Konya ziyaretim sırasında, şu an yarısında olduğum ansiklopedi kıvamında bilgi dolu bir kitaba başladım.
.
Prof. Dr. Kenan Erzurumlu’nun kaleme aldığı “Geçmişten Günümüze Mistisizm ve Tasaffuf” adlı kitabı Mistisizm’i alıyor bilinen en eski medeniyet olan antik Mu uygarlığından başlayıp, günümüze kadar olan tüm din ve diğer inançlar içindeki yerini inceliyor.
.
Hikayeleştirilmiş anlatım sevenlere ağır gelebilecek bir kitap. Ancak çocukluğundan beri ansiklopedi karıştırmaya bayılan, bilgi dolu kitaplara bayılan ben gibilerin bayılacağı, takıldıkça tekrar tekrar başvurabilecekleri şahane bir araştırma kitabı olmuş.
.
Mistisizm dedik de ne olduğunu da kitaptan bir alıntı yaparak açıklayalım. Fikri olmayanlara ışık, belkide kitabı almalarına ilham olur. 😊
.
“Felsefe ve ilim, beş duyu ile elde edilen bilgiyi esas alıp, ‘düşünmeyi, araştırmayı, analizi’ kullanırken, mistisizm, beş duyunun algılayamadığı, aklın ötesindeki gerçek üstünü (gerçek bilgi) konu alır ve sezgiye dayanır.
.
Dinler, iyi ve ahlâklı hayatı ön görür. Mistisizm ise, Tanrı’ya ulaşmayı ve onun aşkıyla yaşamayı hedefler. Diğer bir ifadeyle mistisizm, Tanrı ile insanın ‘bir’liği olarak tarif edilir.” Mistisizm ve Tasavvuf – Kenan Erzurumlu
.
Mistisizm ve Tasavvuf konularının aşığı olarak ben, bu kitabı çok sevdim. Okuyana şifa olsun. ❤️🙏🏼
.
Ayrıca herkese musmutlu bayramlar olsun ❤️❤️❤️

****

Kitap bitti. Bitti bitmesine de, hala aklıma takılan, ilk okuduğumda çok şaşırdığım ‘İsmaililik’ ile ilgili bir bilgiyi sizinle paylaşmak istiyorum:
.
MS 8. yy’da Hz. Ali’nin katliamından kurtulan torunu Zeynelabidin’in soyundan gelen Câfer Sâdık’ın oğlu İsmail’in imamlığını yaptığı kabul edilen dönemin Bâtınîlerinin kurduğu bir örgüt var. Bu örgüt, ‘İsmaililer’ olarak biliniyor ve üyeleri dönemin bilinen genç sanatkarlarıymış.
.
Peki nedir bu İsmailileri diğer dini topluluklardan farklı kılan?
.
Tabiki doğruluğunu savundukları bazı fikirler. Bu fikirler zamanın katı islam inancına ters düştüğü için ayrı bir örgütlenme içine girmişler.
İsmaililer, zekat ve haccın farz olmadığını, erkeğin erkekle evlenebileceğini, yeniden doğum ve reenkarnasyonun gerçek olduğunu savunmuşlar. Onlar, Tanrı asla yargılamaz demiş ve oruç, hac, zekat gibi ibadetler gereksiz olduğu için kaldırılmış; kadınların erkekler ile eşit olduğu kabul edilmiş. ?!?
.
MS 8. yy’dan bahsediyoruz. O zamanlarda -önemi günümüzde yeni yeni anlaşılmaya başlanan- bu kavramlar bu topluluk tarafından reddedilme pahasına kabul görmüş. Bu eşitlikleri savundukları için toplum tarafından dışlanmış, sapkın bir grup olarak yargılanmışlar. Belki çok aykırı başka görüşleride vardır. Kitapta yazdığı kadarıyla bir değerlendirmede bulunuyorum şuan. Seyahatte olduğumdan daha derin bir araştırma yapma şansım olmadı ancak eve döner dönmez bu konuya daha derinlemesine el atacağım. 🙂
.
Ben okuduğumu paylaştım. Değerlendirmesi sizelerin kalbine kalmış. ❤️😊