Benim sevgim herkese yeter,
Sana da ey güzel gözleriyle bu kelimelere bakan ruh,
Biliyorum en büyük isteğindi hep bu,
Sonsuz sınırsız şartsız koşulsuz sevilmek,
Ama inanması zor geliyor değil mi bunun gerçek olduğunu bilmek,

Gel hadi yaklaş yanıma, hissetmek istiyorum beni sende
O kadar uzak durdun ki benden hep,
Düşündün kendini yalnız, kimsesiz, tek.
Ben ise seyrediyordum kucağımda oturan o güzel gözleri,
Ağlamaktan kızarmış yüzünü, seni koruduğuna inandığın yüzüne kapanmış elleri…
Dinliyordum ruhunun müziğini,
Kendine ‘ben sevilmeye layık değilim’ diye şarkı söylerken.
Şarkın o kadar masumdu ki eşlik etmek geldi içimden
Ve sana tempo tuttum ellerimle, sen o ellerimi hayatında deneyimlerken.
Şarkının sözlerini yaşamına geçiriyorduk seninle birlikte elele
Ve sözler gerçeğe döndükçe sen bana kızmaya başladın gitgide.
Halbuki ben senin masum ruhunun şarkısına eşlik ediyordum elimden geldiğince…
Kendini daha da kapattın bana ve söylemeye başladın farklı sözlerle başka şarkıları;
“Ben değersizim”, “ben kötüyüm”, “ben başarısızım” diye çeşitlendi ruhunun tınıları
Sonra kendinin layık olmadığını düşünmeye başladın bana
Ve söylemeye başladın ilahiler senin sevmem adına…
Ben şaşkınla izliyordum kucağımda sevgimin içinde oturan bu masum bedeni.
Şaşkınlığım kısa sürdü, sevmeye başladım seni doya doya,
Sevdikçe seni ağlamaya başladın saldın gözyaşlarını boynuma,
Tövbe ettin, “bir daha yapmayacağım” dedin, affedilmek için dua ettin boyuna;
O kadar tatlıydın ki ey küçüğüm, eşlik etmeden duramadım dualarına…
Sonra anladım senin aslında kendini benden ne kadar uzak hissettiğini;
Kendini dışlanmış sanıp küsüp gittiğini,
Bükülen boynun gizleyemiyordu o sevgiye aç bakışlarını,
Ah sevgili küçüğüm sen benim kucağımdan hiç inmedinki bunu anlamadın mı?

Yalnızlık diye birşey yok bu evrende neden korkuyorsun?
Kucağımdan inmek istesen bile seni bırakmayacağımı bilmiyor musun?
Koşup oynadığında bile bastığın topraklar benim bedenim,
Gitttiğin heryer zaten benim kucağım bunu hissetmiyor musun?
Dünyada yalnız kalacağım diye endişe edip, kendini üzüyorsun;
O muhteşem varlığını griliklere esir ediyorsun;
Halbuki bütün renklerin varlığı tam önünde duruyor;
Seni ne kadar sevdiğimi görmüyor musun?

Hadi artık inat etme aç gözlerini, tekrar sarıl bana;
Hissedelim birlikte ruhu, dokunalım sonsuz OLana;
Seni hiçbir zaman yalnız bırakmayacağım bunu lütfen anla;
Dünyada da gelip sarılacağım sana, geleceğim hep yanına;
Sil gözyaşlarını artık sevgili küçüğüm,
Duyuyorsun sesimi her istediğinde biliyorum,
Ama artık hissedeceksin sana olan sevgimi de her ANında…

Seni Seviyorum,
Sevgim her an seninle,
Tanrın

Hasan 'Sonsuz' Çeliktaş

18 Kasım 1976'da Mersin'de doğdu. Toros Koleji'ni bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü'ne girdi. Fakültesini çok sevdiğinden mezuniyeti sonrasında oradan ayrılamadı ve asistan kadrosunda eğitim hayatına devam etti. 2005'te ise İzmir'e yerleşti. 2001 yılında "Sonsuzlukotesi" mail grubunu kurmasıyla başlayan yazarlık hayatı, önce 2002'de sonsuzlukotesi.com'u, daha sonra da 2004'de derKi.com'u kurmasıyla devam etti. Bir yandan da Cosmopolitan, Esquire, Yeni Aktüel, Zodiac, Akşam Brunch gibi dergilerde ve Akşam Gazetesi'nde serbest yazar olarak yazıları yayınlandı. 2011'de ise Anadolu topraklarından doğup Amazon.com'da yayınlanan ilk Türk Spiritüel dergisi "The Wise"ı oluşturdu. Halen yazmaya devam ediyor. Duru Sonsuz ile Özün Dünya'nın babası sıfatıyla onlara rehberlik yapmaya çalışıyor...