“Kafamızın salim olması, büyük ölçüde içinde bulunduğumuz anı ne derece yaşayabildiğimize bağlıdır. Bir gün ya da bir yıl önce nelerin olmuş olduğu veya yarının neler getirip getiremeyeceğinin şu an ile bir alâkası yoktur. Siz daima ve yalnızca içinde bulunduğunuz andasınızdır!
.
Çoğumuzun aynı anda birçok şey hakkında kaygılanma sanatında ustalaşmış olduğumuz hakkında hiçbir şüphe yoktur. Geçmiş sorunlarımızın ve gelecek ile ilgili kaygılarımızın yaşadığımız ana o kadar çok hükmetmesine izin veririz ki, sonunda sinirli, kızgın, bunalımda ve ümitsiz bir duruma düşeriz. Bir yandan da kendimizi gelecekteki bir günün bugünden daha iyi olacağına inandırarak zevkleri, belirlemiş olduğumuz önceliklerimizi ve mutluluğumuzu da erteleriz. Ne yazık ki bize ileriye dönük yaşamamızı söyleyen zihinsel dinamikler gelecekte de var olacakları için o ‘daha iyi güne’ hiç bir zaman ulaşamayacağız. John Lennon’un bir zamanlar dediği gibi ‘hayat, siz başka planlar yaparken başınızdan geçenlerdir’. Biz ‘başka planlar’ yapmakla meşgulken, çocuklarımız büyür, sevdiklerimiz taşınır ya da ölürler, vücutlarımız hamlaşır ve hayallerimiz uçup gider. Diğer bir deyişle hayatı kaçırırız.
.
Bir çoğumuz hayatlarını ileri bir tarihte sahnelenecek bir oyunun son provasıymış gibi yaşar. Hayat kesinlikle bir prova değildir; hatta hiç birimizin yarın da burada olacağımıza dair bir güvencesi yoktur. İçinde bulunduğumuz ana odaklandığımızda korkularımızı kafamızdan silip atarız. Bu korkular, yeterli paramız olmaması, çocuklarımızın başlarını derde sokması, yaşlanıp ölmemiz gibi gelecekte olma ihtimali olan olaylar için kaygılanmaktır.
.
Korkuyla olan savaşınızda kullanabileceğiniz en iyi strateji odağınızı içinde bulunduğunuz ana yöneltmektir. Bu durumu, ben dahil kimsenin Mark Twain’in ‘hayatım boyunca bir sürü korkunç olay yaşadım ve bunların bazıları gerçekten başımdan geçti’ sözleri ile ifade ettiği kadar iyi açıklayabileceğini sanmıyorum. Odağınızı bulunduğunuz yer ve anda tutma alışkanlığını edinmeye çalışın. Gayretinizin karşılığını fazlasıyla alacaksınız.” Ufak Şeyleri Dert Etmeyin – Richard Carlson

****

“Ruh haliniz, son derece yanıltıcı olabilir. Hayatınızın olduğundan çok daha kötü bir durumda olduğuna inandırabilir. Keyfiniz yerindeyken, hayat muhteşem görünür, her şey kolay gelir ve problemleri zorlanmadan çözersiniz. Sağlıklı bir bakış açınız, sağduyunuz ve mantığınız vardır. Ruh haliniz olumluyken, ilişkiler pürüzsüzdür ve iletişim kurmakta zorlanmazsınız. Eleştirildiğinizde de konunun üzerinde durmazsınız.
.
Keyifsiz olduğunuzda ise hayat çekilmez derecede ciddi ve zor gelir; olaylara dar bir açıdan bakarsınız. Her şeyi şahsınıza bir saldırı olarak görür ve çoğu zaman etrafınızdakilerin davranışlarını yanlış yorumlayıp kötü niyet ararsınız.
.
İnsanların sorunlarının gerçeği, ruh hallerinin devamlı değişmekte olduğunun farkında olmamalarından dolayı hayatlarının bir gün ve hatta bir saat içerisinde baş aşağı gitmeye başladığını düşünmeleridir. Bu nedenle sabah keyifli uyanan bir kişi, eşine, işine ve arabasına karşı sevgi dolu hisler besler. Büyük olasılıkla geleceği hakkında iyimserdir ve geçmişi için minnettardır. Fakat akşamüstü ruh hali kötüye giderse işinden nefret ettiğini, eşinin onu sinir ettiğini, arabasının hurda olduğunu ve kariyerinin de çıkmazda olduğunu iddia eder…
.
…İçinde bulunduğu şartlarda, bu derece ani ve sert bir değişim olması dışarıdan bakıldığında saçma ve hatta komik gelebilir. Oysa hepimiz bunu yaşıyoruz. Keyfimiz olmadığında bakış açımızı kaybeder ve her şeyi acilmiş gibi görürüz. Moralimiz iyi olduğunda ise her şeyi çok daha iyi gördüğümüzü unuturuz. Ruh halimize bağlı olarak kiminle evli olduğumuz, iş yerimiz, arabamız, potansiyelimiz ve çocukluğumuz gibi değişmeyen şartları tamamen farklı algılarız. Moralimiz bozukken, ruh halimizi suçlayacağımıza, bir ya da iki saat içerisinde, yaşamımızın tepetaklak olduğuna inanarak, hayatımızda hiç bir şeyin doğru olmadığı hissine kapılırız.

