based on a true story

Üniformam üzerimde muhteşem durmuştu, o hep hayalini kurduğum üniforma,
Çizmelerim öyle parlaktı ki sarı saçlarımı görebiliyordum eğilip baktığımda,
Kalbim gururla çarpıyordu aynada kendime karşı durduğumda,
Artık Führer’imin emrinde bir vatan kahramanıydım ailemin aklında.

Heyecandan yerimde duramıyordum arkadaşlarımla görev yerimiz açıklandığında,
Hizmet edecektik tüm varlığımızla vatanımız Almanya’ya,
Detlef, Günter, Elcke, Matias ve ben “ailemin gururu ben” Stefan gidecektik hızla oraya,
Führer’mizin ordusuyla yürüyecektik yüce fetihlere Fransa’ya, Polonya’ya ve hatta uzak Moskova’ya…

 *********************************

Hava buz gibiydi yine ve titriyordum barınağımızda diğer kardeşlerimle dipdibe,
Diğerlerinden şanslı sayılırdık biz, en azından ne karışmıştık havadaki küllere,
Ne kalıyorduk diğerleri gibi üstüste yüzlerce,
Ama günler geçtikçe bir bir, bu şans mıydı yoksa bir ceza mı getiremiyordum dillere…

Hayata iyi başlamıştım ben, vatanım Polonya’ydı benim,
Zengin bir yahudi ailesinin tek oğluydum üç kızkardeşe sahip,
Zamanla büyüdük ve büyüdükçe de şükretmeyi öğrendik halimize,
Birgün öldü babam ve ben geldim aile reisliğine…

******************************************

Tren götürüyordu bizleri yeni görev yerlerimize doğru,
Heyecanlıydık ama biraz da şaşkın açıkcası,
Biz istiyorduk yer almak Führer’in fetheden ordularında,
Fakat tren indirecekti bizi bir kampta Krakow yakınında

*********************************

Evlenmiştim dünyalar güzeli eşim Clara’yla bir Temmuz sabahında,
Tanıştım kendisiyle bir iş gezim sırasında Almanya’da,
Ailesi pek sevmemişti beni, razı olmamışlardı gitsin kızları bir Yahudi adama,
Clara dinlememişti onları ve gelmişti benimle Polonya’ya

Üç muhteşem çocuk verdi bana dünyalar güzeli Clara,
İkisi erkek birisi kızdı yavrularımın, Alman dedesi bile gelmişti geçmişi unutup onlara sarılmaya,
Güneş yansıtırdı altın ışıklarını onların saçlarından, kıyamazdınız dokunmaya
Yaşam gülümsüyordu geniş geniş hayatımıza, asmaya başlamışken yüzünü Avrupa’ya

************************************************************************

Hava çok soğuktu, gökyüzü çok soğuktu, tüfeğim eldivenlerime rağmen çok soğuktu,
Günlerce gecelerce nöbet bekliyordum kulelerde, kulübelerin içinde ya da devriye geziyordum arazide,
Trenler gelip gelip duruyordu içlerinde bir sürü insan,
Napıyorlardı bu kadar insanı anlamamıştım ilk baştan

*********************************

Savaş sallamaya başlamıştı Avrupa’yı ve bize gülümseyen hayatı,
Güveniyordum açıkcası koruyacağıma ailemin hayatını,
Param çoktu, ortaklarım Alman’dı, karım Alman’dı; hayatım yahudi Almandı
Ama bu bana en fazla daha özel bir baraka sağlayacaktı

Clara’nın babası geldi aldı karımı ve çocuklarımı,
Direnmek istedi Clara kalmak istiyordu benim yanımda ne olursa olsun,
İkna edene kadar zorlandım ve söz verdim geleceğime yanına,
Son kez öptüm onu ve çocuklarımı peronda, başlarken yeni hayatıma

************************************************************************

Ben Führer’in şanlı ordusunun yorulmaz bir askeriyim,
Büyük Alman ulusunun sarsılmaz gururuyum,
Bana verilen her görevi sonuna kadar gerçekleştireceğim bu uğurda,
Diye düşünüyordum yollarken kurşunu bana bakan iki zavallı gözün arasına

*********************************

Param, ilişkilerim, şöhretim korumuştu beni süre dünyamda,
Korumuştu bir süre yiyene kadar dipçiği sağrıma,
Gözlerimi açtığımda bir trende bulmuştum kendimi,
Fısıltılar diyordu ki gidiyorduk Ausschwitz adında bir toplama kampına

************************************************************************

Ben ailemin şerefli oğluyum gurur duyuyorlar biliyorum benimle,
Resimlerim süslüyor evimizi, anıyorlar beni saygıyla,
Sevgili oğlumuza… başlıklı mektuplar geliyor her ay kampımıza,
Okuyordum bu mektupları geldikçe ölü yığınlarının uzağında

