‘Mutsuzluğumuzun asıl sebebi sadece acılarımıza odaklanmaktır’ diyordu Dalai Lama bir kitabında.
Yaşam yolumuzda neyin yolunda gitmediğine o kadar takılıyoruz ki, zamanla yolunda giden pek çok şey minnet duyulacak bir sebep olmaktan çıkıyor. Aslında pek çok mucizeyle çevrili olan yaşamımız sıradanlaşmaya başlıyor. Yolunda giden şeyleri düşünmek için ayırılan zaman, yolunda gitmeyen şeyler için harcanandan daha kıymetsiz oluyor sanki. Yolunda gitmeyenleri düşünmeye ‘önlem almak’ ya da ‘olası senaryolara kendini hazırlamak’ diyoruz, yolunda giden şeylere odaklanmaya ise ‘polyannacılık’. ? Sanki yolunda giden şeylere sahip olmak doğuştan hakkımızmış ve özellikle düşünüp şükretmeye değmezmiş gibi bir illüzyon yaratıyoruz. Sonra diyoruz ki ‘hayat ne kadar sıkıcı, ne kadar monoton, tekdüze ya da anlamsız’.
Hayat anlamsız değil. Hayatı anlamlı kılan şeyleri görmeyi bıraktın. Sıradanlaştırdın. Kulağına gelen inşaat gürültüsüne öfkelendin ama kuş cıvıltılarına mutlu olmadın. Seçimlerinin doğal sonucu bu: tatminsiz bir yaşam.
Bencilliğimizde boğuluyoruz ama ne yazıkki bihaberiz. Psikolojik-fiziksel hastalıklarla boğuşmamıza, kronik depresyonumuza, huzursuzluğumuza, anksiyetemize şaşmamalı. Bu düşünce hatalarından sıyrılmamız lazım. Bunun için de gerekli olan öcelikle farkındalık, sonrasında niyet ve irade gücüdür.

Bu tatlı kitap Rhonda Byrne’ın yazdığı en faydalı kitap sanırım. 28 günlük bir egzersiz planı içeriyor. Egzersizler hayatımzdaki küçük güzelliklerin farkına varmamız için alan açma ve kişiyi daha çok minnet duyacağı şeylere odaklanması konusunda destekliyor. Ben 12. gündeyim. Birkaç ay önce başlayıp yarım bırakmıştım. Ancak bu sefer 28 günü tamamlamakta kararlıyım. Bazı günlerin egzersizleri çok iyi hisssettirdiği için 2 ya da 3 gün üstüste yapıyorum. Bu sebeple benimkinin 28 günden fazla süreceği kesin. ? Şimdilik bana çok iyi geldi. Disipline olmakta güçlük çekenlere çok daha iyi gelecektir.

Bu tavsiye postunu, aslında her biri muzice ve minnet sebebi olan, ama ötesini görmeyi, minnet duymayı bıraktığımız anda bizim için sıradanlaşan şeyler konusuna atıf yapan (Geçen gün hikayede de paylaştığım) Alain De Botton’un “Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir” kitabında yer alan şu paragrafla kapatayım istiyorum. “Sonuçta anlatıcı kendisine ne kadar lütufta bulunulduğunu görmemeye başlayacaktır. Kısa zaman sonra niçin hoşnutluk duyması gerektiğini unutacaktır, çünkü Gilberte’siz geçirdiği günlerin anısıyla birlikte zevk aldığını düşündüğü şeylerin izi de yok olacaktır. Gilberte’nin yüzündeki hoş gülümseme, ikram ettiği çayın hoş tadı, kızın sıcak davranışları ona o kadar tanıdık gelecektir ki biz nasıl ağaçlar, bulutlar ve telefon gibi her zaman varolan şeyleri farkedemiyorsak o da bunları farketmez olacaktır.”