İşin gerçeği, yaşam, neredeyse hiçbir zaman moralimiz bozukken göründüğü kadar kötü değildir. Durumunuzu gerçekçi bir şekilde algıladığınıza kendinizi ikna ederek keyifsiz olmaya ısrar etmek yerine muhakemenizi sorgulayın. Kendinize durumunuzu ‘tabii ki kızgın (ya da gergin, öfkeli, stresli, depresyonda) hissediyorum; keyfim yok. Böyle hissettiğimde hep olumsuzumdur,’ şeklinde açıklayın. Ruh haliniz iyi değilse kendinizi olduğunuz gibi kabullenip bekleyin. Çünkü müdahale etmezseniz kısa bir süre sonra toparlanırsınız. Moraliniz bozukken hayatınızı gözden geçirmek hiç de iyi bir fikir değildir ve bir çeşit duygusal intihardır. Kendinizi kötü hissettiğinizde ortada gerçekten bir sorun varsa bu problem toparlandığınızda da orada olacaktır.
.
Yapmanız gereken, kendimizi iyi hissettiğimiz anlar için minnettar olmak ve moralimiz bozukken kendimizi ciddiye almamaktır. Bir dahaki sefere moraliniz bozulduğunda kendinize ‘bunun da geçeceğini’ hatırlatın; zaten gerçek de budur.” Ufak Şeyleri Dert Etmeyin – Richard Carlson

Şu kitapta yazanları uygulasak, dünyada ne savaş kalır ne katliam. Herkes mutlu, huzurlu, doyumlu bir yaşam sürer; öfke, haset, kin, fiziksel ve duygusal şiddet yerine; anlayış, şefkat ve sevgi ilk tutunduklarımız olurdu.
.
Kitabı bitirdim ama kitaptan yapacağım paylaşımlar uzun bir süre devam edecek. Demedi demeyin. 😊 Psikolog olan ve uzun yıllar stres yönetimi hakkında çalışmalar yapan Richard Carlson arkasında öyle güzel öyle sade ve okuduğunuzda güm! etkisi yapan bir kitap bırakmış ki kendisini “2017’nin ENleri” listesine almasaydım haksızlık etmiş olurdum.
.
100 maddeden oluşan gerek kendimizle gerek sevdiklerimizle gerek yaşamla olan ilişkimizi sağlıklı bir düzeye taşıyacak olan her şey şu minicik kitaba sığmış. Eski bir kitap olmasına rağmen Beta Yayınları tekrar basarak bu şahane eserin yeniden raflarda yerini almasını sağlamış. Umarım olabildiğince fazla kişiye ulaşır…
.
Israrla, sevgiyle tavsiye olunur. ❤️

****

“Bir şey beklediğimiz gibi sonuçlanmadıysa, çoğumuz ‘şüpheye düştüysen mutlaka başkasının hatası vardır’ varsayımıyla hareket ederiz. Bu varsayımı her zaman görebilirsiniz. Bir şeyi bulamıyorsak, biri yerini değiştirmiş olmalı; arabada bir tuhaflık varsa, servis doğru dürüst tamir etmemiştir; giderleriniz gelirlerinizi aşıyorsa, eşiniz çok fazla para harcıyordur; ev darmadağınıksa, evde sizden başkası iş yapmıyordur; proje zamanında yetişmediyse, iş arkadaşlarınız kendi üstlerine düşeni yapmamış olduklarındandır. Bu örnekleri saymakla bitiremezsiniz.
.
Bu çeşit suçlayıcı düşünme şekli son zamanlarda halk arasında son derece yaygın hale gelmiştir. Kişisel düzeyde davranışlarımız, sorunlarımız ya da mutluluklarımızdan tek başımıza sorumlu olmadığımıza inanmamıza neden olmuştur. Toplumsal düzeyde ise anlamsız davalar açılmasına ve suçluların beraat etmesini sağlayan saçma gerekçelere neden olmuştur. Başkalarını sorumlu tutma alışkanlığımız olduğunda, öfkemiz, gerginliğimiz, depresyonumuz, stresimiz ve mutsuzluğumuz biz hariç herkesin suçudur.
.
Kişisel mutluluğumuz için başkalarını suçlarken, aynı anda huzurlu olmamız mümkün değildir. Bazı durumlarda, sorunun içerisinde, başkalarının ya da şartların da mutlaka katkısı vardır fakat kişisel mutluluğumuz için sorumluluğu üstlenip, üzerimize düşeni yapmamız gerekir. Sizi siz yapan içinde bulunduğunuz şartlar değildir; sadece sizin kim olduğunuzu ortaya çıkarır.
.
Bunu denemek için hayatınızdaki herhangi bir şey ya da her şey için başkalarını suçlamayı bırakın ve gelişmeleri gözlemleyin. Bu diğerlerini eylemlerinden sorumlu tutmamak anlamına gelmez. Sadece mutluluğunuzdan ve etrafınızdakiler ile içinde olduğunuz şartlara gösterdiğiniz tepkilerden kendinizi sorumlu tutmanız anlamına gelir. Eviniz dağınıksa, etrafı bir tek sizin topladığınızı var saymak yerine toplamaya başlayın. Bütçenizi aştığınızda nerelerden kısıntı yapabileceğinizi bulun. En önemlisi mutsuz olduğunuzda, mutlu olmanızı sağlayacak tek insanın siz olduğunu hatırlayın.
.
Başkalarını suçlamak büyük miktarda zihinsel enerji harcamanıza sebep olur.

