“Huzur içinde yaşamanın ilk şartı kabulde olmaktır. Biz kabul ettikçe koşulsuz sevginin içinde oluruz. Koşulsuz sevgide önce kendimizi, sonra yaşadıklarımızı, çevremizdekileri sever, onaylar ve kabul ederiz.
.
Koşulsuz sevgide o kişinin yaptıklarını onaylamak zorunda değiliz. Aslan ceylanı parçalıyor diye aslanı sevmekten vazgeçmiyoruz. Aslanın ceylanı yemesini onaylamıyor olabiliriz. Ancak bu aslandan nefret ettiğimiz anlamına gelmiyor. Aslanın bir davranışını kabul etmiyoruz ve bu davranışı sevmiyor olabiliriz. Hayatımıza, kendimize ve çevremize bu gözle baktığımızda daha rahat kabule geçebiliriz.
.
Sen, seni üzeni onaylamayacaksın. Sen seni üzenin sana yaptığı davranışın senin bir deneyimin olduğunu onaylayacaksın. O seni üzen kimse onu sevmeye devam edeceksin. Sevgi bir duygu değildir. Sevgi hep var olandır. Kabule geçtikçe farkına vardığımızdır. O nedenle yaşanan ve bizi üzen bir anının kahramanına olan sevgimiz bitmez. Onun davranışlarını, tavırlarını, yaklaşımlarını onaylamak zorunda da değilsin. Onunla olan bağını kesebilirsin. Onunla geçmişte yaşadığın güzel anları kötülemek, ona karşı kin duymak seni karmaşaya sürükler. Buralarda samimi ol. Geçmişte onun bana olan davranışlarından bazılarını onaylıyorum, bazılarını ise onaylamamama rağmen doğru zamanda ona bunu ifade edemedim ve beni üzmesine izin verdim.
.
Burada kendi seçimlerini kabul edersen bu deneyimin demi olan kendine öncelik vermek yerine karşındakine göre hareket ettiğinde, üzüldüğünü ve mutsuz olduğunu fark edersin. İşte orası rüyadan uyandığın andır. Bu kararı ben verdim, o gün durumu idare etmek, risk almamak veya kaybetmemek için sustum, kabul ettim. Bugün ise bu deneyim sayesinde doğru kararlar verebiliyorum. Bu deneyime şükürler olsun.
.
Kabul enerjisi kalp çakramızı aktifleştirir. Kalp çakrası açıldığında ise cennetin kapısı açılır. Huzurda, huzurlu ve sevgiyle yaşarız.”
Niyet Defteri – Meltem Güner
.
Kabul ettikçe anlayış ve sevgi çiçek açar. Kalbinizdeki tüm kin, öfke, nefret ve pişmanlıklarınızı bırakın… Çünkü bırakmak özgürleştirir….

Ne demişti Don Miguel Ruiz, ‘1. Hiçbir şeyi kişisel algılama.’ Herkes kendine göre en iyi bildiği yolu izler ve seçimler yapar. Biri sana olumsuz davranıyorsa bu onun kimliğini gösterir ve onun sorunudur senin değil. Senin sorumluluğun olumsuz davranışlar karşısında takındığın tutumdur. Rahatsız olduğun durumları muhattabına dile getir. Senin alanında kalmak isteyen rahatsızlıklarına ve hassasiyetlerine özen gösterir. İfade etmeden değişiklik beklemek rüya görmektir. ‘2. Kelimelerini özenle seç.’ ‘3. Varsayımlarda bılunma.’ Durumu netleştirmek için her zaman iletişim kur. Boşlukları kafandan senaryolar uydurarak tamamlama. ‘4. Elinden gelenin en iyisini yap.’
.
Dört anlaşmayı uyguladığınızda, seçimlerinizin sorumluluğunu aldığınızda kabul ve teslimiyet kendiliğinden gelir…. 💙
.
Kalp çakranızın ardına kadar açıldığı mutlu bir haftasonu olsun 🌿☺️🙏🏼

****

“Teslimiyet bizi en hayırlı limana taşıyacak olan kayıktır.
Teslimiyet, her şeyi değiştirebileceğini zannederek yaşayabilmek ve sonunda hayatı bırakıp gideceğini hatırlayarak kollarını açmaktır olana, teklif edilene. Kabul kapısıdır. Kabulden önce sabır kapısına uğrarsın. Sabır sürecinde suskunluk hâkimdir. Rüzgâr gücünü arttırdığında yelkenleri indirmektir. Ona karşı değil, onunla beraber olabilmektir. Eminlik minderine oturur, sabrın ile seyredersin hayatı. Çırpınınca değil de bırakınca mucizelerin kapısını açacağını hatırlarsın. Bıraktığın anda kucaklanacağının kabulüdür teslimiyet. Yelkeni açmadan beklerken eminsindir. Yeniden başlayacak. Ama sormazsın ne zaman diye, vakti gelincedir senin zikrin… Beklentisizleştirir sabır kapısı seni, yapabilecekken yapamazsın, en hayırlı limana yol aldığını bilerek, bırakırsın.
.
Biz hiçbir şey yapmadığımızda bile her şeyin mükemmelce akacağından emin olmaktır. Çabalamamak değil, tam tersi çabalarken ve her şey yolunda ilerlerken emin olduğun gibi, istediğin gibi gelişmediğinde de aynı eminlikle kabule geçebilmektir.
.
Nefsin arzularıdır teslimiyete giden yolu tıkayan. Nefsin gıdası itiraz ve inattır.
.
Her şey tam tersini söylerken biz istediğimiz olsun diye diretiyorsak bırakmanın vakti gelmiş demektir. Övgüdür bir diğer gıdası nefsimizin, övgüyle oyalarız kendimizi ve bu bizi hayatın akışına katılmaktan alıkoyar. Kendimizi haklı görme haliyle tutunur kalırız, egomuzun dallarına. Yargıdır kibrimizi besleyen, kibir varsa teslim edemez ancak teslim alınırız.” Niyet Defteri – Meltem Güner
.
Kitabın her bölümü ayrı bir güzeldi. Ama şu yukarıdaki cümleler kitapta en can alıcı, en güzelleriydi sanki… Nasıl akıcı ve naif bir kitaptı… Anlatımları… İçindeki niyetler… Farkına vardırdıkları…
.
Yine mükemmel bir zamanlamayla yollarımı bu kitapla kesiştiren sisteme şükürler olsun… Okuyun. Okutturun. Bana teşekkür edeceksiniz.
“2018 EN” listesine elbette aldım kendisini. En güzel kitapların yılı oldu bu yıl. Aynı güzellikte hatta daha da güzelleşerek devam etsin kitap seçimlerim… ☺️🙏🏼
.
Şifa ile… Olana teslim olduğunuz bir gün olsun.💙🦋