‘’Bilgi bir başkasına aktarılabilir, bilgelikse hayır. Bilgelik keşfedilebilir, bilgelik yaşanabilir, bilgelik el üstünde taşıyabilir insanı, bilgelikle mucizeler yaratılabilir, ama bilgelik anlatılamaz, öğretilemez.’’ Siddhartha – Herman Hesse

Yukarıdaki cümle hikayenin kahramanı Siddhartha tarafından söyleniyor. Siddhartha Hintli zengin bir ailenin oğlu. Ancak çektiği manevi açlığı doyurabilme umuduyla evinden ayrılıp ormanda rahiplerle (samana) birlikte yaşamaya karar veriyor. Yakın arkadaşı Govindayla birlikte çeşitli öğretmenlerin müridi oluyor. Onların öğretilerini öğreniyor. Bir çok meditasyon nefes tekniği ve ruhsal çalışmalarla manevi arayışlarını devam ettiriyorlar. Ancak nedense Siddhartha bu açlığı hiçbir öğretmenin öğretisinde gideremiyor. Sonunda Budha’yla bile yolu kesişiyor ama onun o mükemmel öğretisine dahi yakın hissetmiyor kendini. En sonunda kendimin müridide mürşitide BEN’im diyor ve yoluna tek başına devam etmeye karar veriyor. Kitapta da tek başına yaptığı bu nefis yolculuğa tanık oluyoruz.

Nobel edebiyat ödüllü Herman Hesse’nin kitabı ne zamandır aklımdaydı. Hafta sonu yoga dersinde öğretmenimin verdiği ödevlerden biride bu kitabı okumaktı:) Tabi bende bir kitap kurdu olarak hemen ilk ödev olarak kitabı okudum.
Çeviriden mi içerdiği bana yabancı gelen hint kültürüne ait isim ve terimlerden mi bilemedim yazım dili başta ağır geldi. Fakat sonra su gibi aktı. Bana göre kitaptaki tüm hikaye sizi son bölümde anlatılan bilgelik dolu mesajlara hazırlamak için uyarlanmış. Yazarın zekasına hayran oldum. Ne ince mesajlar yerleştirmiş hikayeye. Tabii görmesini bilene. 🌞

Kendime çok yakın hissettiğim bir hikayeydi. Roman havasında farkındalık arttırmak isteyenlere ilaç gibi gelecektir.
Bence okuyun 😊