban ettiği sonra, üzerinde secde ettiğinden beri Manevi Makam sayılan posttur. Tasavvuf kaynaklarında Kızıl aynı zamanda Hz. Mevlana’ yı Alimlikten Aleme yolunu aydınlatan,

Tebriz’in Güneşi Şems-i Tebrizi’ nin rengidir.

Kızıl, Horasan’ nın Ehli Beyt’ in rengidir.

Hz. Mevlânâ ‘nın katıldığı törenlerde Meram Bağlarında Kadın Semazenler Kızıl kırmızı güllerle Semâ icra ederlerdi. Gül Hz. Muhammed’ tir.

Manevi Halinde Vecd’ in En yüksek Hallerini yaşayan önce Mürşidliğini, sonra Yoldaşlığını zahirde kellesiyle ödediği söylenen,

Şems-i Tebrizi Hz. Mevlana’ nın ilmin, ilahi aşkın, ateşin yanmak için değil yakmak için olduğu halidir. Şems-i Tebrizi Hacı Bektaşi Veli Dergahından geçmiş bir derviştir. Tasavvuf Sembolizminde Muhammedi Hz. Mevlana’ yı Muhammedi Ali eden Celali Cemali Aşk Şems-i Tebrizi dir.

Evliyaullah’ ta gönüller birbirini işitir, Dergahını Ley hatlarında, Kırşehir, Göreme, Konya üçgeninde, Konya’ ya açan Hz. Mevlana’ ya elbet aslan ile ceylanı Ehli eden Pir, Şems-i gönderecektir.

İlahi aşk her yerde aşktır. Yaradan katında her kulun

Hakk ile Hakk oluşu gizlidir.

Cemde Canların Semahı, Semazenin Semâsı,

Dervişin bendirle döne döne Zikri Ateş-i Aşk Ehlinin Halinden değil midir?

Gönlünüzün Semâsı, Birliğin Semahı Aşk Olsun.

Desturla Edeple…

*Alıntı: Asaf Halet Çelebi