“Her zaman kendini dinle, etrafına bakmaya gerek yok. Zaten insanlara bakarken onların tam olarak ne olduğunu da göremezsin çünkü yüzleri onların gerçeği değildir; senin yüzünün senin gerçeğin olmadığı gibi. Dış görüntüleri içlerini yansıtmaz, senin dış görüntünün senin içini yansıtmadığı gibi” Ohso – Yakınlık

Hep aynı şey oluyor. Ne zaman kitaplığımın karşısına geçsem ve okumak için yeni bir kitap seçmeye niyet etsem, o an içinde bulunduğum döneme göre hatırlamam ve bilmem gereken herşeyi bana anlatan şahane kitaplara gidiyor elim. Aylar önce aldığım, okunacaklar rafında unutulmuş bu kitapla ellerim neden bu sabah buluşmuştu?
Tesadüf?
Tabiki değil:) Rezonans yasası yine iş başındaydı:)) Yukarıdaki alıntı yaptığım cümleyi okuyunca anladım.
Ne varsa sende var, sağa sola başkalarına bakınmayı bırak diyor Osho. Gördüğümüz şey sadece onların görüntüleri değil mi zaten…. Bu aralar bolca hatırlamam gereken cümleler… Etrafımda olan olayları bırakıp kendime dönmem gerektiğini ve bana sadece güzel enerji veren şeylere ve kişilere zaman ayırmam gerektiğini bir kez daha hatırlatan güzel kitap. Hoşgeldin 🙂 Seni keyifle okuyacağıma eminim ❤️❤️❤️ Kalple baktığımız, Öz’ü görmeye niyet ettiğimiz, yollarımızın Öz’ü görmeye niyet edenlerle kesiştiği, sevgi dolu, bol farkındalıklı bir cuma olsun. ❤️☺️

****

Herkes yakınlıktan korkuyor. Evet.Herkes.
Yakınlık nedir? Bir yabancının önünde kendini olduğu gibi açığa vurmaktır. Tüm maskelerini çıkarmak, duvarlarını yıkmak ve oinsanın karşısında savunmasız bir şekilde OLabilmektir. “Yakınlık seni bir yabancıyla yan yana getirir. Bütün savunmaları bırakman gerekir ancak o zaman mümkündür yakınlık. Ve korkuyorsun; eğer savunmaları, maskeleri bırakırsan kim bilir o yabancı sana ne yapacak? Bin bir türlü şey saklıyoruz; sadece başkalarından değil, kendimizden de. Çünkü her türlü baskı, çekingenlik ve tabuyla hasta düşmüş bir insanlık tarafından yetiştirildik. Korkuyorsun; o yabancıyla aranda biraz savunma, biraz mesafe tutmak sana kendini daha güvenli hissettiriyor. Ya senin zaaflarını, kırılganlığını, incinebilirliğini sana karşı kullanırsa?” diyor OSHO.

Yakınlık. İnsanın en temel ihtiyaçlarından biri. Karşındaki kişinin saydam ve içten olmasını istiyorsun, yaralarını açmasını, tümkırılganlığını ve maskelerini bırakmasını, çıplak kalmasını istiyorsun, sana yakın olmasını istiyorsun ama kendi savunmanı bırakmıyor duvarlarını yıkmıyorsun.
Kendini sevmeyen insanların oluşturduğu, özgüveni yıkık bir toplum sayesinde kendini sevilmeye layık olmadığına öyle inandırmışsınki, ne zaman biri sana saf sevgi enerjisiyle gelse büzüşüyor, kaçmak istiyorsun. Korkuyorsun. Çünkü sadece yüzeyde güzel olduğuna inanıyorsun. Maskelerini seviyorsun. Maskesiz, içeride çirkinsin. Ve bu insanla yakınlık kurarsan içeride sakladığın çirkin seni görmesinden vekim olduğunu anlamasından korkuyorsun.
Aklım almıyor hem bu kadar çok isteyip hem bu kadar nasıl korkabiliyoruz birilerine yakın olmaktan. Dostlar, aile ve ilişkilerdeki en büyük çelişki: kimse savunmayı bırakıp, içten ve saydam olmayı istemiyor ama herkes yakınlık istiyor.
Saydam olmadan yakınlık kuramazsın.Taktığın maskeler ve kırılganlığın ve korkuların toplumun dayatmaları, gizlediğin tüm yaralar da seni sen yapan şeyler. Çirkin diye birşey yok. Önce sen kendini olduğun gibi saydam bir şekilde kabul et ve sev ki, başkalarından gizleyecek birşeyin kalmasın.Ancak o zaman incinmekten korkmadan yakınlık kurabilir, derin dostluklar edinebilir, her anlamda doyurucu ilişkiler yaşayabilirsin.

****

“Mesele diğerinin bir sonraki an senin yanında olup olmaması değil. Asıl mesele; eğer şu anda yanındaysa onu sev. Sonraki anı düşünerek bu anı harcama, bu intihar olur. Gelecek üstüne tek fikrini bile harcama çünkü o konuda hiçbir şey yapamazsın, enerjini çöpe atmak olur bu. Bu insanı sev ve onun tarafından sevil.
Benim anlayışıma göre, eğer bu anı tam olarak yaşayabilirsen, sonraki an bu insanın yanında olması da çok muhtemeldir.
Aslında, endişelenmeye devam edersen bu insanı seni terk etmeye zorlarsın. Ve eğer bu anı çöpe attıysan, sonraki an da bu çöpten çıkar; çürümüş olur. İşte insan kendi kendini böyle haklı çıkarır. Kendi kehanetlerini gerçekleştirmeye böyle devam edersin. Dersin ki; “Evet, başından beri bu ilişkinin yürümeyeceğini biliyordum. İşte haklı çıktım.” O zaman kendini çok iyi hissedersin bir bakıma; çünkü çok akıllı ve zeki olduğun ispatlanmıştır. Aslında aptallık ettin çünkü hiçbir şeyi önceden anlamış falan değildin. Olayları böyle gelişmeye sen zorladın çünkü sana verilen zamanı, fırsatı boşa harcadın. O yüzden bu insanı sev ve geleceği unut. Bütün o yarını düşünme saçmalığını bırak. Sevebiliyorsan sev. Sevemiyorsan, bu insanı unut, başkasını bul. Ama zamanını harcama.” Dedi Osho… Yakınlık kitabıda bir sürü öğrenilmiş-hatırlanmış güzel bilgilerle kazandırdığı taptaze yeni bakış açılarıyla bitti. ☺️ Okuyanlara şifa olsun