*********************************

Şans yine gülmüştü bana tanıyordum kamptan üst düzey bir subayı,
Tanımıştı beni o da bağırırken bizlere bozmayalım diye sırayı,
Beni ayırdılar diğerlerinden götürdüler kampın başka yerine,
Diğerleri gibi aramamışlardı beni pek, bakmamışlardı altın sakladım mı diye içime

************************************************************************

Evet istiyordum bir panzerin içinde uzanmak Avrupa’ya,
“Heil Hitler” diye bağırıp çağırmak diğer ulusları saygıya,
Şu anda hayallerimin çok çok uzaklarında olsamda,
Titriyordu namlumun ucundan bana bakarak o aşağı Avrupa

*********************************

Param işe yaramıştı gene, biraz daha iyi davranılıyordu parası olan bize,
Subay iyilikler ediyordu bana aldıkça bir sürü altın marka,
Kesmek olmazdı altın yumurtlayan kazı, kaz yumurtlayıp durdukça,
Derken subay uğradı komutanın hışmına bir başka nedenden yollandı uzaklara

************************************************************************

Bir Cuma sabahı gezerken kampta gözlerim dikildi ona,
Zayıflamıştı diğerleri gibi ama bu zayıflık gizleyemiyordu ruhundaki güçlü benini,
Yanına gittim “bak dedim bana” ırkımının gücünden kaynaklanan üstün ruhla,
Gözlerimiz birleştiğinde birşeyler çok farklı ve tanıdık gelmişti bana

*********************************

Sarışın Alman askerine rastlayana dek acılarım artıyordu günden güne,
Dayanamaz olmuştum bu kampa, bu esirlere, bu ölülere, bu küllere,
Yaşam çalışmak olmuştu her zaman benim için,
Çalışmak mıydı acaba ölülerin küllerini tarlalara serpmek, eşlik etmek ölüme

************************************************************************

Zavallı bir küstahtı karşımdaki aşağılık benlik,
Teklif ediyordu bana para, vermek istiyordu bir sigaraya bir beşlik,
Ben ailemin övünülecek oğlu yapabilir miydim bunu acaba,
Sanırım birşeyler değişmişti içimde, gitmiştim sigara bulmaya

Önceleri aklıma gelmişti öldürüp tüm parasına konmak bu herifin,
Sonra konuşmalar geldi aklıma hakkında zengün yahudilerin,
Öldürmek olmaz süründüreceksin bu altın kazları demişti Matias bana,
Ne kopartırsam kar demiştim, ama içinde başka birşeyler de vardı anlatamıyordum aklıma

*********************************

Sigaranın dumanı doldukça ciğerlerimin içine azalıyordu sanki acılarımın sancısı,
Ama bir süre sonra tütün bile yetmez oldu bana, aramaya başladı daha etkili bir ilaç ruhumun sanrısı
Birisi söyledi bana vardı bir kurtarıcı sanırım eroin diyorlardı adına,
Ruhumun tek isteği vardı artık, unutmuştu acıdan gitmişti çocuklarım ve Clara

************************************************************************

Ben üstün Alman ırkının karşı konulmaz şanlı bir evladıyım,
Vücudumda gamalı hacımı gururla taşırım,
Bu üniforma açıyordu tüm kapıları önümde birer birer,
Giriyordu artık kampın içine eroin cebimde ikişer üçer

*********************************

Benim için artık ne kamp vardı, ne gaz odaları, ne ölüler, ne küller,
Çekiyordum içime eroini kurtarıyordu beni bunlardan teker teker,
Günler daha dayanılır olmuştu benim için artık,
Feda olsundu bu mutluluğa ağzımdaki altın dişler

************************************************************************

Bu adamda farklı olan neydi bir türlü anlayamıyordum,
Aklıma geliyordu bazen bir düşünce ama itiyordum hemen çünkü o gerçekten rezilce
“O sensin, sen de o” diye fısıldamıştı anlamadığım bir güç sessizce,
Bunlar çok anlamsızdı benim için geliyordu bana delice

*********************************

Bir süre sonra bitmişti ağzımdaki altın dişler ama gelmiyordu eroinin sonu,
Asker getirmeye devam ediyordu ilacımı veremesem bile para anlamamıştım bunu,
Bu asker diğerlerinden çok farklıydı, bakışları çok yakındı sanki tanıyordum onu,
Ama zaman ve kampın acıları bu düşüncelerimi kısa tutuyordu, hemen geliyordu sonu

************************************************************************

Polonya’da bahardı, güneş gösteriyordu yüzünü kül bulutlarının arasından fırsat buldukça,
Trenler gelip gidiyordu Ausschwitz’e durmadan usanmadan,
Avrupa’yı çok gezdim ama bilmezdim bu kadar çok insan olduğunu bu kıtada,
Bir kıta kadar insan geçti gözlerimin önünden, bir kıta kadar insan yatıyordu tarlalarda

