Kadına ve ilişkilere bakış açısına, tespitlerine hayran kaldığım Saim Koç, Aykut Oğut’un tahtını sarstı diyebilirim 🙂 Yetişkinler için olduğu kadar, çocuk yetiştirirkende doğru bildiğimiz yanlışları görmek ve dönüştürmek için de mükemmel bir rehber kitaptı. İyi ki okudum.🙏🏼
.
“Özsaygının ne olduğunu bilmek ve özsaygıyı kazanmak zihinsel, duygusal, fiziksel ve ruhsal sağlığın temelidir.
.
Bu kitap, özsaygının insan yaşamı üzerindeki rolünü tüm boyutlarıyla ortaya koymayı amaçlıyor: Özsaygı ihtiyacı, özsaygı ihtiyacının doğası, özsaygı kazanmanın koşulları, özsaygıya sahip olmanın bedelleri.
.
İnsanın özsaygı seviyesi ile bilinç düzeyi ve motivasyonu, iş, aşk ve insan ilişkilerindeki davranışları, çocuk büyütme anlayışı doğrudan bağlantılıdır.
.
Bu kitabı eline alacak kadar ilgi duyan herkes, hayatı boyunca kendine şu iki soruyu sorar.
Neden böyle davranıyorum ve davranıyorlar?
İstenmeyen davranışların değişmesi için ne gerekli?” diyor kitap arka kapağında.
.
‘Bizi en çok durduran, aşılamazmış gibi görünen engeller, aslında zihnimizde yarattıklarımızdır.’ diyen Saim Koç, kitapta özsaygı, özsevgi, özdeğer, özfarkındalık ve özgüven kavramlarını ince ince açıklarken, aynı zamanda adım atmamızı engelleyen inançlarımızı keşfetmemiz konusunda bir pusula gibi yol gösteriyor.
.
Her cümlesini satır satır okuduğum, altını çizmekten kalemler bitirdiğim, beni oluk oluk doyuran şahane bir kitaptı. Sadece kendini geliştirmek isteyen okurların değil psikologların, eğitimcilerin, ebeveynlerin, terapistlerin de mutlaka okusunlar diyeceğim harika bir kaynaktı! Sevgili ‘Özsaygı’ sende ‘2107 En’ listesine hoşgeldin diyor, paylaşımımı kitapta geçen ve çok beğendiğim bir Saim Koç cümlesiyle sonlandırıyorum.
.
“Sadece korkaklar korkmaz, cesurlarda korkar. Aradaki fark, cesurlar korkuların üzerine giderken korkaklar korkulardan kaçarlar.
…Değişim için çaba harcamayan insan otuz yaşında ölüp doksan yaşında gömülen insandır.” Size iyi gelmeyen şeyleri değiştirme cesaretini kendinizde bulacağınız bir gün diliyorum.🤗💕🌸

****

Seçimsizce herkese güven duymak iyi niyetli olmak değil, değerlendirme yeteneğinin eksik olmasıdır.
Bir kişiye daha baştan yüzde yüz güven pirimiyle başlamak sizi istismara açık kılar ve hayal kırıklıkları yaşatır. En iyisi yüzde elliyle başlamaktır. (Çünkü;) Güven hak edilir, hazır sunulmaz.” Saim Koç & Nil Gün – Özsaygı
.
Bu kitaptan bolca alıntı yapacağım. Sıkıldık demeyin, şimdiden söyleyeyim.

