“Başkalarının senin hakkında ne düşündükleri konusunda endişe duyduğun sürece, onlar senin sahibindir.
.
Ancak dışarıdan onay görmeye ihtiyaç duymadığında, kendine sahip olabilirsin….”
Tanrı ile Sohbet 3 – Neale Donald Walsch
.
Okumayı özlediğim satırlar… 💙 Biraz çevrenize baktığınızda ‘onaylanma’ hepimizin temel ihtiyacı olmuş gibi değil mi?… Buna en güzel örnek ‘moda sektörü’nü verebiliriz.
Moda olan bir şeyi hemen satın alanlardan mısınız?
Popüler olan akımları yani çoğunluğun yaptığı şeyleri yapmayı seviyor musunuz?
Çok severek yaptığın bir şey; başkaları tarafından beğenilmediğinde sende ilgini hemen kaybediyor musun?
Yaptığın şeyler başkaları tatafından beğenildiğinde kendini daha iyi hissediyor musun?
Dış koşullar duygu durumunu kolayca etkiliyor mu?
Bu sorulara vereceğin her samimi cevap, dış etkilere ne kadar açık olup olmadığınla yüzleşmen için bir yol haritası olacaktır….
.
Kitaba geri dönersek; 2 yıllık aradan sonra ‘Tanrı ile Sohbet’ serisi ellerimle tekrar buluştu…. Bu yıl sonuna kadar geçtiğimiz yıllarda okumaya başladığım ve henüz tamamlamadığım spiritüel kitaplara ağırlık verme niyetindeyim. Bakalım bu yoğun enerjili okuma serisinin hayatıma yansımaları nasıl olacak? 🤯☺️
.
Serinin ilk iki kitabını ve o dönem okuduğum diğer spiritüel kitapları nadaslamam iki yılımı aldı. Her ne kadar merak etsem de ellerim bu rafa bir türlü uzanmadı. Demekki benim için vakit yeni gelmiş…. O halde yolculuk başlasın… 👩🏼‍🚀🚀

****

“Ustalık boyutuna geldiğinizde başkalarının söz ve davranışları sizi incitmeyecektir…
.
Gelişkin toplumlar diye tanımladığım toplumların üyeleri işte bu ustalık boyutuna erişmiş durumdalar. Bu toplumlardaki varlıklar, kim olduklarının ve kim olmadıklarının bilincindeler. Onlara ‘zarar vermek’ ya da ‘incitmek’ isteseniz bile, bedenlerini terk ederek size bırakacaklardır. Eğer onları incitmeye böylesine ihtiyaç duyuyorsanız, sizin bu ihtiyacınızı gidermenize izin vereceklerdir. Bir önemli nokta daha; konuşmalarımızdan yararlanmak istiyorsanız, bunu kendi kültürünüzün yargılaması olarak görmeyin.
.
Evet, evrendeki gelişkin varlıklar, bir başka canlıyı asla kızgınlık duygusuyla ‘öldürmez’. Birincisi kızgınlık duymazlar, ikincisi, hiçbir varlığın (onun izni olmadan) bedensel deneyimine son vermezler. Üçüncüsü, asla kendilerini ‘saldırıya’ uğramış hissetmezler. Hatta bu saldırı kendi toplumlarının dışından gelmiş olsa bile. Çünkü, ancak birisinin sizden bir şey alacağını düşünürseniz kendinizi saldırıya uğramış hissedersiniz. Bu, hayatınız, sevdikleriniz, özgürlüğünüz, malınız, sahip olduğunuz herhangi bir şey olabilir. Gelişkin varlıklar, güç kullanmaya başvuracak kadar almaya ihtiyaç duyduğunuz bir şeyi zaten size verirler. Bu kendi bedenleri olsa bile. Çünkü gelişkin varlıklar her şeyi yeni baştan yaratabileceklerini bilirler. Bunu bilmeyen daha az gelişkin varlıklara istedikleri şeyi doğallıkla verirler.
.
Bu yüzden gelişkin varlıklar ne ‘kurtarıcı’dır ne de birisinin ‘despotluğunun’ kurbanıdır.
.
Ama anlayışları bunun da ötesindedir. Her şeyi yeni baştan yaratabileceklerini bildikleri halde, yaratmak ‘zorunda’ olmadıklarını da bilirler. Mutlulukları fiziksel bedene sahip olmaya bağlı değildir.
.
Son olarak da gelişkin varlıklar kendisinin ve saldıranın Bir olduğunu bilir. Saldıran kişiyi kendisinin yaralı bir parçası olarak görür. Bu durumda da tüm yaraların iyileştirilmesi gerektiğini bilir. Bir’in yeniden kendisini Bir olarak bilebilmesi için.” Tanrı İle Sohbet 3 – Neale Donald Walsch
.
Diken diken eden satırlar…
.
‘2018 En’ listesine hoşgeldin Tanrı İle Sohbet 3