*********************************

Bu gece evet bu gece kaçacaktık bu dünyanın sonundaki cehennem kampından,
Plansız programsızdık ama düşüncesi bile ateşlendirmişti bizi, akıyordu özgürlük damarlarımdan,
Artık düşünmüyordum ölmüşüm yaşamışım varmışım yokmuşum gitmişim bu dünyadan,
Son kez derince çektim ilacımı içime, kırlarda koşuyordu ruhum durmadan

************************************************************************

Önümde yatıyordu kanlar içinde o beni sarsan adam,
Kaçmaya çalışmıştı aptalca, bilmiyordu mu kaçış yoktu buradan,
Halen yaşıyordu, kanlar akıyordu nefes aldıkça ağzından burnundan,
Gözleri sanki olanların farkında değil gibiydi, kopmuştu buradaki dünyadan

İyileşemezdi biliyordum, sonu gelmişti acıyordum ama ölemiyordu bir türlü görüyordum,
Çektim silahımı dindirmek için acısını onun sonsuza,
Durdurmaya çalıştı beni bir subay, o halde yansın vurma bu bir emirdir dedi;
Verirken bana o bu emiri, beynim bağırdı bana hemen “çek tetiği fazla geç olmadan”
Asıldım tüm gücümle tetiğe namlumun ucunda bir çift acılı ama gururlu göz görüyordum

*********************************

Koşuyordum artık kırlarda özgürce doya doya,
Yüzlerce binlerce kardeşim de vardı benimle o kırda başladık neşeyle haykırmaya,
Kafamı çevirip göklerden aşağı baktığımda gördüm aşağıdaki bedenimi,
Sarışın asker gözlerinde yaşlarla gömdü beni tarlaya,
Biliyordum artık o sevgili asker aslında kimdi…

************************************************************************

Savaş bitmişti ve ben dönmüştüm artık yenilmiş vatanıma,
Bir otel odasında oturuyordum bitkin ve kimsesiz, başlayamıyordum bir türlü ağlamaya,
Her tren sesi zıplatıyordu beni yerimden, geçiyordu önümde ölüler bana bakarak sıraya,
Bu gece artık bitecekti bu işkence başladım ağlamaya

Ben şanlı Alman ulusunun ailesinin gurur kaynağı bir askeriydim,
Yüce Führer’in emrinde onun yılmaz bir neferiydim,
Tutmuştum bu otel odasını kamptaki yahudi adamdam kazandığım parayla,
Dünyadaki son mekanım olacaktı artık bu oda, kazanmıştım onu insan kanıyla

*********************************

Sandalyenin üzerine çıkarken onu sevgiyle bekliyordum,
Az sonra BİR olacaktık birbirimizle her zaman ki gibi, biliyordum
Sonra sallanmaya başladı bedeni kalın bir ipin ucunda,
Artık BİRliğimize dönmüştük OLAN gibi sarılıyorduk kendimize çılgınca

************************************************************************

Çok değil bir yarım yüzyıl sonra geldik ikimiz birden tek bir bedende,
Ayırmıştık kendimizi deneyimlemek için o dönemi “Eşruh”tuk ama iki farklı bedende,
Yıllar sonra öğrenmişti dünyadaki bedenimiz “nedir Eşruh” diye,
Eşruhluğu romantik bir olay sananlara örnek olsun bizim hikaye.

*************************************************

Hatırladım ben geçmişimde eşruh olarak bedenlediğim iki hayatı bir gece,
Yahudi adam da bendim, asker Stefan da şaşkın kalmıştım saatlerce,
Evren işte böyle bir oyun alanı, şaşırtmayı seviyor eninde sonunda eğlence,
Yahudi ve Stefan’dan sonra “eşruhlarını” aradıkları prens veya prenses sananlara gülümseyerek bakarım sessizce

Hasan 'Sonsuz' Çeliktaş

18 Kasım 1976'da Mersin'de doğdu. Toros Koleji'ni bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü'ne girdi. Fakültesini çok sevdiğinden mezuniyeti sonrasında oradan ayrılamadı ve asistan kadrosunda eğitim hayatına devam etti. 2005'te ise İzmir'e yerleşti. 2001 yılında "Sonsuzlukotesi" mail grubunu kurmasıyla başlayan yazarlık hayatı, önce 2002'de sonsuzlukotesi.com'u, daha sonra da 2004'de derKi.com'u kurmasıyla devam etti. Bir yandan da Cosmopolitan, Esquire, Yeni Aktüel, Zodiac, Akşam Brunch gibi dergilerde ve Akşam Gazetesi'nde serbest yazar olarak yazıları yayınlandı. 2011'de ise Anadolu topraklarından doğup Amazon.com'da yayınlanan ilk Türk Spiritüel dergisi "The Wise"ı oluşturdu. Halen yazmaya devam ediyor. Duru Sonsuz ile Özün Dünya'nın babası sıfatıyla onlara rehberlik yapmaya çalışıyor...