****

“Sevmedimiz işten/kişiden ayrılmak, hazır bekleyen bir iş/eş olmadığında zor gelir; çünkü değişim için yeterli bir ödül yokmuş gibi görünür. Oysa ödülü içindedir: Özsaygımızın artması ve ümit etme gücümüzün tazelenmesi. Hayır diyebilmek başta insana zor anlar yaşatabilir. Ama yerinde kullanılan her ‘Hayır’ ifadesi insanı güçlendirir.” Saim Koç & Nil Gün – Özsaygı
.
Bu cümleleri okuyunca geçtiğimiz yıllarda yazdığım, Yeni Yüzyıl’da yayınlanan ‘İçimdeki Garantici’ adlı yazım geldi aklıma… 😊 Biraz kısaltıp, şuraya bırakıyorum… Şifa olması umuduyla… ❤️
.
“Küçükken sokakta oyun oynadığım arkadaş grubumda bir çocuk vardı. Her zaman elindeki çikolatası bitmeden bakkala koşar ikinciyi alırdı. Bazen ‘’Bu son çikolatam’’ derdi. Bizim çikolatalarımızı yememizi beklerdi. Sonra hoppp! Arka cebinden üçüncüyü çıkarır yerdi. Bizde elimizdeki çöplerle onun hapır höpür çikolatasını yemesini izlerdik.
.
O zamanlardan dikkatimi çekmiş. ‘’Neden böyle yapıyorsun? Bitince alsana diğerini. Hem belki çikolatan bitince canın tatlı bir şey yerine çubuk kraker isteyecek…?’ diye gevelenirdim. O da, ‘’İkinci çikolatam hazır olunca birincisini daha rahat yiyorum. İlki bitince üzülmüyorum.’’ derdi.
.
Çocukluk aklı işte. Annem ve babamdan ikinciyi hak etmem için önce önümdekini yemem gerektiğini öğrenmiştim ben. Bu sebeple çocuğun yaptığı garip geliyordu bana.
.
Sonradan fark ettim ki bu kural sadece abur cuburda değil, hayatımın yetişkinlik döneminin her köşesinde bana eşlik etmiş.
.
Nasıl mı? Ben hayatım boyunca bir ilişki tamamen bitmeden ikincisine başlamadım. Bir işten ayrılmadan başka bir iş aramadım. Bir eşya tamamen kullanılmaz hale gelene, iyice eskiyene kadar ikincisini almadım.
.
Önce bitirdim. Sonra yenisi için gerekli adımları attım.
.
Belki oradan bakınca risk gibi görünüyor. ‘’Önce iş bul sonra istifa et! Deli misin? Peki ya daha iyi bir iş bulamazsan?’’ soruları az sorulmadı zamanında…
.
Doğrudur-yanlıştır demiyorum. Belki de haklılardı. Bilmiyorum. Bildiğim tek şey, ben her zaman önce ‘bitirdim’. Sonra yenisine başlamak için gerekli adımları attım. Bitirdim. Başladım. Bitirdim. Başladım. Bitirdim. Başladım. Bu hep böyle oldu.

Mevcut işimde daha fazla çalışmak istemediğimi anladığımda -kalbimin bu işe hayır dediğini fark ettiğimde- başka bir iş bulmadan istifa ettim. Belki karanlık sulardı atladığım. Kabul ediyorum. Ama ben kalbimin sesini dinlemek uğruna bunu yapma cesareti gösterdiğim için kendimi her zaman kutladım. Ve ne oldu biliyor musun? Ayrıldığım işimden ‘çok’ değil ‘çok çok çok’ daha iyisini buldum… Bu ilişkilerde de, arkadaşlıklarda da, kariyerde de; …kısaca, garantici olmadığım her konuda hayatın bana hep daha iyilerini sunduğunu fark ettim. Bu sebeple bana artık hizmet etmeyen, kalbimin hayır dediği her işi, aşkı, arkadaşlığı cömertçe harcadım. Başlarda, yokluklarına üzüldüm elbette. Değişiklik zorladı beni. Ama sonrasında hep çok ama çok daha mutlu oldum. Ben -kalbimin sesini dinleyerek- garantici olmadan, beni artık mutlu etmeyene ‘hayır’ diyerek; bilinmeyene dalma cesaretini her gösterdiğimde, hayat beni hep ödüllendirdi.
.
Şimdi bakıyorum da; ben garantici olmamak için ne kadar özen göstersem de hayatımın birçok alanının, maymun gibi diğer dala uzanmadan tuttuğu dalı bırakmayan garantici insanlarla dolduğunu fark ettim. Zaman geçiyor. İsimler değişiyor ama karakterler hep aynı.
.
Ne garip. Çocukluk arkadaşım Ali gibi, ellerinde ikişer çikolatayla gezen insanlar her kulvardan karşıma çıkmaya devam ediyor.
.
Ruhsal gelişim kitaplarında, karşınızdaki kişilerde sizi memnun etmeyen hangi özellik varsa, içinizdeki o yanınızı kabul edip, onurlandırdığınızda bu sıkıntılı durum şifalanır yazar. Bende içimdeki garantici-maymun iştahlıyla yüzleştiğimi sanıyordum. Kaç yüzlüyse artık, bitmedi bir türlü. Biri gitti. Diğeri geldi.
.
Şimdi şifa için tekrar ediyorum;
İçimdeki garantici, seni seviyorum.
Varlığını kabul ediyor ve onurlandırıyorum.
Hadi artık şifa vakti…”
.
İçinizdeki, hayata güvenmeyen ‘garantici’ yanınızla barıştığınızda emin olun hayat daha güzel daha mutlu daha huzurlu ve bol bol mucizelerle dolu oluyor… Benim hep öyle oldu. Sizin neden olmasın? 😊 Şifa ile… ☺️❤️