Kalbine ayna tutmak isteyenler… Özüne doğru keyifli bir yolculuğa çıkmak isteyenler buyurun yol buradan geçiyor… Aşkla bağlı olunur mu bir kitaba? Ben oldum… İşte aşkım ‘Mesnevi’… Herkesin bildiği ancak ne yazıkki azınlığın okuduğu bir şah’eser. Bu eseri anlatacak uygun kelimeler ne yazık ki bulamıyorum… Saygımdan çok fazla laf kalabalığıda yapmak istemiyorum… Yapabileceğim tek tavsiye, Mesnevi’nin bu basımını okuması ve anlaması oldukça kolay. “Ben aldım… Çok arapça kelime içeriyor okuduğumdan birşey anlamadım” diyenler Timaş Yayınevi’nin bu basımını okuyabilirler… Sayfalarda ilerledikçe dertlilere deva, hastalara şifa, borçlulara eda olacak, kalpleri yananları aşka boğacak, bazen sıcacık bir yorgan, derin bir nefes, bembeyaz bir kar tanesi ya da ışıl ışıl bir yıldız olacak ve kalbinizdeki en karanlık koridorları aydınlatacak…. Aydınlanmak ve Mevlana ile buluşmak isteyenlere… 👓📚

****

“Aşk çağırdığı vakit, davete icabet gerekir.” demiş Mevlana

Davet geldi, bende icabet ettim. ☺️ Şeb-i Aruz’un güzel enerjisinden olsa gerek Mesnevi’yi tekrar elime aldım. Bir süre haşır neşir olacağım gibi görünüyor.
Bu ayı tasavvuf ayı ilan ediyorum kendime… Bol bol tasavvuf okuyacağım 🙂 O halde Mesnevi’den güzel bir hikaye; “Avcının yakaladığı küçük kuş birden konuşmaya başladı:
– Ben minicik bir kuşum dedi, etim, dişinin kovuğunu bile doldurmaz. Eğer serbest bırakırsan işine yarayacak üç öğüt veririm. Dinle, birinci öğüdüm şu: “Olmayacak bir söz duyarsan, asla inanma!”
Avcı şaşırmıştı. ikinci öğüdü isteyince küçük kuş:
– Beni bırak, ikinci öğüdümü şu damın üstünde vereceğim dedi.
Avcı kuşu bıraktı. Bir lahzada dama konan kuş:
– Dinle dedi, “geçip gitmiş şeyler için asla üzülme”. Olan olmuş, biten bitmiştir çünkü. Bak, benim karnımda on dirhem ağırlığında bir inci vardı. Çok kıymetli bir inciydi bu. Ne yazık ki elinden kaçırdın…
Avcı daha çok şaşırmış, kuşu serbest bıraktığına pişman olmuştu. Ah vah etmeye, saçını başını yolmaya başladı.
Kuş:
– Ne oldu? diye sordu. Niçin dövünüp duruyorsun? Ben sana olmayacak söze asla inanma dememiş miydim? Sen karnımda inci olduğunu duyunca bu öğüdü hemen unuttun. Kendisi üç dirhem gelmeyen kuşun karnında on dirhemlik inci olur mu hiç? Üstelik ikinci öğüdümü de unutmuşa benziyorsun. Hani elden kaçırdığın şeyler için asla üzülmeyecektin!
Avcı utanmış başını yere eğmişti.
– Üçüncü öğüdünü ver bari diye inledi.
Küçük kuş damdan kalkıp yüksekçe bir ağacın dalına kondu ve oradan gökyüzünün boşluğuna doğru süzülürken şöyle bağırdı:
– Behey sersem avcı, sen verdiğim ilk iki öğüdü tuttunmu ki üçüncüsünü istiyorsun?” #sabır ❤️