“Ölümlülerin görüş alanından kaybolunca, yukarılarda göğün derinliklerinde, uçan garip taşıtlardan binlercesi gözüne çarptı.

Tanrılar, Kripacarya ve Arcuna arasındaki kavgaya katılmak için kendi uçan taşıtları ile geldiler. Bizzat İndra, Göklerin Hükümdarı, içinde 33 tanrısal varlığı alabildiği kendi uçan nesnesi ile geldi…”
.
.
Yaklaşık 7.000 yıl önce yazıya geçirildiği söylenen kadim hint metinlerinden olan Ramayana Destanında geçen cümleler bunlar. Sanki bilim kurgu senaryosu gibi değil mi?

Destandaki anlatımlardan, savaş sırasında nükleer ve radyoaktif silahların kullanıldığı anlaşılıyor.
Anlatımların pek çok yerinde günümüzde UFO dediğimiz, onların ‘uçan taşlar (ya da nesneler)’ dediği araçların da bu savaşta kullanıldığından bahsediliyor. 7000 yıl öncesinin destanından bahsediyoruz. 😆 Nasıl olur? diye sorası geliyor insanın.

Bitmedi. Kadim metinlerde geçen nükleer savaş mitini destekler nitelikte gelişmeler de yaşanıyor. Hindistan’ın Rişi bölgesinde kazı yapan arkeologlar, caddelerde yatan iskeletler buldular. İncelemelerde, toplu şekilde ve aniden öldükleri anlaşılmış. Bu iskeletlerde saptanan radyoaktivite Hiroşima ve Nagazaki felaketlerinde olduğu kadar yüksek çıkmış. (Daha pek çok buluntular var. Detayları kitapta mevcut. )

Binlerce yıllık bu destana ek olarak, Platon da kadim zamanlarda Tanrılar arasında yaşanmış benzer bir savaştan bahseder. Bu savaş sonucunda sulara gömülen Atlantis’in hikayesini anlatır.

Ayrıca, Sümer mitolojisine baktığınız zaman da Tanrıların uçan nesnelerle?!? yeryüzüne geldiğinden bahsedilir.

Mısır mitolojisinde, Tanrıların uçan nesnelerinden bahsedilmekle kalmaz, aynı zamanda bölgedeki pek çok tapınakta hiyeroglifler aracılığıyla sembolik olarak resmedilir.

Kısaca farklı dönemlerde farklı kadim kültürlerde anlatılan benzer bir hikaye mevcuttur. Bu örnekleri sıralamaya devam edebilirim. 🙂 Ama konuyu merak edenler görseldeki kitabı okusun çok daha iyi. 😊

Halit Kakınç kitabında, metafizik yaklaşımlara çekimser kalarak ve sadece elle tutulabilir olan bilimsel, kanıtlanabilir bilgiler yoluyla Mu ve Atlantis uygarlıklarının izini sürüyor.

Bence az-öz-anlaşılır çok güzel bir çalışma olmuş. Daha önce bu konuda hiç okuma yapmamışlar rahatlıkla okuyabilir. Ben farklı bir yazarın bakış açısından, artık neredeyse ezberlediğim bilgileri tekrar etmiş oldum. 🙈😆 Yine de çok iyi geldi. ☺️ Defalarca okusam asla bıkmam dediğim konular ne de olsa.

Farklı yazarlar farklı ufuklar açar. Birinin kaçırdığı bir detaya diğeri açıklık getirir genellikle. Bu sebeple çok katmanlı-yazarlı okumaya devam.
Detaylara takılan dostlarıma daimi tavsiyemdir. Büyük sorular sormaya başladığınızda küçük meseleler artık merceğinize girmez oluyor. Algınızı genişletin. Sorularınız, merakınız evrensel gerçekleri kapsamaya başladığında hayatınız da başka bir boyut kazanacak… 💙

Kitaba geri dönelim: 😆🥰
Bilimsel veriden başka gerçek kabul etmeyen dostlarıma önereceğim ilk kitaplardan biri olacaktır. ‘Diğeri önerin ne olur?’ derseniz;
J. Douglas Kenyon- Yasak Tarih 👍🏼
Okuyun. Okutturun.