Bu yıkıcı zihniyet, stres ve hastalığa neden olur. Başkalarını suçlamak, mutluluğunuzun, başkalarının kontrol edemediğiniz eylem ve davranışlarına bağlı olduğu anlamına geldiğinden, sizi, kendi hayatınızda aciz kılar. Fakat başkalarını sorumlu tutmaktan vazgeçer, gücü tekrar elinize alırsanız, kendinizi seçimi yapan kişi olarak görmeye başlarsınız. Böylece, kızgın olduğunuzda, bu ruh halinizin oluşumunda en önemli rollerden birini sizin oynamış olduğunuzu bilirsiniz. Bu da, yeni ve daha olumlu bir duygunun ortaya çıkarılmasında da kilit rolü üstlenebileceğiniz anlamına gelir.
.
Başkalarını suçlamayı bıraktığınızda hayat çok daha eğlenceli ve idamesi çok daha kolay bir hale gelecektir. Bir deneyin ve neler olacağını görün.” Ufak Şeyleri Dert Etmeyin – Dr. Richard Carlson

****

“Meditasyon gibi yoga da daha rahat ve kaygısız bir insan olmak için kullanılan son derece yaygın ve popüler bir yöntemdir. Bu teknik, yüzyıllardır insanların kendilerini daha ılımlı ve rahat hissetmelerini sağlamak için kullanılmaktadır. Günde bir kaç dakikanızı alan yoga oldukça kolaydır, her yaşta yapılabilir ve formda olmanızı gerektirmez. Bir sağlık kulübünde almakta olduğum kursta, katılımcılar arasında on yaşında bir çocuk ve seksen yedi yaşında bir adam vardı. Yoganın doğasında rekabet yoktur. Herkes kendi hız ve rahatlık düzeyinde ilerler.
.
Yoga fiziksel bir teknik olmasına rağmen hem bedensel hem de duygusal fayda sağlar. Vücudunuzdaki kasları ve omurgayı güçlendirerek esneklik ve kolay hareket becerisi kazandırır. Duygusal açıdan çok güçlü bir stres gidericidir. Beden-zihin-ruh bağlantısını dengeleyerek rahatlık ve huzur sağlar.
.
Yoga, vücudu açmak ve omurgayı uzatmak için tasarlanmış, hem yumuşak hem de zorlayıcı olan bir dizi esneme hareketiyle yapılır. Esnemeler boyun, sırt, kalçalar, bacaklar ve omurga gibi belirli, genellikle gergin ve sıkışma olan yerlere odaklıdır. Bu hareketleri yaparken konsantre olarak yapmakta olduğunuz esnemelere odaklanırsınız. Yoganın etkileri gerçekten şaşırtıcıdır. Bir kaç dakika içerisinde kendinizi daha diri ve daha açık, huzurlu ve rahat hissedersiniz. Zihniniz berrak olacağından günün geri kalan kısmında daha rahat ve odaklı olursunuz.
.
Eskiden, çok meşgul olduğumu düşünerek yogaya ayıracak zamanım olmadığına inanırdım. Artık aksinin doğru olduğuna eminim. Yoga yapmaya zamanım yok, yapmasam da olur diyemeyeceğim kadar önemli. Kendimi genç ve enerji dolu hissetmemi sağlıyor.” Ufak Şeyleri Dert Etmeyin – Dr. Richard Carlson
.
Yogasız olmaz 😊❤️

Doktor Richard Carlson yogayı pek güzel açıklamış da aslında yoga bunlardan çook çook daha fazlası. Yaz başı uzun bir yoga yazısı hazırlayacağım sözünü vermiştim size. Yazıyı yazmaya her niyetlendiğimde ne kalbimdekileri ne de zihnimdekileri bir türlü istediğim gibi yazıya dökemedim. Bu sebeple yazıyı erteledikçe erteledim. Kimse yogadan geri kalmasın diyerek benim bişeyler karalamamı beklemektense; kendi deneyimlerimden ve okuduğum kaynaklardan alıntılar yaparak ara ara paylaşımlar yapmaya karar verdim. İlki bu olsun. Umarım şifa olur. 🤗
.
Sevgiler ❤️